LİSAN*
Güzel dil Türkçe bize
Başka dil gece bize
İstanbul konuşması
En saf , en ince bize.
Lisanda sayılır öz
Herkesin bildiği söz
Manası anlaşılan
Lügate* atmadan göz.
Uydurma söz yapmayız
Yapma yola sapmayız
Türkçeleşmiş Türkçedir
Eski köke tapmayız.
Açık sözle kalmalı
Fikre ışık salmalı
Müteradif* sözlerden
Türkçesini almalı.
Yeni sözler gerekse
Bunda uy herkese
Halkın söz yaratmada
Yollarını benimse.
Türklüğün vicdanı bir
Dini bir,vatanı bir
Fakat hepsi ayrılır
Olmasa lisanı bir.
Ziya Gökalp
*Lisan=Dil
*Lügat=Sözlük
*Müteradif=eşanlamlı
GÜZEL TÜRKÇEM
Düşünceyi, duyguyu
Anlayan, duyan sensin.
Sevgileri, saygıyı
Kalplere yayan sensin.
Her gerçeği öğreten
Öğretmensin bize sen.
Acıları söyleten
Dertleri sayan sensin.
Emirleri buyuran,
Sevinçleri duyuran,
Medeniyetler kuran,
Meydana koyan sensin.
Sözün kılınçtan keskin,
Gücün şimşekten çetin,
Dile gelir nefret, kin,
En açık beyan sensin.
Tarihimi nakleden,
Zafere uçup giden,
Millete yol gösteren,
Ruhuma uyan sensin.
İ.Hakkı TALAS
- ÖZLÜ SÖZLER -
- BİR ÖYKÜ -
DİL YEMEĞİ
Bir gün Ezop'a efendisi:
"Bu akşam çok değer verdiğim ve etkilemek istediğim bazı konuklarım gelecek. Onlara öyle güzel yemekler yap ki memnun olsunlar"dedi.
Ezop kasaba gitti. Kırk kilo dil aldı. Bu dilden çeşit çeşit yemekler yaptı. Konuklar çok beğendiler , tabi efendisi de mutlu oldu.
Aradan kısa bir süre geçmişti ki efendisi Ezop'a: "Bu akşam yine konuklarım gelecek. Ama bunlardan hiç hoşlanmıyorum. Onlara öyle kötü yemekler yap ki bir daha evime uğramasınlar"dedi.
Ezop kasaba gitti, yine kırk kilo dil aldı. Bu dilden çeşit çeşit yemekler yaparak akşam efendisinin konuklarına sundu. Fakat yemekleri ağzına alan yüzünü buruşturuyor, bir daha da ağzına sürmüyordu. Böylece konuklar fazla oturmadan kalkıp gittiler.
Konuklar gittikten sonra efendisi Ezop'a: "Senden dünyanın en güzel yemeklerini yapmanı istedim. Dil yemeği pişirdin. En kötü yemeklerini yap dediğimde yine dil pişirdin. Nasıl iş bu böyle ?"
Ezop hiç düşünmeden yanıt verdi: "Geçen akşam gelen konuklarınıza pişirdiğim dilin tadını, tuzunu kararında koyup ateşini de ayarlayarak güzel yemekler yaptım. Bu akşam gelen konuklarınız için yaptığım yemeklere ise döktüm tuzu, boşalttım biberi , açtım ocağın altını sonuna kadar , yenilemeyecek yemekler oldu. "Aziz efendim, dil de aynen bu yemekler gibidir. Tatlı tatlı konuşursanız , en olmayacak işleri bile başarır , gönülleri fethedersiniz. Ama kötü kullanıldığında yolunda giden işleri bile bozar , gönülleri kırarsınız..." ( Ezop Öyküleri )