FIKRALAR

 

                                           EŞŞEK
Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahçesindeki   elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve 
eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahce sahibi ikisini 
de görür ve yakalar. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar : 


- Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum!
- Sor bakalım. 
- Neden önce beni degul de eşegi dövdün ? 
- Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan !... 
                                İKİ VAKTE KADAR         
Eski deyimle basur (yeni ve bilimsel söylenişiyle hemoroit) çekenler bilir, çok ıstırap veren bir hastalıktır. Adamcağız da hemoroitten öyle çekmiş ki...Derken biri Kahve telvesi sür deyince, bir yerlerden kahve bulmuş.Bol bol koyup pişirmiş.Sonra da avuçladığı gibi sürmüş.Sürmüş ama...Ağlaya sızlaya doktora koşmuş. Soyunmuş, eğilmiş.Doktor da eğilmiş, bakarken...Hasta sormuş :  

-Ne var doktorcuğum? Ne gördün?
-Vallahi iki vakte kadar bir yol görünüyor.Birde uzun boylu birinden toplu para alacaksınız.Haaa Bir de mektup var.

                               HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ  
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır"yazılı doktora girdi.Gülerek :  
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da güldü :  
-Tabii, hatırlamaz olur muyum? 
-Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?  
-Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...
                               AMELİYAT YERİ 
İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :  
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.   
Delikanlının gözleri parlar.  
-Göster canım göster.   
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :  
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....
                               ENAYİ DEĞİLİM  
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :  

-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda gördüğünüz gibi büyük hasar var. 
Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!

                                TEK ASKER
Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :  
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?
Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.  
Komutan en sonunda :  
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.  
Temel dayanamamış ve :  
-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!
                                  ÜÇ KEZ

Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :  

-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.

Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, 

tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.

Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.

Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi? 


Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :  
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.  

Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :  
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun? 
                                 HOO!!!
Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş.Köylüler cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış.
Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da, öküzler de çamura saplanmış.
Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.  

O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş :  

-Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün, mübarek?   
                                   BAKAN KARISI? 
Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :  

-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.  
Karısı biraz düşündü sonra:  
-Hangisinin? 
                                   İYİLİK MELEĞİ
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses :  
-Binme, bu uçak düşecek! 
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.  
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :  
-Uçak düştü kurtulan olmadı! 
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında :  
-Binme bu trene, raydan çıkacak!  
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :  
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...  
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :   
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :  
-Sen kimsin yahu? 
-Ben senin iyilik meleğinim! 
Adam iyice kızmış :  
-Ulan evlenirken neredeydin!
                                                                                        İKRAM
Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :   
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz?  
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :  
-İstersen ayran getireyim, der.  
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.   
Adam ayranı içtikten sonra çocuk :  
-İstersen daha getireyim, der.  
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik! 
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır :  
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!
                                   HEPSİ BİRDEN  
Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu :  
-Bakın çocuklar, dedi.Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır.Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...
Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı?   

Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu :  
-Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?   
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan :  
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim. 
Adamcağız şaşırdı :  
-Hepiniz mi?   
-Evet efendim, hepimiz birden.   
-Neden?   
Çocuklardan biri cevap verdi :  
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim! 
                               SAPIK DOKTOR
Psikolog karşısındaki sinir hastası bir genci teste tabi tutmaktadır.Kağıt üstüne bir dikörtgen çizip :  
-Bu size neyi hatırlatıyor?diye sorar.  
Hasta :  
-İçinde kadın bulunan bir yatağı, diye cevap verir.Arkasından psikolog kağıda büyükçe bir kare çizer.Hasta, bu kez :  
-İçi kadın dolu bir oda, der.  
Derken, çok büyük bir dikdörtgen çizdiğinde, hasta bu sefer de :  
-Bu da içi kadın dolu bir ev, deyince, psikolog dayanamaz :  
-Tamam beyefendi, der.Siz bir kadın budalasısınız.  
Ama psikolog daha lafını bitirmeden, hasta bağırır :  
-Ne, ben mi?Aslında sen kadın budalasısın be! Sabahtah beri bana terbiyesiz resimler çiziyorsun...
                        MUTLAKA SARHOŞTUR  
Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur :  
-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.  
Polis çirkin  kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :  
-Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.

Şimdilik bu kadar; görmek istediğiniz fıkraları email ile yollayabilirsiniz...

Hosted by www.Geocities.ws

1