 |
Heavenly
Friends |

YDIANLIGA YÜRÜYÜS
Merakimdan uyuyamadim, nerelere gittiniz bugün? Dediginde
kapiyi aralamis gidiyordu. Çelik kapinin soguklugu dokundu parmaklarina, sanirsin kapi
daha fazla üsüdü parmaklarindan.
Yokusu çikarken, paltosuna bürünmüs, adimlarini her
seferinde biraz daha fazla zorlayarak yüksege tirmanirken, sanirsin biraz daha derinlere
daliyordu. Sigaradan her seferinde daha derin bir nefes çekerken, sanki sigara ondan daha
derin bir nefesi geri aliyordu.
Yokus bitmez olmus, önünde uzanan engebeli arazide
kivrilirken, ondan daha da kivrimli bir Bursa menseyli hançer içinde daireler
çiziyordu. Kibleden esen rüzgarla gelen serinlik de olmasa, bu soguk kis gününde
yangin yerinde çitirdayan bir çalidan farksiz olurdu ruhsuz bedeni..
Tepeyi vurdu geçti. Kaslari
yikik, donuk mu degil mi farkinda olamadigi bir yüzle düzlügün tekdüzeliginde yoluna
devam etti. Sagindan solundan kimi omuzunu sürterek, kimi kollarini pervasizca sallarken
çarparak geçip gitti. Gittiler de bir kez olsun dönüp, anlamli ya da anlamsiz tek kelime etmedi onlara. Onlar varlar miydi, yoksa hayal
miydiler, bunu bile bilmiyordu. Biliyordu da bilmiyordu.
Arabalar geçiyor, sanki geçmiyordu. Sanki dünya yerinde
duruyor, bir o yürüyor yürüyordu.. Bir türkü tuttursa, içinde hep gamli yasli bir
gönül ya da nazli yarini kaybedip aglayip gezen birileri oluyordu.. Mirildansa
öylesine, dilinde tek bir cümle vardi; Içimden su zalim süpheyi kaldir...
Biraz önündeki durakta otobüsten inenler onu görüp
meraklandilar, dikkatli bakinca yüzündeki anlamsizligi farkedip acidilar ona. Sonra ara
sokaklarin ihtirasli çagirislarina kapilip kayboldular. Simdi soguk mu soguk bir aksamda
soguk mu soguk bir adam soguk mu sicak mi belli olmayan bir tablonun tek firça darbesiyle
çizilmis bir figürüydü sadece.. Oysa o yürümenin
adim atmakla kail oldugunu bilmeden yürüyordu.
Saatine bakti, saat ona bakip göz kirpti, ya da kirpmadi o
öyle sandi. Agirbasli akrep ve uçari yelkovan ona el ettiler, mekanik bakislar yönünü
topraga çevirdi sonra. Ne bastigi kaldirimi ne de ayagina dolanan pörsümüs, toza
batmis yapragi görüyordu. Yürüyor yürüyordu.. Yolda olmak, takilip kaldi
bu güzellige. Sanki yapragi örten toz zihnini de örtüyor sakliyordu ziynetini.
Yürüdükçe aydinlandi, aydinlandikça yürüdü.. Bir zengin
irmaktan digerine atlayip durdu. Yürüdü yürüdü...Mezarliktan geçerken ev sahip ve
sahibeleri ona selam verdiler, davet ettiler yanlarina, sonra mezarlik duvarindaki sen
sakrak bir erguvan onu yolcu etti, mezarligi geçene kadar. O dalgin, gittikçe daha
dalgin, yürüyerek güzellesti, güzelleserek
yürüdü...
15.08.2000, Fatih



|