En Güzel Aşk Hikayeleri
Nedenini bilmediğim bir arzuyla bugün hergünkünden daha çok istedim yanımda olmanı. Kolay değil,sensiz olmak,içinin yarısını boş tutmak, kolay değil her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin. Ancak bu ayrılığın bir süreliğine oluşu,teselli dolduruyor yüreğime. Her ne kadar bu sürenin uzunluğunu bilmesek de sonunun olduğunu bilmek umutlandırıcı. Zaten her şey umut edebilmekle başlamadı mı ? Seni düşünüp de kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına yazdım bu mektubu sana. Bazen otobüste iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında, bazen sokakta babasının elinden tutan bir çocuğun gözlerindeki güvende bulurum seni. Düşündükçe nazım olasım gelir ve hep hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir... Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim,yokluğunda yok olmaktan korkarak. Yaşadığı acıları anlatırsa sana gözyaşlarınla yıka yaralarımı yada hiç bekletmeden uçurduğumuz çocuksu uçurtma. Bizi bekliyor Hacıkumru,saatçi yokuşu ve seni bekliyor gölet olmuş bir nisan yağmurunun çocuğu. Hadi gel artık.Dayanamıyorum hasretine...
GEL ARTIK ! Başın göğe erdimi ki sevgili. En büyük sen oldun mu? Herkes seni parmakla gösteriyormu artık? İşte bu "O" diyorlar mı? Diyorlar değil mi? Ne yaptım ben sana ne istedin de olmadı, neyi düşledin de gerçekleşmedi? Benden daha çok seven varmıydı? Olmadı değil mi? Bulamadın benim gibisini, bulamadın böylesine seveni. Bulamazsında gülüm. Bende kahpelik yoktu hainlik yoktu sırf sen vardın sevdan vardı, şimdiyse sen yoksun hala sevdan var. Gülüşün geliyor aklıma gülüyorum, kızışın geliyor yine gülüyorum. Gidişin geliyor aklıma suratım asılıyor, maziye dalıyorum sonra sövüyorum kendi kendime... Benimde hayallerim vardı kendime dair. Nezaman düşünsem, hep sen vardın yanımda. Evlenirken sendin kolumdaki, gülerken yanımdaki sendin. Güzel bir yer görsem, orada hayal ederdim seni.Ayakkabı görsem ayağın, yüzük görsem parmağın velhasıl her güzel şeyde sen gelirdin aklıma. Herşeyi sana yakıştırırdım..! Herşeyim sendin. Deli mi diyorsun? Dersin tabii, sensiz kalmadığın için dersin, sensizliğin hasretini çekmediğin için dersin. Sensiz kalda gör. Nasıl korkarsın güneş doğacak diye, insanlar uyanacak, sensizliği düşünemeyeceğim, sana birşeyler yazamayacağım, sensizliğin şerefine içmeyeceğim diye nasıl korkarsın, sensiz kalda gör. En çok neyden korkarsın biliyormusun? Seni görmekten. Bir köşeyi dönünce, seni yanında bir erkekle gülerken görmekten korkarsın. Ya o da beni görürse, berduşluğumu saçımı sakalımı, kan kırmızı gözlerimi görürse diye, sensizliğin yüzünden, derbeder olduğumu anlarsa diye nasıl korkarsın biliyormusun ve çıkamazsın dışarı, kaçarsın insanlardan. Kendini geceye mahkum edersin. Ağlarsın güneş doğarken, çilem başlıyor diye. Başını yastığa koyarsın da uyuyamazsın. Bir sağa bir sola dönersin, güneş batıncaya dek. Ve nihayet güneş batar gider gider yüzün. Sensizliğin resmine bakarsın aynada. Ardından masaya bir bardak koyarsın. Bir bardak dersin, tek bir bardak içeceğim, sıhhat niyetine, ikinciyi doldurursun farkında olmadan, sensizliğin şerefine, derken üç dersin acın dinsin diye, acın çoğalır dört dersin gidişine beş dersin, sonra unutursun saymayı. Sabah olur sızarsın masada, yatağına götürürler seni geceye kadar uyur da dinlenirsin, için yana yana. Kaç kez zindan olmuş gecelerim nasıl da almış aklımı, filiz vermiş içimde sevdan. Dost düşman söz eder kendi kendince. Kınanmak yiğit başına. Bu ne ayıp ne de yasak öylece bir gerçek kendi halinde. Belkide yaşamama sebep. Evet ağlamaklı oluyorum geceler. Hani kurşun sıksam geçmez geceden, başım dumanlı, terliyorum yine buram buram. Anlatamam nasıl ıssız karanlık ve nasıl zehir zıkkım sigaram. Yine bir cehennem var yastığımda GEL ARTIK…