![]() |
|||||||||||
![]() |
|||||||||||
| Çocuğun sağlıklı olması için ilk koşul, anne ve babasının sağlıklı olmasıdır. Evlenecek kişilerin geleceğin anne ve baba adayları olarak frengi, AIDS gibi cinsel yolla bulaşan ya da anneden çocuğa geçebilen başka hastalıklar ve genetik hastalık taşıyıcılığı yönünden kontrolden geçirilmeleri gerekir. Günümüzde çoğu ülkede çocuk sahibi olmak isteyenlere yol gösterici "Genetik Danışma Merkezleri" kurulmuştur. Türkiye'de akraba evlilikleri sık olduğundan bazı kalıtsal hastalıklar diğer ülkelerden daha yüksek oranlarda görülmektedir. Bunun iki önemli örneği talassemi (Akdeniz anemisi) ve gelişme geriliği ile seyreden fenilketonüridir. Aile öyküsü, anne ve babanın kontrolleri ve doğum öncesi tanı yöntemleri ile tanı konularak talassemili bir çocuğun dünyaya gelmesini önlemek mümkündür. Doğum Öncesi Bakım Anne karnındaki bebeğin iyi gelişmesi, gebelik süresince annenin bakımı ve infeksiyonlardan korunması ile büyük bir ilişki gösterir. Rutin kontroller, gebelik muayenisi dışında şeker hastalığı kontrolü, kan basıncının ölçülmesi, kan grubu tayini ve gerekirse kan uyuşmazlıklarında Rh antikor tayinleri gibi gelişen bebek için önemli kontrolleri de kapsar. Bu kontroller hamileliğin 2.- 3. aylarında başlamalıdır; bir sorun yoksa 38. haftaya kadar en az 3 kontrol, daha sonra haftalık kontroller ile gebeliğin izlenmesi gereklidir. Gebelik kontrollerinde anneler aynı zamanda çocuk bakım ve beslenmesi yönlerinden eğitilir; anne sütü ile beslenmenin önemi vurgulanır. Riskli gebeliklerde ultrasonografi, amniosentez, hormon tayinlerinden yararlanılmalı; bebeğin tehlikede olduğu durumlarda doğum erkene alınmalıdır. Tıbbın bugünkü olanakları ile anensefali (beyin yokluğu), spina bifida (bel açıklığı), down sendromu (gelişme geriliği ile seyreden bir kromozom anomalisi), toksoplazmozis (anne karnındaki bebekte bozukluklar oluşturabilen bir parazit hastalığı) tanıları doğumdan önce konulabilmektedir. Ağır ve tedavisi olmayan bozukluklarla doğacak çocuklara erken tanı konularak aile bu yönde bilgilendirilebilir ve bazı durumlarda tıbbi düşük önerilebilir. Doğum öncesi dönemde önemli bir kural gebelikte herhangi bir ilacın ancak çok gerekli olduğu zaman kullanılmasıdır. Yine aşırı alkol kullanımı, radyoaktif madde içeren değişik ilaçlar anne karnındaki bebeği olumsuz etkilemektedir. Aşılanmamış annelere gebelikte iki doz tetanos aşısı uygulanmalıdır. İkinci gebeliklerde ve tetanos aşısının uygulanmasından 10 yıldan fazla zaman geçmişse tek doz aşı yapılmalıdır. Doğum: Doğum evde veya hastanede olur. Ev doğumlarında iyi eğitilmiş ebe ve hemşirelerin rolü önemlidir. Ebenin görevi normal doğumları yapmak, komplikasyonları olanları süratle hekime veya hastaneye sevketmektir. Hastane doğumlarında doğum odasında yenidoğanın canlandırılması için gerekli araç ve gereçler bulundurulmalıdır. Yine hastanelerdeki doğumlarda doğum ve çocuk hekimlerinin ekip olarak çalışması gereklidir. Doğum sırasında yenidoğanın canlandırılması konusunda bilgili bir çocuk hekiminin bulunması ve gereğinde müdahale etmesi ile yenidoğan ölümlerinde önemli ölçüde bir azalma saptanmıştır. Her yeni doğan bebeğin aile ve doğum öyküsü alınmalı ve dikkatli bir fizik muayene yapılarak değerlendirilmelidir. Gelişmiş ülkelerde tüm yeni doğanlar hipotiroidi, fenilketonüri gibi bazı metabolik hastalıklar yönünden rutin olarak taranmaktadır. Böylece bu hastalıklar erkenden tedaviye alınabilmektedir. 2500 gr.ın altındaki bebekler özel bakıma gereksinim gösterir. Özellikle 2000 gr.ın altındaki bebekler özel prematüre servislerinde bakılmalıdır. Prematürelik ya da başka bir sağlık sorunu olmayan tüm yenidoğanların beslenmesi şu ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır: 1. Anne sütü ile beslenmenin doğumdan sonra erken olarak başlatılması 2. Emzirmenin sık aralarla yapılması, şekerli su verilmemesi 3. Doğum kliniklerinin anne-çocuk beraberliğini sağlayacak şekilde düzenlenmesi 4. Endüstriyel sütlerin ve biberonların ancak özel durumlarda kullanılması Bu ilkelerin uygulandığı kliniklerde yenidoğanların ishal ve diğer infeksiyonlarında belirgin bir azalma gözlenmiştir. Yenidoğanın Bakımı: Anne karnındaki bebek optimal ısıda sıvı içersinde yüzer durumda bir organizma iken büyük ölçüde anneye bağımlıdır. Doğumla birlikte dış ortama uyum sağlaması gereken bir bebeğe dönüşür. Bu uyumun yapılabilmesi için doğumdan sonraki ilk dakikalardan itibaren yenidoğanın fizyolojik işlevlerinde önemli değişiklikler oluşur. Doğumu izleyerek solunumun başlamasını sağlamak, vücut ısısını normal düzeylerde tutmak, anne sütüyle beslenmeyi sağlamak, çocuğu infeksiyonlardan korumak yenidoğan bakımının ana ilkelerindendir. Doğum Odasında Bakım: Tüm yenidoğanlar doğar doğmaz baş 10 derecelik bir açı ile aşağıya gelecek şekilde yatırılmalı,ağız boşluğu, burun delikleri ve yutakta bulunan sıvı, mukus ve kan aspirasyonla temizlenmelidir. Aspirasyon yumuşak bir katater ile sert hareketlerden kaçınarak yapılmalı, damak ve yutak mukozası zedelenmemelidir. Doğum odasında yapılacak diğer işlemler tutturulmuş kordonun kesilmesi, gözlere gümüş nitrat damlatılması ve K vitamini verilmesidir. Tüm işlemler hızlı ve ısıtıcı altında yapılmalıdır. Sağlıklı bebekler bu uygulamalardan sonra hemen kurulanmalı, giydirilerek annenin yanına verilmeli ve ilk emzirme başlatılmalıdır. Vücut Isısının Korunması: Yenidoğan bebek çevre ısı değişikliklerine yeterli yanıt veremez ve vücut ısısını koruyamaz. Yenidoğanın vücut ısısının çevre ısısından en fazla etkilendiği dönem, doğumu izleyen ilk dakikalar ve ilk saatlerdir. Yenidoğanın tartısı düşük olduğu oranda çevre ısısının daha yüksek olması gerekir. Örneğin tartısı 1000 gr'ın altında bir bebek için çevre ısısı 32-33 derece, tartısı 2000 gr'ın üzerinde çıplak yenidoğan için 28 derece olmalıdır. Pratikte bu ideal ortamları sağlamak zor olduğundan tüm yenidoğanlar doğar doğmaz önceden ısıtılmış kuru bir petle kurulanmalıdır. |
|||||||||||
![]() |
|||||||||||
![]() |
|||||||||||
| Arka plan: www.milupa.com.tr | |||||||||||