Yeni! ABETTOR Newsletter Sayı 2
Yeni! ALTERNATIVE Sayı 3
Yeni! SONIC SPLENDOUR Sayı 3
Yeni! TENEBRARUM Sayı 4
ABETTOR Newsletter Sayı 2 2003
Söz
konusu newsletter Haziran 2003'te yayınlanmış, yani geç bir review ama madem
elime ulaştı bir şekilde tanıtımını yapmak boynumun borcu. Newsletter Ataraxia
Distro'dan Erdem ile Eternity Zine'den Barış arkadaşlarımızın ücretsiz olarak
dağıttıkları ortak bir oluşum. Cut & Paste şeklinde hazırlanmış ve 2 A4
sayfa. İçerik Couragous ve Ghouls gruplarıyla röportajlar, 20 civarı kritik ve
haberler kısmından oluşmakta. Kritikler fena değil, bana Ecinnia Zine günlerimi
hatırlattı. Yani elemanlar benim o zamanki halime yakın durumdalar ama
diyebilirim ki kendilerini geliştirebilirler, özellikle röportajlarda grup
tarihçesi istemek gibi klişelerden kaçınırlarsa. Bunun haricinde birkaç ufak
tefek yazım hatası da dikkatlerden kaçmıyor, örneğin Alternative Mag. İçin
defalarda "Altarnative" denilmiş. Her ne kadar ufak hatalar olsa da hata
hatadır, yapılan şey 2 sayfalık bir newsletter bile olsa kalite kontrol
seviyesini daima en yüksek seviyede tutmak gerek. Çalışma dediğim gibi ücretsiz,
tahminimce elemanların dağıttığı diğer ürünlerle beraber adresinize
yollanacaktır. Umarım devamı gelir. - Mert
http://theataraxia.cjb.net
www.eternity.com.tr.tc
ALTERNATIVE Sayı 3 2004
Bursa’nın UG piyasaya kazandırdığı en çalışkan şahıs Ferdi Arslan
dergisinin üçüncü sayısıyla karşımızda. Öncelikle bu sayıda her ne kadar hala
kritik ve röportaj vererek birkaç kişi katkıda bulunmuşsa da ipleri tamamen
Ferdi’nin eline aldığı dikkat çekiyor. Format yine aynı, siyah beyaz matbaa
kapak ve kaliteli fotokopi iç sayfalar. 52 A4 sayfadan oluşan dergide ilk göze
çarpan şey kapaktaki basım hatası oluyor maalesef, zira kapağın boyutu standart
sayfa boyutunun yani A4’ün üzerinde. Bence çok önemli bir problem değilse de bu
şekilde biraz daha kullanışsız olmuyor da değil. İçerik ise oldukça sağlam:
başta Negura Bunget, Cenotaph, Cadaverous Condition, Blood, Agony, Cock And Ball
Torture olmak üzere birçok farklı türden ve ülkeden toplam 19 grupla röportaj,
sayamayacağım kadar çok albüm, demo ve dergi kritiği ve kapsamlı bir haberler
kısmı. Dergi için oldukça iyi çalışılmış olduğu ortada. Dergiyle ilgili sanırım
eleştirebileceğim tek nokta dil sorunu. Dergi İngilizce ve maalesef kullanılan
İngilizce yeterli seviyede değil ve bu da derginin okunabilirliğini azaltan bir
etken. Her ne kadar röportajlarda bu sorun o kadar göze batmıyorsa da
kritiklerde oldukça sorun yaratıyor. Ferdi’ye tavsiyem Alternative’i Türkçe
olarak hazırlaması, zira bu şekilde hem yazım açısından kendisi için çok daha
serbest bir ortam oluşacak hem de çok daha okunabilir bir dergi ortaya
çıkacaktır. Üstüne üstlük piyasada bu tip Türkçe olarak yayınlanan bir derginin
de yokluğu göz önüne alınırsa benim önerim Alternative’in Türkçe olarak devam
ettirilmesi şeklinde. Ama sonuçta sağlam UG içeriği ile sizi uzun süre idare
edeceği muhtemel bir çalışma ortaya çıkmış ve dergi yokluğunda kaçırmamanızı
tavsiye ederim. – Mert
Bursa'dan Semih arkadaşımızın hazırladığı fanzin Darbeli Matkap. Elemanın ilgili olduğu türler Grind, Death, Noise, Crust vs... Doğal olarak da içerik buna göre oluşmuş. Inhumate (farz), Fuck The Facts, Pigsty, Puridity, Debodified röportajları ve 40 civarı kritik. Başlangıç için iyi. Kritikler yeterince ayrıntılı. Röportajlar belki daha uzun ve ayrıntılı olabilirdi. Dizayn gayet sade ve güzel. 20 A5 sayfa ve tabi ki fotokopi. Bir ilk sayı için hiç fena değil, umarım devamı gelir. Fiyatı bilmiyorum, sorup öğrenebilirsiniz. - Mert
GECEYARISI SİNEMASI Sayı 18 2003
Türkiye’nin “öteki” sinema dergisi Geceyarısı Sineması 18. sayısında
bizleri bilgiye boğmaya devam ediyor. 52 sayfalık dergide yine birbirinden
ilginç yazılar mevcut. “Sinemanın Gölgesi” başlıklı, F.W. Murnau’nun
“Nosferatu”’su ile E. E. Merhige’in “Shadow Of The Vampire”’ının
karşılaştırıldığı yazı çok ilginç. Kunt Tulgar söyleşisi başlı başına bir olay,
bu röportaj sayesinde hastası olduğumuz avantür Türk filmlerinin nasıl bir yapım
sürecinden geçtiği konusunda da daha fazla bilgiye sahip oluyoruz. Bu sayıda
ayrıca kült yönetmen Jesus Franco dosyası 2. bölümüyle yer buluyor. Dizayn yine
minimalist ve direk olarak içeriğe konsantre olmamızı sağlıyor, bunun da
hastasıyım. Bu arada geçtiğimiz aylarda vefat eden dergi yazarlarından Sadi
Konuralp’in de (muhtemelen) son yazısı “Tenten İstanbul’da” bu sayının önemli
kısımlarından. Sonuçta bu sayıyı bir çırpıda okuyup bitirdim ve yeni sayıyı
sabırsızlıkla bekliyorum. Muhtemelen siz bu yazıyı okurken yeni sayı çıkmış
olur. Bu dergiyi kesinlikle alın, takip edin, sinemayla fazla haşır neşir
olmasanız bile buradaki ilgi çekici yazılar sizi sinema bağımlısı yapmaya
yetecektir. – Mert
Utku
& The Company, Sonic Splendour # 4'ü piyasaya sunmak için son hazırlıklarını
tamamlayadursun, biz bu sırada Sonic Splendour'un 1 seneden fazla bir zaman önce
yayınlanmış bu son sayısına bir göz atalım. Ne de olsa dergi halen dağıtımda ve
bu durumda tanıtımını yapmakta bir gariplik yok bence. Sonic Splendour
Türkiye'deki favori dergilerimden birisi. Bunun sanırım en büyük sebebi daha ilk
sayısından itibaren kendine özgü bir dil, bir tarz oluşturmaya çalışması ve
geçen zaman içinde görülebildiği üzere bunu başarması. Derginin görsel olarak
mütevazı, sade ve üniform bir yapısı var ve bu da okumayı oldukça zevkli
kılıyor. Röportajlar ve röportajlanan grup ve kişiler ilgi çekici. Bu konuda
dergi elemanları sadece UG müzik ile sınırlı kalmıyor ve bu da dergiyi daha
ilginç kılıyor. Röportajlarda klişelerden kaçınılsa da geyiğin tadı kaçırılmadan
söz konusu kişinin müziği/sanatı/uğraşı hakkında ayrıntılı bilgi edinilebiliyor.
Derginin söz konusu sayısında Mastic Scum, Shadeworks, Haemorrhage, Clawfinger,
Deeds Of Flesh gibi bir yığın grubun yanı sıra çizer John Zig, Food Geek
Fanzine, Black Orchid Productions, Animal Liberation Front gibi isimlerle de
röportajlara yer verilmiş. Her ne kadar vejetaryenlik olayı bana ters olsa da bu
tip farklı konulara da yer verilmesi dergiyi hem daha kişisel hem de daha
eklektik bir havaya büründürüyor. Ancak dergi kusursuz da değil, her ne kadar
kusuru oldukça küçük olsa da. Utku Usta'nın kişisel bir çalışması olarak
başlayan dergi geçen zaman içinde farklı elemanların da katkısıyla toplu bir
oluşum halini aldı ve maalesef bu bazen derginin dilinde daha doğrusu dilindeki
devamlılıkta kırılmalara yol açıyor. Sanırım bu konuyu biraz açmam gerekir.
Örneğin Utku'nun yazdığı bir kritikte çok sağlam, kelime hazinesi son derece
geniş ve yaratıcı bir İngilizce ile karşılaşılırken Can'ın kritiklerinde çok
daha sade ve Utku'nunkine oranla biraz zayıf bir İngilizce ile karşılaşıyoruz.
Bu da doğal olarak dergideki anlatım bütünlüğünü hafiften zedeliyor ancak
dediğim gibi bu da bir ayrıntı aslında. Bu arada derginin İngilizce hazırlanması
doğal olarak yurtiçindeki potansiyel birçok okuyucuya ulaşmalarını engellese de
kişisel bir tercih olduğundan buna saygıyla yaklaşmak gerekir. Gerçi yukarıda
anlattığım kopukluğun da temelde İngilizce kullanımından kaynaklandığını
düşünmüyorum da değil. Ancak dediğim gibi, bu sadece bir ayrıntı ve daha çok
"dergi nasıl daha iyi olabilir?"'i düşündüğüm için buna değindim. Sonuçta
verdiğiniz paranın her kuruşuna değecek kaliteli bir dergi Sonic Splendour ve
bugüne dek hala tanışmadıysanız vakit kaybetmeden 3. sayıdan yolculuğa
başlamanızı tavsiye ederim. Bu arada 4. sayının içeriği de çok iyi görünüyor, bu
da ufak bir not: Herifler Mike Patton'la röportaj yapmışlar! - Mert
TENEBRARUM Sayı 4 2004
Uzun
bir aradan sonra İzmirli Tenebrarum tekrar karşımızda. Baştan belirteyim, bu
dergide bana ait bir takım yazılar da mevcut, bu yüzden dergiyi eleştirirken ne
kadar sağlıklı davranabilirim bilemiyorum ama görüşüm bunun Tenebrarum'un en iyi
sayısı olduğu yönünde. Berkay her sayıda kendini ve dergisini geliştirmiş olarak
karşımıza çıkıyor ve görebildiğim kadarıyla geçen bu zaman ona yaramış. Dergide
yer alan 24 grup röportajında (Elend, Lacrimosa, My Dying Bride, Moonspell vs…)
dikkat çeken ilk şey Berkay'ın gruplara formalite sorular yerine gerçekten
cevabını merak ettiği, ilginç sorular sorması ki bu da kendisinin röportajlar
öncesinde söz konusu grupları iyi incelediğini gösteriyor. Bu da doğal olarak
röportajları sürükleyici ve okunabilir kılıyor. Dergide dikkat çeken en pozitif
gelişim ise metal dışı daha doğrusu müzik dışı konulara eskisinden daha fazla
ağırlık vermesi. Ingvar Ambjornsen, Haşmet Babaoğlu, Hakan Kurşun, Fatih Solmaz
gibi isimlerle oldukça hoş söyleşiler gerçekleştirmiş. Zaten derginin kapağında
da "Alt Kültürler Dergisi" ibaresi dikkat çekiyor, içerik de bunun hakkını
veriyor bence. Bunların haricinde film kritiği, müzik incelemesi, albüm ve demo
kritikleri vs… gibi şeyler de içerikte yer almakta. Kısacası 64 A4 sayfalık bu
dergi oldukça sağlam bir okuma süreci tanıyor. Ancak dergi daha da iyi
olabilirdi. Öncelikle kullanılan fontlar (doğal olarak) oldukça küçük, ve işin
kötüsü Berkay'ın tercih ettiği dizayn şekli oldukça düzensiz ve karmaşık,
sayfalar arasında kesinlikle üniform bir yapı söz konusu değil. Bence
Tenebrarum'um en zayıf yönü bu dizayn olayı, çok daha sade ve temiz bir dizayn
Tenebrarum'a çok daha fazla yakışacaktır. Bunun dışında bazı yazım ve dizgi
hataları da dikkat çekiyor. Yani dizgi hataları belki o derece önemli değil ama
sözgelimi Berkay "Thorns Of The Carrion" grubunun isminden "The"'yı atmak
suretiyle "Thorns Of Carrion" olarak söz etmiş ki buna anlam vermek mümkün
değil, yani evet bunlar ayrıntının ayrıntısı belki ama neden daha mükemmel
olmasın? Bence Tenebrarum için Berkay dizayn ve dizgi işinden iyi anlayan birisi
ile çalışırsa dergisi daha da iyi bir seviyeye gelir. Ama ortada her halükarda
verdiğiniz paranın karşılığını verecek bir çalışma olduğunu da söylemem gerekir.
- Mert
www.TNBweb.cjb.net
ZOR Sayı 2 2003
Artık
Enred yok... Üzücü, ama bu gerçeğe alıştık artık. Ama şimdi onun yerini
tutabilecek bir dergi var, yani en azından onun yerini alma şansı en yüksek
dergi bu. Ankaralı deneyimli UG'cı Okan ve tayfası 2. sayıları ile kendilerini
epey bir geliştirmişler, bununla da kalmayıp çıtayı da fazlasıyla yükseltmişler.
Öncelikle dergi tam 88 sayfa!.. 16 tane röportaj var (Opeth, Blaze, Desire,
Blind Guardian, Unleashed, Deeds Of Flesh vs...). Röportajlar oldukça akıcı ve
sıkıcılıktan uzak. Birçoğunda söz konusu grupla ilgili en ufak ayrıntıya kadar
bilgi sahibi oluyorsunuz ki bu beni fazlasıyla memnun etti. Bunun dışında
çeşitli müzik ve düşünce yazıları, teknik yazılar, haberler vs... mevcut. Hepsi
özenle yazılmış. Ancak bu haberler olayı bence uzun aralıklarla çıkan dergiler
için bir problem. Sonuçta dergi çıktığında (veya hazırlanırken) "yeni"
sayılabilecek haberler aradan birkaç ay geçti mi anlamsızlaşıyor, kaldı ki
Zor'un bu ikinci sayısının biraz geç çıktığı da göz önünde bulundurulursa... (Bu
arada bu sayının gecikmesini sağlayanları da selamlamak gerekir). Ve tabi ki
kritikler. Dergide 150'den fazla kritik yer alıyor ve hiçbirisi sallama değil,
yani birkaç cümleyle kestirilip atılmış değiller. Ancak burada da şöyle bir
sorun mevcut; kritiği yapılan ürünler çoğunlukla o grubun (veya türün) fanları
tarafından inceleniyor. Bu nedenden olsa gerek kritiklerde verilen puanlar
genelde oldukça yüksek. Bana biraz subjektif bir değerlendirme söz konusu gibi
geliyor, umarım önümüzdeki sayılarda bu sorun halledilir. Ve geldik derginin en
can alıcı noktasına. Dergiyle beraber 2 profesyonel çoğaltım compilation CD
geliyor!. 29 grup ve 31 parça. Yer verilen grupların çoğu dergide kritiği
ve/veya röportajı ile yer almakta bu nedenle bu grupları daha iyi tanımak
açısından da iyi bir fırsat hiç şüphesiz ki. CD'lerle beraber 20 sayfalık
siyah/beyaz matbaa baskı, grup biyografileri ve fotoğraflarını içeren kapak
geliyor. Derginin de profesyonel baskı olduğunu belirtmeme gerek yoktur
herhalde. Sonuçta 88 sayfalık bu dergi ve 2 profesyonel CD'nin fiyatı yalnızca
3.500.000 TL. Bence çok uygun, sadece CD'ler için bile değer. Bu nedenle dergiyi
hiç çekinmeden alın, pişman olmazsınız. Bu arada gelecek sayılarda metal
dışındaki farklı türlerden sanatçılara ve gruplara da yer verilecekmiş, ki bunu
duymak beni sevindirdi. -
Mert