12 GÜNLÜK YAŞAMIN KABIZLIK OLUŞMASINDA Kİ ROLÜ VE KABIZLIKTAN KORUNMAK VE TEDAVİ OLMAK İÇİN ÖNERİLER

Kişiler normal yaşamlarını sürdürürken belli bir zamanda “kabızlık” şikayetinden yakınmaları rastgele bir unsur değildir. Olumsuz bazı küçük faktörlerin birikimi bu şikayetlerin oluşumunu sağlamaktadır. Günümüzün özellikle temposu artmış hızlı modern hayatı kabızlık konusundaki olumsuzlukları artırmaktadır. Vücut ve kişilik özelliklerinin yanısıra beslenmenin yeterli ve düzenli olmaması, gereğinden az sıvı alınması, eksersiz ve tuvalet alışkanlığının programlı olmaması, gibi unsurlar kişileri birer “kabız” adayı yapabilir. İlerleyen yaşlarda daha sık ortaya çıkan bu tehlikeden korunabilmek için aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmek gerekmektedir.

  1. Lifli besin tüketiminim artırılması: Özellikle büyük şehirlerde çalışan kişiler ulaşım problemlerinin kaybettirdiği zamanı telafi etmek için yemek sürelerini kısaltmakta ve yemek alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalmaktadırlar. Çalışma hayatında hızlı yaşam şeklinin bir örneği olan “fast-food” ve diğer hızlı menüler yağ, karbonhidrat ve proteinden zengin fakat lif’ten fakirdir. Lif barsak içeriğinin şişmesine yol açarak kalın barsak geçiş süresini kısaltır. Normal kalın barsak fonsiyonlarının gerçekleşmesi için günde 20 gram lif alınmalıdır. Orta boy bir elma 3 gram, yarım kase ıspanak 2 gram, beyaz ekmek dilimi 0,8 gram lif ihtiva etmektedir. Tamamı sindirilebilen şeker, süt ve et ürünleri çok az lif ihtiva etmektedir.Ne kadar lif alınmasının gerektiğinden çok liften zengin gıda kaynaklarının bilinmesi daha önemlidir. Gıdasal lif daha çok bazı sebze türlerinde, meyvelerde ve tahıllarda bulunmaktadır.
  2. Yeterli sıvı alınımı: Günlük sıvı ihtiyacı en az -normal ısı ve hareketlilikle- 1,5 litre (8 su bardağı) sıvı alınması gerekmektedir. Çevre veya vücut ısısının ve hareketliliğin artması halinde bu miktar artırılmalıdır. Az sıvı alınması halinde barsak içeriği sertleşir, gaitanın barsak içinde ilerlemesi zorlaşır, kabızlık oluşmasına veya şikayetlerin artmasına neden olur. Çevre ve vücut ısısının ve günlük hareket miktarının artması ile daha fazla sıvı alınması gerekir. Yaz günleri günlük sıvı ihtiyacı 4,5 litreye (24 su bardağı) kadar ulaşmaktadır.
  3. Yeterli fiziksel aktivite: Genellikle oturarak büro işleri yapanlarda karın adalelerinde bir zayıflama söz konusu olduğu gibi, barsak hareketlerinde de bir yavaşlama olmaktadır. Karın adalelerinde zayıflama dışkılamayı zorlaştırmaktadır.
  4. Günlük stress: Günlük yaşamda stresin artması mide barsak sisteminin çalışmasında genel bir yavaşlamaya neden olmaktadır.. Stresli bir iş yapanlarda ve huzursuz bir işyerinde çalışanlarda kabızlık şikayetinin daha fazla rastlanmasının nedenlerinden biri de budur.
  5. Düzenli beslenme: Yemekler esnasında midenin yiyecekler ile dolması ile kalın barsak hareketleri arasında yakın bir ilgi bulunmaktadır. Sabahları belli bir saatte uyanmamızı sağlayan vücut ritmimiz gibi, mide barsak sistemi de belli bir düzen içinde çalışmaktadır ve kendisini bu ritme göre ayarlamaktadır. Beslenme saatlerinin düzenli olması, mide barsak sisteminin de bu ritme uygun olarak çalışmasına neden olur. Beslenme saatlerinin düzensiz olması bizi kabızlık adayı yapabilir.
  6. Düzenli tuvalet alışkanlığının sağlanması: İş akışı nedeni ile dışkılama hissinin oluşmasını takiben tuvalete gidememek ve dışkılamayı geciktirmek barsak sistemine olumsuz etki göstermektedir. Kalın barsağın son bölümünde biriken gaita, özellikle bu bölümün genişlemesine, barsak adalelerinin ve pelvis tabanını kapatan adalelerin ve dışkılama refleksinin zayıflamasına neden olabilir. Bu olumsuz değişiklikler kabızlık oluşmasında önemli bir etken olmaktadır. Kalın barsakların çalışması ve dışkılama fonksiyonu bir önceki paragrafta belirtildiği gibi biyolojik ritm ile yakından alakalıdır. Kişiler genellikle günün belli bir saatinde ihtiyaçlarını gidermektedirler. Eğer böyle bir düzen var ise bu düzenin devam ettirilmesi gerekir. Böyle bir düzen mevcut değilse veya kabızlık halinde sabah kahvaltısından hemen sonra tuvalettte 15 dakika dışkılama yaparmış gibi eksersiz yapmak, kısa zamanda kalın barsaklar için yeni bir dışkılama ritmi oluşturacaktır. Karın adalelerini güçlendirilerek, dışkılama fonksiyonunu kontrol edilebilir hale getirecetir.
  7. Kabızlık etkenlerinin bilinmesi ve idrak edilmesi: Kabızlıktan korunmada en önemli faktör bu etkenlerin bilinmesi ve idrak edilmesidir. Diğer bir deyişle bilineni günlük yaşamda uygulamaya sokmaktır. En kolay kontrol edilebilecek faktörler, yemek ve sıvı alma alışkanlığı, günlük hareketlilik süresidir. Bu işlemleri uygulaması zorunlu bir program olarak görmekten ziyade doğal olarak yaşamak gerekmektedir.
  8. Yumuşatıcı ilaçların (laksatiflerin) uzun süreli kullanımı kabızlık yakınmalarını artırabilir: Uzun süreli laksatif kullanımında kalın barsakların spontan hareketleri azalır ve tembelleşir. Aynı zamanda mineral dengesizliğine ve yandaş hastalıklar için alınan ilaçların emilimini azaltarak yararlarının azalmaına neden olur.
  9. Tedaviye uyumluluk sağlanması: Kabızlık şikayetlerinin giderilmesi, uzun süreli bir tedavi programına ihtiyaç göstermektedir ve bu program çerçevesinde kişinin kişilik özelliklerine gereken önemi veren genel bir çerçeve çizilir. Tedavi için müracaat eden kişi, genelde itirazcı bir tavırla programın gerçekleşmesi gerektiğine inandığını, fakat bazı detayların “maalesef” kendisi tarafından gerçekleştirilemediğini belirtir. Bu itirazcı tavır inanılan tedavi programının yaşama uygulanmasını engeller, onu başarısız kılar. Buna rağmen kişi kendi katkısı olmasa da “bir sihirli asanın” kendisine yardımcı olacağına inanmaya devam eder

Tedaviye müracaat eden kişi ancak, verilen tedavi programını yaşam şekli olarak kabul ederek programa inancını belirtmiş olabilir. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişi ile hekimin tam bir uyum içinde olmaları gerekir

ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

Hosted by www.Geocities.ws

1