CHC's FIKRA

BANA E- MAİL YOLUYLA GÜZEL FIKRALARİNİZİ YOLLARSANIZ SİTEMDE YAYINLARIM!!!! ALTINDA SİZİN İMZANIZLA!!!!

İŞTE FIKRALAR

SINYAL

Temel'e bak bakalim arabanin sinyalleri calisiyormu, demisler.

- Calisayi,

Calismayi,

calisayi,

calismayi.....

CIN

Hafta sonunu hem dinlenmek, hem spor yapmak icin planlayan genc kari-koca,kentten

hayli uzaktaki golf kulubune gitmisler.. Genc

kadin topa bir cakmis.. Sangir.. Agaclarin arasindaki bir koy kulubesinin cami

paramparca.. Ozur dilemek icin kosarak gitmisler..

Kirik camin arkasinda, odanin ortasinda golf topu, topun yaninda kirik bir sise.. Sisenin

yanında Brad Pitt mi desem, Banderas mi,

bir yakisikli..

"Ozur dileriz, tazmin ederiz" derken kari koca, delikanli bir isaretle onlari susturmus.

"Ne ozuru, asil ben size tesekkur borcluyum" diye.. Kari koca saskin saskin bakarken

anlatmis..

"Ben cinim.. Tam 3 bin yildir bu sisenin icinde hapistim. Sizin topunuz siseyi kirdi,

beni

kurtardi. Simdi ikiniz de benden bir sey

dileyin.. Aynen yapacagim. Yalniz dileklerinizin yerine gelmesi, benim dilegimi de sizin

kabul etmenize bagli.. Yani iki sizden bir

benden.."

"Peki" diye atlamis, koca sevincle..

"Bankada 10 milyon dolarim olsun.."

"Oldu" demis, cin.. Kadina donmus..

"Ya siz.." "Sehrin en guzel villasi benim evim olsun. Saraylar gibi.. Hizmetcileri,usaklari,

bahcivanlari ile.."

"Oldu" demis cin.. "Simdi sira bende.. Ne olur garip bulmayin.. Uc bin yil bu şişenin icinde.. Oyle ozledim ki.. Bu genc ve guzel

kadinla bir kez sevismek istiyorum, bu dunyadan kaybolup cinler dunyasina

gitmeden once.." Genc kadin yakisikliya icten icten bakarken, koca once kizar gibi olmus,sonra dusunmus..

"Bu cin.. Yokolup gidecek. Kimse de

bilmeyecek. Bankada 10 milyon dolar, 10 milyon dolarlik da bir saray.. Bu firsat kacirilir mi?.."

Cinle kadin, yan odaya gecmisler.. Kendilerini yataga atmislar.. Tam 2 saat suren bir

unutulmaz seans.. Sonunda kadin giyinirken,

cin sormus..

"Kocaniz kac yasinda?.."

"Otuzbes" demis kadin.. "Niye sordunuz?.."

"Bu devirde, bu yasa gelmis, hala cinlere inaniyor da.."

5 DOLARNew York`tan Los Angeles`e giden ucakta cingoz bir avukat ile sarisin aptal gorunuslu

bir hanim yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanimla yakinlasmak hem de hosca vakit gecirmek icin bir oyun teklif ediyor. Kabul gorunce oyunu anlatiyor:

-Size bir soru soracagim, cevabi bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz

soracaksiniz bilemezsem ben size 50 dolar verecegim.

Ve ilk soruyu soruyor:

-Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir?

Kadin tek soz soylemeden cantasindan 5 dolar cikarip adama uzatmis.

Soru sorma sirasi sarisina gelmis:

-Tepeye 3 ayakla tirmanip 4 ayakla asagi inen sey nedir?

Adam dakikalarca dusunmus... Yaniti bulamamis... Cuzdanindan 50 dolar cikarip kadina uzatmis. Kadin parayi kibarca alip cantasina koyarken avukat merakla sormus:

-Cevap ne?

Kadin tek kelime etmeden cantasini acmis ve 5 dolar cikarip adama uzatmis...

10 ZENCI

Koleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar.Cin 10

zenciye sormus:

Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkiniz var.

1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.

10. zenci tebessum etmeye baslamIs.

2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.

10. zenci sIrItmaya devam etmis.

3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...

10. zenci kIkIrdamaya baslamIs.

4. zencinin de istegi aynI... 10. zenci gulmeye devam...

5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs.

sIra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus...

Adam nefes almaya firsat buldugu bi ara

istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:

"HEPSINI ZENCI YAP!".

FATIH TERIM

98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk

uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın

hocasına"ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun

üzerine fransa milli takımını hocası

"Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli

takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın

babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der.

Zidane da "Benim, hocam"der.

Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri

dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve

"Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da

"Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip

"Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de"benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der..

Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..

TELEKOMÜNİKASYON

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar

anlatmaya başlar :

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları

bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.

Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya:

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse

atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

TOKAT

Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir

kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da

yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok şiddetli bir şamar sesi

duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.

Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler..)

Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)

Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)

Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)

KAVIS

Bir sirkette genel mudur olarak calisan bir adam, eksiksiz birsaglik kontrolunden gecmek uzere doktora gider. Doktor, hastaneye

yeni bir bilgisayar sistemi aldiklarini ve bu sistem sayesinde kucuk bir idrar tahlili ile

"full check up" yapabildigini soyler.

"Harika" der bizim genel mudur, "baslayalim oyleyse".

Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar icin tuvalete gonderir.

Bizim adam bir sure sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki

numuneyi bilgisayara bagli kucuk bir

konteynere doker. Bilgisayar ilginc sesler cikartarak calisir ve bir sure sonra yazicisindan

uzunca bir

dokum alinir. Doktor yazicidan gelen cikislari uzun sure incelemeye koyulur. Adam

dayanamayip sorar: "N'oldu doktor, bir terslik mi

var?"

"Bilgisayarin verdigi sonuclara gore," der doktor, "bir terslik yok, ama tenisten

mutevellit sag bileginizde bir kavis olusmus."

"Yapmayin doktor" der bizim adam, "ben mesgul bir adamim, ne tenis ne de golf

oynarim. Butun bunlari yapacak vaktim yok, nasil

olur da sag bilegimde tenis oynamaktan bir kavis olusur?"

Bunun uzerine doktor, bilgisayarin simdiye kadar hic yanilmadigini, asla hata

yapmayacagini soyler ve

"Ancak" der, "icinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yaniniza alip eve

goturun. Sabah kalkar kalkmaz da lutfen test

icin gerekli idrari yapin. Sonra, dogruca buraya gelin, sizden ekstra bir ucret almadan testi yineleyelim".

Bizim adam, "tamam" der ve arabasina atlayip evin yolunu tutar. Bilgisayarin koydugu teshis canini sIktIgI icin, bilgisayarlara

hiddetlenir. Butun dunyayi bu aptal makinelerin ele gecirecegini dusunur ve hiddeti daha

da artar. Eve vardiginda, bilgisayarin "aklini

basina getirmeye" karar vermistir.

Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da arabasinin kaputunu acip karterden bir kac damla motor yagi alip

kavanozun icine damlatir. Eve girince de olup biteni karisiyla kizina anlatir. Onlardan

da

kavanoza bir miktar idrar yapmalarini

ister. Onlar da bizimkinin istegini yerine getirirler. Ertesi sabah, bizim genel mudur

uyanir uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar

icin tasarladigi son hinligi yapmak uzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15 dakka

sonra tuvaletten ciktiginda yuzunde mutlu bir

gulumseme vardir.

Dogruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayip nasil oldugunu sorar.

Yuzunde hin bir gulumseme ile, "Iyiyim doktor, iyiyim" der bizim adam.Doktor, bir

yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarin

konteynerine dokerken bir yandan da, "formunuzda gozukuyorsunuz bu sabah" der. Az

sonra bilgisayar yeniden

tuhaf sesler cikarmaya baslar. Birkac dakika sonra da uzunca bir kagit cikisi gelir

yazicidan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi

titizlikle incelerken, bizim adam "Bakalim senin bilgisayar bugun ne diyor doktor?" der,

sinsi sinsi gulumseyerek.

"Himm..." der doktor, " Bilgisayarimiza gore, arabanizin yag degisim zamani gelmis,

kiziniz hamile, kariniz da bel sogukluguna

tutulmus. Ayrica, tuvaletlere girerken yaniniza boyle ha bire Playboy almaya devam

ederseniz, bileginizdeki kavis daha da kotuye

gidecek"...

İKİ VAKTE KADAR

Eski deyimle basur (yeni ve bilimsel söylenişiyle hemoroit) çekenler bilir, çok ıstırap veren bir hastalıktır. Adamcağız da

hemoroitten öyle çekmiş ki...Derken biri Kahve telvesi sür deyince, bir yerlerden kahve bulmuş.Bol bol koyup

pişirmiş.Sonra da avuçladığı gibi sürmüş.Sürmüş ama...Ağlaya sızlaya doktora koşmuş. Soyunmuş

, eğilmiş.Doktor da eğilmiş, bakarken...Hasta sormuş :

-Ne var doktorcuğum? Ne gördün?

-Vallahi iki vakte kadar bir yol görünüyor.Birde uzun boylu birinden toplu para alacaksınız.Haaa Bir de mektup var.

TEK ASKER

Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :

-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?

Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.

Komutan en sonunda :

-Ya düşman tepeden gelirse?deyince.

Temel dayanamamış ve :

-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!

ENAYİ DEĞİLİM

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin

altında bir kağıt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :

-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda gördüğünüz gibi büyük hasar var. Olayı

gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve

adresimi yazdığımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!

ROMANTİZME BAK

Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış, dolaşıyorlardı.Erkek ahtopot eğildi, hafif sesle dişi

ahtapotun kulağına fısıldadı :

-Ne güzel bir gece, değil mi sevgilim?...Mehtap, yıldızlar, sen, ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola

kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.

ÖNEMLİ NEDEN

-Hayrola nereden?

-Be be ben mi?Rad rad radyodan geliyorum...

-Ne vardı radyoda?

-Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da...

-Eeee, ne oldu?

-Bı bı bı bırak yahu?Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar.

BAKAN

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle

uğraşıyordu.Nihayet :

-Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti :

-Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.

Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde

yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.

Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :

-Bakan yüzme bilmiyor!

HEP BOĞA MI?

İspanya'da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir İspanyol yemeği yemek istemişti. Listeyi uzun uzun inceledi.Cojano

adı dikkatini çekti.Ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.Parmağını basıp, garsona işaret etti.Garson

bir tabak içerisinde yemeğini getirdi.Nefis bir şeydi ama içindekinin ne olduğunu çıkaramadı.Bir çeşit

etti ana ne?...Garsonu çağırdı ve sordu...Garson anlattı :

-Bugün boğa güreşlerine gittiniz mi bayım?

-Evet...

-İşte bu yediğiniz yemek bugün arenada öldürülen boğanın yumurtalıklarından yapıldı.

Adam ertesi gün gene aynı restorana gitti.Tadı damağında kalan yemeği Cojano'yu bir kez daha istedi.Lezzetle

yedi.Artık ahbap oldukları garson hatır sormaya geldi :

-Nasıl memnun kaldınız mı bayım?

-Kaldım kalmasına ama bir şey dikkatimi çekti.Dün yediğim Cojano biraz daha büyüktü gibi geldi bana.

Garson başını iki yana salladı :

-Her zaman boğa kaybetmez bayım...

ÇORAP

Ayakları çok fena kokardı. Bir gün bir arkadaşına birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.

-Hay hay, dedi arkadaşı.Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü?

Tiyatroya gittiler.Yerlerine oturdular.Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı.

-Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.

-Vallahi değiştirdim, dedi.

İnanmazsın diye kirlileri de cebime koydum.Nah!...

1
Hosted by www.Geocities.ws