


Uzat ellerini
Ölümden bir saat sonra yok olup giden ruhumuz, yasamdan bir saat önce
neyse o olacak' diyor Fransiz bir sair.
Iste bu kadar basit ölüm ve bu kadar da karmasik... Yasarken fazla
agliyoruz belki. Ölürken gülümseyelim öyleyse. Hepimiz hakediyoruz
gülümsemeyi, hepimiz hakediyoruz ölümü...
Neden ölümü anlatiyorsun bana' diye soracaksin bebegim. 'Neden ölümden
bahsediyorsun' diyeceksin simdi hissediyorum bunu. Ama ölümü bilmeden
hayati anlayamayiz ki... Karsitini bilmeden birseyi anlamak mümkün mü?
Yasamak için ölümden bahsettim ben.

Ve o yasantiyi
bundan sonra seninle
paylasmak için...
Insan ölünce varligini tamamlar' diyor Ispanyol filozof Ortega... Ve
Mallarme'nin bir dizesi de tamamliyor bu sözü: "Sonsuzluk kendine
dönüstürüyor onu sonunda."
Evet sonsuza gidince kendimiz olacagiz belki. Düsünsene koca bir eylemdir
ölüm. Yapip edilebilecek en büyük sey. Herseyin sifir noktasidir. Yeryüzü
yasalarinin en naturelidir o.
Geçenlerde uzaktan tanidigim birinin ölüm haberini aldim ve gülümsedim
aciyla. O ölüm haberini veren sözler, zihnimin kuytu köselerinde 'hepsi,
hepsi yalnizca birer tugla' olan duvarlara çarpti, sonra yüregime yikildi o
duvarlar... Yüregim buz gibi kanadi sonra.
Ve "umarim ölürken gülümsemistir" diye düsündüm. "Hepimiz
hakediyoruz
gülümsemeyi, hepimiz hakediyoruz ölümü..."
Yapip edebilecegimiz en büyük seydir ölüm degil mi?
Yeryüzünün doruklarina çikip insanlara, tüm dünyaya 'iste ben en fazla bunu
yapabiliyorum, ölebiliyorum... Baska ne yapabilirim ki?' demektir ölüm.
Koruyamadigimiz, ya da korudugumuz hayatimizin bitis noktasidir ölüm. Sifir
noktasi... Sonun baslangici...
Yedi aydir seni düsünüyorum ....Yillardir ölümü düsünürdüm oysa. Simdi
bir baska sey düsünüyorum. Seni ve senin bana verdiklerini,
vereceklerini... Adini sayikliyorum sürekli..... ,.... , ....... Daphne,
Daphne, Daphne...

Ölümden baska birsey düsünüyorum yillar sonra. Seni düsünüyorum. Sana
söylüyorum anliyor musun bebek, seni düsünüyorum. Sadece seni...
Aylardir kalp atislarini duyumsuyorum sanki. Aylardir nabzini yokluyor
yüregim ve daha güçlü atmasi için onu sariyor, simsiki sariyor. Seninle
uyuyup, seninle uyaniyorum yeniden.
Sevinçlerine ve hüzünlerine ortak olayim diyorum, ya da isyanina... Havaya
kaldirdigin ellerini tutayim diyorum simsiki hep orada kalmasi için. Hep
isyanlarda olmasi, hayata karsi benimle birlikte hep direnmesi ve yasamasi
için.

Sonra bükülüyor boynun. Yenilgiden degil ama... Yorgunluktan bükülüyor.
Savasi erteliyoruz ikimiz de... Yasama karsi sürdürdügümüz savasi
erteliyoruz bir süre için ve sen omuzlarima yaslaniyorsun. Tanrim! Bu ne
büyük rüya böyle? Tutmak istiyorum boynunu omuzlarimda... Bir daha hiç
kalkmamacasina yikilmasin diye onlar. Sarmak istiyorum boynunu hep dik
durmasi için. Hep yasamasi için, yasarken aglamasi için...
Yasarken aglamak, ölürken gülümsemekten daha iyi degil midir?
Sonra gözyaslarini duyumsamak istiyorum. O güzel gözlerinden ince ince
süzülen gözyaslarini... Ve öpmek istiyorum gözlerini... Yasarken aglayan
gözlerinin kurumasi için... Içmek istiyorum gözyaslarini... Içimde
biriksinler, kocaman bir göl olsunlar ve bir daha sana ugramasinlar diye...
Bana yazan parmaklarini sarmak istiyorum... Askimin aracisi olan
parmaklarini... Yüreginden dökülen o tilsimli sözcükleri bana bahseden
parmaklarini... Kirilmasin istiyorum o parmaklar... Bükülmesin istiyorum
hiçbir zaman.
Sevgi dolu, sevinç dolu, ya da hüzün dolu yüregine yaslanmak istiyorum anla
beni. Gücümü gücünle birlestirmek... Yasama iliskin bakisini saglamak için
ayaga kalkan, bir anit anit gibi yükselen ayaklarina kapanmak istiyorum.
Gücüne ortak olmak istiyorum. Prensesimsin, herseyimsin...
Iste bu bakisi sevdim ben..... Iste bu içtenligi...
Uzat ellerini ve al yüregimi bebek. Al senin olsun yüregim. Uzat ellerini
ve evsahibim ol.
Ben senin hiçbirseyin olsam da sen benim evsahibim ol...
Herseyim ol.
Hos kal.


|