|
Yemek yemesi için çeşitli şaklabanlıklar yapmak yerine yemeğini yemediğinde onunla oynamayı reddetmeniz veya odasına göndermeniz (mola) daha doğru olacaktır. İstenilen şekilde davrandığında ya da başarılı bir iş yaptığında övmeli ve devam ediyorsa özellikle hoşlandığı bir etkinliğe izin vererek ödüllendirmelisiniz. Örneğin sevdiği bir arkadaşıyla buluşturmak, çocuk bahçesine götürmek, istediği bir oyuncağı almak gibi. (Her zaman değil!) Geri zekalılık ve üstün zekalılık özel eğitim gerektiren durumlardır. Kesin tanı için zeka testlerinden yararlanılır. Zeka bölümü (IQ) 90-110 arası normaldir ve insanların %50 si normal zekalıdır. 90'ın altında sorunlar başlar; kavrama ve algılama güçlüklerinden başlayarak geriye doğru gidildikçe bakıma muhtaçlığa kadar ulaşır. (Debil-Embesil-İdio) 110'un üzerinde normal üstü gelişim özellikleri görülmeye başlar. Kavrama ve algılama zeka bölümü arttıkça artar. (Üstün-Çok Üstün-Dahi) İnsanların yalnızca %1 i ağır geri zekalı (idio), %1 i de çok üstün zekalıdır. Her iki gruptaki çocuklar da özel eğitimle sorunsuz ve başarılı olabilir. Özel eğitim verilmezse geri zekalılarda aşağılık duygusu ve güvensizlik gelişir. Üstün zekalılarda ise anlaşılamamak, yalnızlık duygusu gibi psikolojik sorunlara sık rastlanmaktadır. Yaşlara Göre Gelişim Özellikleri: Süt çağı (0-2 yaş): 6 aylık çocuk dünyayı tanımaya başladığını gösteren belirgin tepkiler verir; yabancıları ayırır, basit oyunlara güler. 1 yaş civarında yürüme ve etrafı karıştırma dikkat çeker. 1,5 yaşında derdini anlatmaya ve kıskançlık duygusuyla tanıştığını göstermeye başlar; oyuncak paylaşamama en önemli sorunlardan biridir. Oyun çağı (2-5 yaş): 2 yaş civarında uslu ve uyumlu görünen sevimli çocuk hali 3 yaş civarında inatçılık dönemi başladığında hırçın çocuğa dönüşür. Kendi dediğini yaptırmak için ağlayıp tepinir. Mümkün olduğunca inatlaşmamaya çalışmalı fakat bazı önemli konularda da asla taviz verilmemelidir. Örneğin arkadaşlarına vurma, ısırma davranışları varsa kesinlikle kararlı bir tavırla engelleme cezaları uygulanmalıdır. 4 yaşındaki çocuk artık eve sığamaz, arkadaşlarıyla birlikte olmalıdır. Paylaşmaya ve bazı kurallara uymaya hazırdır. (kreş-anaokulu zamanı) 5 yaşındaki çocuk, olgun bir yetişkine benzer. Soru sorar, cevap verir, araştırır. Okul çağı (5-9 yaş): Sosyalleşmenin öne çıktığı dönemdir. Cinsiyet ayrımı, sorumluluk duygusu, ben yapacağım tavrı, kendini kanıtlama çabaları dikkat çeker. Okumaya özendirilmesi gerekir. Ergenlik öncesi (9-13 yaş): Bedensel gelişmenin hızlanması ve cinsel hormonların devreye girişi huysuzluk yaratabilir. Değişik ağrılar görülebilir. Sırlara ilgisi fazladır. Anne babaya sert tepkiler, aile değerlerine uymayan giyim ve konuşma tarzları görülebilir. Sabırlı, sevgi ve saygı dolu konuşmalara ihtiyacı vardır. Baskı yapılırsa sorunlar kalıcı olur. Ergenlik çağı (13-18 yaş): Fırtınalar çağı denilen bu dönemde en belirgin özellikler: birbirine zıt, tutarsız davranışlar, karşı cinse ilgi, arkadaş grupları, kimlik arayışlarıdır. Asilik, kimseye bağımlı olmadığını söyleme, meslek seçiminde daldan dala atlama dikkat çeker. Çocukla arkadaşlık en iyi bu dönemde kurulabilir ya da kavgalar başlar (nesil çatışması). Deger verici, ikna edici konuşmalar kadar ondan birşeyler öğrenmeye çalıştığınızı gösteren kültürel tartışmalar da arkadaşlık ilişkisi kurmanıza yardımcı olacaktır.
BAZI DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
Çekingenlik: Kalıtımın etkisinden çok evdeki ortamla ilgili olarak ortaya çıkan bir durumdur. Çocuğun yasaklarla başedemediğini gösterir. Örneğin üstü başı kirlenmesin diye biblo gibi evin bir köşesinde altın kafese hapsedilen çocuk bir süre sonra insanlardan kaçmaya başlayabilir. Bazen de yapısal nedenlerle çocuk hayal dünyasına yönelip diğer insanlardan uzaklaşabilir. Bu durumda mümkün olduğu kadar yaşıtlarıyla birlikte olmaya teşvik edilmeli, kendini savunma ve hakkını arama gibi konularda cesaretlendirilmelidir. Hiperaktiflik: Yerinde duramayan, dikkati dağınık, yaramaz denilen çocuklardır. Hareketli oyunlar ve spor etkinlikleri önerilir. Baskı uygulanırsa saldırganlaşabilir. Bazen ilaçla tedavi gerekebilir. Saldırganlık: Belli ölçüde saldırganlık güdüseldir ve normaldir. Ancak kendine zarar verme (mazoşizm) veya başkalarına zarar verme (sadizm) ve bundan hoşlanma görülmeye başlarsa tedavi gerekir. Ailede saldırganlık, örneğin dayak varsa çocuğun saldırgan olması kaçınılmazdır. Bu durumda önce saldırgan yetişkinin uyarılması gerekir. Aşırı baskı gibi aşırı hoşgörü ve disiplinsizlik de saldırganlığa yolaçabilir. Çocuğa kendine ve başkalarına zarar vermedikçe odasında özgürlük verilmelidir. Her iki durumda da çocuğa söz hakkı verilmeli, eleştirileri ciddiye alınmalıdır. Tikler-korkular: Kekemelik, tırnak yeme, parmak emme, göz kırpma vb. durumların kaynağında çoğunlukla korku vardır. Çocuk yaşadığı veya anlatılan ürkütücü olaylardan etkilenmiş olabilir. Bazen de basit şartlanma ve alışkanlıklar tike dönüşmüş olabilir. Üzerine gidilirse kalıcı olur. Çoğunlukla kendiliğinden geçebilecek bir tik, ailenin fazla önemsemesi ve baskı uygulamasıyla tedavi gerektirecek birkaç davranış bozukluğu ile birleşebilir. Gece işemeleri: Bedensel ve kalıtımsal bir sorun yoksa psikolojik tepkidir. Baskıya, ilgisizliğe ya da kardeş kıskançlığına dayalı olabilir. Çocuğu suçlamak ya da tehdit etmek sorunu çözülmez hale getirebilir. Bazen ilaçla tedavinin büyük yararı vardır. Ama asıl çözüm çocuğun kendine güvenmesi, korkularından kurtulması ile mümkündür. Bütün davranış bozukluklarında olduğu gibi sevgi, sabır ve anlayış çözümü kolaylaştırır.
SORUNLARINIZI KOLAYCA ÇÖZEBİLMENİZİ DİLERİM. UNUTMAYIN, ANA-BABALIK SANATTIR!..
|
|