SEHER ERBİL



İÇİMDEKİ YAĞMUR

Bu şehre yağmur yağıyordu

Bütün gök sanki anlıyormuşçasına

Ağlıyordu ayrılığımıza.

Üşüyordum, korkuyordum,

Gece zifiri karanlıktı,

Sen arkanı dönüp gittiğinde

Kimse sen değildi artık.

Yorgun adımlarla ıslak sokakları dolaştım

Bir yerlerde seni bulmayı ümit ettim.

Yürüdükçe daha bir çoğalıyordu yağmur,

Yağdıkça umudumu yitiriyordum

Ben hazırlıksız yakalanmıştım ayrılığına.

Yine yağmur var bugün,

Sanki aylardır yalnızlığıma eşlik ediyor,

Hemen fırladım sokağa,

Seni görürüm ümidiyle,

Bilirim sende seversin yağmuru.

Şehrin sokaklarında yürüdükçe,

Senin yokluğunda kayboluyorum.

Ben yürüdükçe yağmur kesiliyor,

Ama benim yüreğimdeki acı yağmur,

Dinmek bilmiyor...

Üşüyordum, titriyordum yokluğundan

Bir sabahçı kahvesine girdim sensizlikle

Bir çay istedim,

O çay karası gözlerin gibi,

Isınmadım hiç daha bir üşüdüm,

Yanardağın içine atsalar beni

Yinede ısınmazdım.

Beni teninin sıcaklığı ısıtırdı ancak.

Bir başka gece, çoğu zaman her gece

Seni düşünüp,

İçimdeki yağmurları sunuyorum avuçlarına,

Seni seviyorum...

 

BİR ŞİŞE ŞARAP ve İKİ KADEH

 

Karanlık sokaklarda aradım sen bulamadım

Şehrin en kalabalık yerinde haykırdım adını

Kimse aldırmadı, bulamadım yine seni,

Bir sigara yaktım, derince bir nefes çektim

Hava soğuk gece karanlıktı

Bir kaldırım taşına çöktüm,

Başımı kaldırdığımda bir yıldız gördüm

Kaydı gitti usulca gözlerimin önünden

Ve bir dilek tuttum,

Seni diledim Allah’tan

Seni bulduğumda son kez diyecektim

Hani bizim hiç bitmeyen sonlarımız var ya

Şimdi  kim bilir nerdesin, kimlesin!

Soluğu o hep gittiğimiz ocak başında aldım

Masamıza oturdum,

Bir şişe şarap istedim Osman abiden

Seni sordu, başımı önüme eğdim ve sustum

Bir şişe şarap ve iki kadeh getirdi

İkisini de doldurdu, birini içtim,

Senin kadehin dolu, sandalyen boşu hala

Gelirsin diye düşündüm, ama gelmedin.

Şimdi boş kaldırımlarda yalnızım

Ve binbir küfürle sensizliğime

Yol aldım cadde boyu

Terk ettim bu şehrin her bir yerini

Unuttum senle geçen günlerimi

Şarap şişelerine koydum umutlarımı

Yudum yudum içiyorum

İçtikçe sensizliğe kahrediyorum.

 

 

 

EMANET AŞKIN

Senin bulunmadığın bu şehirde

Senin yokluğuna savaş veriyorum

Sanki hiç gitmemişisin gibi

Emanet ettiğin aşkınla yaşıyorum

Dalıp gidiyor gözlerim her dakika

Baktığım her yerde seni görüyorum

Her adım atışta sana yürüyorum

Yürüdükçe bir acı sarıyor yüreğimi

Ne sokaklar sana getiriyor beni,

Nede caddeler..

Biliyorum bu şehirde yoksun

Sen yoksan bu şehirde yok,

Anlamı yok ki hayatın,

Sensiz bu şehir nasıl olsun....

 

 

 

 

İYİ Kİ DOĞDUN

Yine elimde kalemim

Seni yazıyorum satırlara

Yazdıkça daha bir büyür aşkım

Harfler bitiyor sana dair

Sonra satırlar yetmez ki zaten

Seni anlatamam ki satırlarla

Seni anlatmakla bitiremem ki

Sen yaşanmalısın.

Sen başka bir hayatsın,

Sen Tanrı’nın bana verdiği

En büyük armağansın.

Seni geceye gündüze,

Seni dağa taşa sorsam

O sadece senindir derler

Çünkü sen sadece benimsin

Çünkü ben sadece seninle varım

Seni seviyorum aşkım

İyi ki doğdun, iyi ki varsın,

Doğum günün kutlu olsun aşkım.

 

 

 

................

O gece gökyüzünde kayan bir yıldızdık

Ve sen arkanı dönüp gittiğinde yoktun artık

Tıpkı o yıldız gibi

Bırakıp gitmiştin sevgilini,

Ve ben gökteki yıldız gibi

Yalnız kalmıştım!

Evet belki gökte birçok yıldız vardı,

Ama kayan yıldızın eşi sadıktı,

Hep bekledi tıpkı benim gibi,

İçimden söküp alamazlar ya seni,

Kurduğum hayallerimi bozamazlar ya,

Senin beni bıraktığın yerde,

Senin beni unuttuğun zamanda,

Ben seni yaşıyorum.

Tıpkı o yıldız gibi,

Bir gün gelirsin diye bekliyorum.

 

 

 

 

GİZLİ AŞK

Duygularımla savaşımın sonuna geldim bu gece

Ve ilk kez kalbimin kapılarını açıp

Senin içeri girmene izin verdim

Hiç böyle olmamıştım kendimi bildim bileli

Yıldızları seyrettim bütün gece

Gökyüzünü ve senin resmini,

Öyle doluydum ki;

İçimde taşıdığım bu sevgimi sonunda sana sundum

Hayalde olsa.

B duygunun beni yenilediğini fark ettim

Artık aşk ağır geliyordu bana

İki değirmen taşının arasına koysalar kalbimi

Ancak bu kadar ezilirdi

Aşk bir yaraydı benim için

Bütün gece yanan mumun ışığında

Seni anlattım satırlara

Ve susturamadım kalbimin çığlıklarını

Kim bilir belki de beni hiç tanımayacaksın!

 

 

 

 

YALNIZLIK...

Soğuk bir kış gecesiydi onu ilk gördüğüm

Yalnızlığı omuzlarında yük misali

Bir kaldırım taşında karşılaştık

Gözleri gözlerime değene dek

Aynı dünyada yaşayan

İki ayrı yalnızdık

Ama o an birdik, hissettik

Birlikte yürüdük,

Çünkü aynı yola gidiyorduk

Her günü ayrı ayrı yaşadık

Her duyguyu tattık

Sadece bir tek gün ve bir tek duygu kalmış

Oda ayrılıkmış

O son günümüzü doya doya yaşadık

Sanki hiç bitmeyecekmişçesine

Ve sonunda bırakıp gitti beni

Geri döndüm o eski yalnızlığıma

Anladım ki en sadık şey şu dünyada

Yalnızlıkmış!

 

 

 

BİR SEHER VAKTİ

Zamanların seher vaktiydi seni yeniden anışımın

Umutlara yaslanmışım, sıkılmışım, yalnızlardayım,

Sensizliğin her anını dirhem dirhem yaşamaktayım

Düşte miyim, gerçekte miyim anlamamaktayım

Yalnızlığımın en deli anında göz yaşlarımı azat ettim

Dön gel desem, dönerde geri gelir misin?

Yoksa hayır deyip beni üzer misin?

Unutma ki dünyada hatasız insan yok

Sadece biz miyiz hata yapan?

Sadece biz mi?

Unutmaya çalışsam da  seni geçen zamanla

Mücadele etsem de bu acı yalnızlığımla

Biliyorum ki sen sevdiğim

Unutulmayanlardansın...

Bir bir sönmüştü şehrin ışıklar çoktan

Herkes uykusundaydı en tatlı sabahın

Bense senin hayalinde seher vakti

Geldiğini hayal ediyorum pencere önünde çürürken

Hiç gitmemişsin gibi sevişini hayal ediyorum

Göz kapaklarım düştükçe direniyorum

Hem daha doya doya yaşayamadım seni hayalde olsa

Zaten hiç yaşamadım ki.

Zaman yetmedi, daha ne kadar dayanırım uykusuzluğa

Ama biliyorum ki o ebedi uykuda doyasıya yaşayacağı seni

Bir nehir misali hiç bitmeyecekçesine.. kim bilir...

Orada belki asıl olan aslınla yaşarım

Nasıl olursa olsun seni yaşamak güzel

Kendimi kandırmak, avutmak hayalinlede olsa güzel

Senin olduğun herşey daha bir güzel oldu bende

Bu yüzden yaşamayı seviyorum

Günkü sen daha ölmedin.

 

 

SANA İHTİYACIM VAR

Dışarısı bembeyaz, soğuk ve ayaz

Deniz dalgalı, köpük köpük ve siyah

Sanki birşeyler olucakmışçasına herşey tuhaf

Bir insan bir şeyi kırk kere söylerse olurmuş derler

Ben sensiz dünya yıkılsın diye çok söylenmiştim

Kabul mü oldu ne?

Yoo hayır, ondan önce seni dilemiştim her nefeste

Kobul olsa sen olurdun yanımda

Denizin dalgası yavaşladı, köpükleri karıştı sularına

Gökten aldığı rengi geri geldi denize

Karlar eridi, güneş çıktı, ortalık epey ısındı

Ama ben yüreğimdeki ayazdayım yar hala

Soğuktan değil, sensizlikten yokluğundan titriyorum

Dört mevsim geçti semsiz

Acaba diyorum beşinci mevsimdemi gelir

Hep bekledim belki birgün gelirsin diye

Şimdi beşinci mevsimdeyim

Hani nerdesin? Neden gelmedin?

Olmazları olur yaptım sana kavuşmak için

Unut diyenleri unuttum seni unutmamak için

Ben seni gün gün değil an be an sevdim

Yokluğuna alışmayı, hasretinle sevişmeyi öğrendim

Öğrendim ama sensizliğe yar olamadım

Ey mühür gözlüm;

Ey yanan ateş misali içimdeki aşkın sahibi

Yağmura hasret kuru bir toprak gibi

Sana ihtiyacım var.

 

 

 

BENİ DÜŞÜN

Gecenin karanlığı zifiri olduğunda

Yüreğine bir yumruk oturduğunda

İçini umutsuzluk kapladığında

Beni düşün...

 

Geceyi gündüze bağlayınca

İçinde duygularına isyan başlayınca

Gözlerinden yaşlar akınca

Beni düşün...

 

Hissettiklerin dilinin ucunda gelince

Hasretliğin volkan olup yandığında

Yaktığın her sigaranın sonunda

Beni düşün..

 

Girdabındayım yalnızlığın, mutsuzluğun

Acısındayken yoksulluğun ve umutsuzluğun

Bir lokma ekmeğinde dahi

Beni düşün....

 

Soğuktan tir tir titrediğinde

Sıcak bir çorbayı düşlediğinde

Ölüm döşeğinde olsan bile

Beni düşün...

 

Çünkü ben hep seni düşünüyorum.

 

 

 

HOŞÇA KAL SEVGİLİ...

Akşamın karanlığı çöktü sokaklara

Ve ben hala orada, o yalnızlıkta

Güneş bu sabah yeniden doğduğunda

Bu şehri terk ediyorum bu gün

 

Şimdi geceyi yaşıyorum yalnızlığımla

Her zaman ki gibi umutsuzluğumla

Bir hasretliğim vardı oysa terkettiğim sokaklarda

Mutluluğumu çalan şehri terk ediyorum bugün

 

Yıldızları dalıp gidiyor yaşlı gözlerim

Yaşamaya çalışıyorum senin yokluğunla

Son bir kaz havasını soluyorum bu lanet şehrin

Seni benden alan bu şehri  terkediyorum bugün

 

Gün doğumuna az kaldı, gidişimede

Bavulum hazır zaten ne varki içinde

Bir karalı  defter, bir iki resim, bunlardı senden kalan

Az sonra bu dolu bavulla gidiyorum bu şehirden

 

Kapıyı çektim yavaşça, uyanmasın kimse diye

Ve sokağa  çıktığımda birkaç insan gördüm

Şehir bomboştu, zaman seher vakti, ben vakti

Taksi geldi ve az sonra ayaklarım yerden kesildi

Şimdi sana sesleniyorum ey sevgili!

Bu lanet şehri sana bırakıyorum

Hoşça kal sevgili....

 

 

 

BENDEKİ SENİ SEVİYORUM

Kaçmak senden ve sana dair ne varsa herşeyden

Yaşamak bir köşede sessiz, sedasız vede sensiz

Bu aşkı bir başıma yaşamak ve yaşatmak

Varlığında bulduğum acıyı yokluğunda avutmak

Ve vazgeçmeden sevmek seni bin damla göz yaşıyla

Sana olan her uzak adımda hayal etmek seni

Ve en büyük hayali sevmek, bende seni sevmek

Yalnızlığımdaki senli beni sevmek, hep sevmek

Ben sendeki benden uzak olup, bendeki seni seviyorum...

 

 

**Hani her yağmur damlasına adımı yazacaktın,

bak bir avuç göz yaşı düşürdün ellerime...

 

** Zamana sığdıramadık biz bu aşkı ya çok hızlıydı yada geç kalınmıştı...

 

1