
 

Bu yazi yeni hayatlari yasayan, ama
eski hayatlari özleyen biricik özneye -......'ya- ithaf edilmistir.
Bir Kiz...
Gözlerini, masanin üzerindeki tozlu bilgisayarinin ekranina sabitlemisti kiz. Öylece,
dingin gözlerle bakiyordu oraya. Ve düsünüyordu yine...
Bazen hayatin sadece O küçük kare içinde oldugunu sanardi kiz. Akan yazilar, akan
görüntüler, duragan yazilar ya da duragan görüntüler...
Burada yasamak daha kolaydi onun için. Insan bazen kendisine daha yakin olanin kolay
oldugunu düsünürdü. Bilgisayar yakindi ve daha da çok insanlarin sicak ya da soguk
sözleri yakindi ona. Uzakta olsalar bile parmaklarini uzattigi zaman o sözcüklere ya da
görüntülere dokunabilecek kadar yakin...
Belki de bu yüzden hayatin orada oldugunu düsünürdü kiz... Bu yüzden severdi burayi.
Burada sevmek daha kolaydi.
Eskiden neydi yasamak?
Ahhh! Yasamak karanlikta ölgün ayisigina bakip gülümsemekti. Yasamak kollarinin
arasindaki bir bebek, ya da bacaklarinin arasindaki beyaz bir kisrakti. Yasamak
parmaklarindaki baglama mizrabi ve 'Do Diyez'in kademesel olarak onlarca kez vurumuydu. Ve
eskiden yüzüne dokundugun, bir beden oldugun sevgiliydi yasamak...
Ya simdi neydi? Simdi neydi yasamak?
Yasamak artik parmaklarinin altindaki bilgisayar klavyesiydi.
Yasamak yüzüne dokundugun sevgili degil onun hiç dokunmadigin,
-dokunamadigin- imgesiydi. Yasamak David Gilmour'un Signs Of The Life'daki büyülü gitar
solosuydu. Ve yine yasamak; sevgilinin günes kadar kizgin dudaklarinin hayaliydi artik...
Kiz da; bu yeni yasami yasayanlardandi. Bilgisayarla, gitar sololariyla ve hepsinden
önemlisi imgelerle yasayan biriydi.
Adi N...'di kizin. Eski hayatlari bilmiyordu çogu zamane insani gibi. Oysa O, eski
hayatlara asikti. Evet O; bilmedigi hayatlara, bilmedigi kisilere, bilmedigi zamanlara ve
bilmedigi mekanlara asikti.
Ve aslinda sanildiginin aksine bilgisayar klavyesini ya da sevgilinin imgesini degil, eski
hayatlarin çiçeklerini, çan seslerini, vizildayan arilari ve sevgilinin kendisini
seviyordu.
Eski'yi seviyordu O.
Eski hayatlari...



|