TERMİK
SANTRAL
TANIMI VE ÇALIŞMASI:
Yanmayla ortaya çıkan ısı enerjisinden elektrik enerjisi üreten
merkez.Yanma,bir kazan yada buhar ürecinde gerçekleştirilir ve suyun buhara
dönüştürülmesini,daha sonrada bunun yüksek basınç altında (160 bar),yüksek sıcaklıkta(550’C)çok
ısıtılmasını sağlar.Buhar önce türbinin yüksek basınçlı bölümünde ve daha sonra
yeniden çok ısıtıldıktan sonra orta ve alçak basınçlı bölümlerde
genişler.Birbirini izleyen bu genişlemeler sırasında ısı enerjisi mekanik
enerjiye dönüşür.Kondansatörde soğutulunca su yeniden eski haline
geçer;türbinden çektiği buharla çalışan bir yeniden ısıtma bölümüyse suyun
ısısını yükseltip kazana gönderir.Buhar ve su bir kapalı devre halinde
dolaştıkları için,bu çevrim sonsuza kadar yenilenir.
Duman kazan çıkışında büyük oranda ısı yitirir ve havaya verilir;Böylece yanma
olayı gerçekleşir.Kömürle çalışan santrallerde dumanın daha sonra elektrostatik
düzenekler yardımıyla tozu alınır ve bacadan dışarı atılır.Bu arada türbinde
yaratılan mekanik enerji bir alternatöre iletilir ve burada elektrik enerjisine
dönüştürülür.Türbo-alternatör gurubunun uzunluğu 600 mega voltluk bir güç için
bazen 50m’aşar; verilen elektrik akımıysa 20 000 voltluk bir gerilim altında 19
200 ampere ulaşır.Modern bir termik santralın verimi %40 dolayındadır.
Bir termik santralın kurulacağı yerin seçimi birçok etkene bağlıdır.Bunlardan
başlıcaları, enerji kaynağının yakınlığı (maden
ocakları,limanlar,rafineriler,vb.),yakıtın santrale getirilme yöntemleri
(demiryolu,denizyolu,vb.) ve özellikle soğuk bir kaynağın varlığıdır.Bir termik
santralın bilançosu incelendiğinde, üretilen bir kilowatt için 4000
kilojoule’dan fazla bir enerjinin soğutma suyuna harcandığı anlaşılmıştır.Su
bir akarsudan alınırsa,bu suyun günümüzde en çok 7-10’C arasında ısıtılmasına
izin verilmektedir;bu da büyük bir debi gerektirir.Sözgelimi, 600 megawattlık
bir enerji grubunda soğutma için saniyede 22 metreküp su gerekir.Bu nedenlerden
ötürü,büyük santraller ancak büyük akarsuların üzerinde ya da deniz kıyısında
kurulur.Bununla birlikte,termik santrallerin yol açtığı ısı artışı,su bitkileri
ve hayvanları için ciddi sorunlar yaratır.Suyun az, santrallerin çok sayıda
bulunduğu bölgelerde, genellikle hiperbol biçiminde büyük kulelerden oluşan
havalı (atmosferik) soğutma sistemlerinden yararlanılır.
Termik santrallerde kullanılan yakıtlar mazot, gaz ve kömürdür. Mazot içi
gerekli olan tesisler basit tesislerdir; mazot 30000-40000mküp hacimli,silindir
biçiminde metalik depolarda saklanır.Depolardan alınıp ısıtılan mazot püskürtülerek
brülörlere aktarılır.Gaz kullanımı için gerekli olan donanımlar çok az
sayıdadır; Gaz brülörlere gönderilmeden önce yalnızca genişletilir,filtreden
geçirilir ve ısıtılır.
Termik santrallerde kömür kullanımı;için gerekli olan tesisler gaz ya da mazota
oranla çok daha önemli ve büyüktür.Burada özellikle kömürün demiryolu,akarsu ya
da deniz yoluyla santrale getirilmesi, boşaltılması, depolanması, santral alanı
içinde dolaştırılması ve kazana verilmesi için gerekli tesisler
yapılmalıdır.Kömür önce toz haline getirildikten sonra,önceden mazotla 500’C’a
kadar ısıtılmış olan yanma odalarının brülörlerine kuvvetli bir hava akımıyla
gönderilir.Bu odaların birkaç yüz m küp‘ü bulan bir hacmi ve birkaç bin m kare
büyüklüğünde bir ısıtma alanı vardır.Büyük bir termik santralin kömür tüketimi
günde 3 000 t‘u aşar.
Bir termik santral,kapalı devre halinde dolaşan suyu buharlaştıran bir kazan ve
bir türboalternatör(bir türbinle harekete geçirilen alternatör) grubu içine
girer.Bu tür klasik santrallerde buhar, kömür, fuel-oil ve nadiren doğalgaz
veya yüksek fırın gazı yakılarak üretilir.Nükleer santrallerdeyse, suyu
buharlaştırmak için gereken ısı, uranyumun zincirleme bölünmesi tepkimesiyle
üretilir.
Termik santralleri büyük debili akarsu yakınında veya deniz kıyısına kurmak
gerekiyor;böylece santralde üretilen ısının yarısını boşaltan kondansatörün
suyla beslenmesi sağlanır.Sıcak su ırmağa doğrudan boşaltıldığı gibi (açık
devre soğutma) büyük soğutma kulelerine yollanabilir; burada havayla temas
ederek kısmen buharlaştıktan sonra kondansatöre basılır(kapalı devre
soğutma).Bu son çözüm daha pahalıdır,ama su alma işlemini ve ırmak sularının
ısınmasına bağlı çevre sorunlarını azaltma olanağı sağlar.
Malzemelerin üretim maliyeti sınırlamak ve işletimi kolaylaştırmak için santraller
standart ve özerk üretim birimleri halinde gerçekleştirilir.Her ünitede bir
buhar kazanı, bir buhar üretici, bir türboalternatör grubu ve iletişim
şebekesine bağlı, gerilim yükseltici bir trafo (transformatör) bulunur.
Daha mütevazi güçteki termik santraller,su buharı çevriminden geçmeden elektrik
üretir.Bunlar uçak motorlarının çalışma ilkesine dayanan gaz türbinleridir ve
doğrudan doğruya bir alternatörü veya elektrojen dizel gruplarını çalıştırır.Bu
türbinler belirli zamanlarında devreye sokulmak üzere tasarlanmıştır ve güçleri
100 MW geçmez;ama oldukça basit olmaları (görece küçük boyut,su buhar
devresinin olmaması,havayla soğutma)nedeniyle birkaç dakikada devreye
alınabilirler.Bu termik tesisler pratik olarak her yerde kurulabilir.
Elektrik santralleri,başka enerji biçimler (termik, nükleer, hidrolik,
jeotermal, güneş, rüzgar, gelgit v.b) elektrik enerjisine dönüştürmek amacıyla
bir araya getirilmiş donanımlardan oluşan işletmelerdir.Çağımızda büyük güçlü
sınai donanımların çoğunluğu,hidrolik ve termik (klasik ve nükleer)
santrallerden meydana gelmektedir.Türü ne olursa olsun, her elektrik santralı,
temel olarak bir enerji kaynağı, hareketlendirici bir aygıt, bir alternatör ve
bir dönüştürme istasyonundan meydan gelir.Dönüştürme istasyonu, alternatörün
ürettiği gerilimi, genel ulusal veya uluslar arası interkonnekte şebekenin
beslenme hatları için uygun bir değere yükselir.
Ülkemizin enerji gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılayan ve Türkiye
Elektrik Üretim A.Ş.(TEAŞ) tarafından işleten termik santraller, fuel-oil,
taşkömürü linyit, motorin, jeotermal ve doğal gaz türde enerji kaynağı
kullanmakta olup sayıları 30’u aşmaktadır.
Ayrıca özel sektöre ait fuel-oil kullanan Mersin Termik santrali ile,kamu ve
özel kuruluşlar tarafından salt kendi tesisleri için elektrik enerjisi üreten
irili ufaklı pek çok otoprodüktör termik santraller da bulunmaktadır.
Termik santraller içinde linyitli olanlar diğerlerinden çok daha önemli ve
güçlü olup,ülkemizin toplam elektrik üretimi içinde linyite dayalı termik
santrallerin parayı giderek artmaktadır.Yerli enerji kaynaklarımız içinde
günümüzde de önemini koruyan linyit yatakları,ülkemizin hemen her yerinde
bulunmaktadır.En büyük linyit yatakları,Afşin-Elbistan,
Muğla,Soma,Tunçbilek,Seyitömer,Konya,Beypezarı,Ada na,Tufanbeyli ve Sivas
havzalarında bulunmakta olup, kurulu termik santraller de bu bölgelerde yer
almaktadır.Ülkemizde 177 adet sahada görünür 7,3 milyar ton linyit rezervinin
3,4 milyarını 1100 Kcal/kg civarında ısıl değere sahip olan Afşin-Elbistan linyitleri
oluşturmaktadır. Linyit, konut sektöründe, termik santrallerde ve sanayi
sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır.Kaliteli olanlar konut ve sanayi
sektörlerinde düşük ısıl değerli olanlar ise termik santrallerde
tüketilmektedir.Linyitlerin büyük kısmı düşük kaliteli olduğundan %77 ‘den
fazlası termik santrallerde kullanılmaktadır.
Ülkemizdeki enerjiye bağlı hava kirliliği,daha çok, bu düşük kalorili
linyitlerin yakılması sonucu oluşan gazların atmosfere karışmasından
kaynaklanmaktadır.Yanma gazları, karbondioksit (Co2), karbonmonoksit (CO), azot
oksitler (NOx), uçucu organik bileşikler (VOC), kükürt dioksit (SO2), metan
(CH4) v.b. gazlar ile tanesel madde içermektedir. Yakılan kömür, bu
kirliliklerin yanısıra kül ve külün içerdiği kadmiyum, civa, kurşun, arsenik
v.b. ağır metallerin çevreye yayılarak kirletmesine sebep
olmaktadır.Linyitlerin düşük kaliteli olmaları nedeniyle termik santrallerin
çevre hava kalitesine etkisinin azaltılması için oluşan kirleticilere karşı
kontrol sistemlerinin uygulanması çok önemlidir.Ülkemizde elektrik üretimi
yaklaşık %60’ı termik santrallerden elde edildiğinden ve linyitlerimizin kükürt
ve kül içeriklerinin de yüksek olması nedeniyle,büyük miktarda linyit kömürü
kullanan termik santrallerin kirletici emisyonları da çok yüksek olmakta ve
çevreye verdikleri zarar da buna orantılı olarak artmaktadır.
Ülkemizdeki linyit kullanan termik santrallerin teknik özellikleri ile
kullanılan linyit özellikleri sunulmuştur. (TEAŞ,1994).Kurulu gücü 5700 MW’yı
aşan bu santrallerde kullanılan linyitlerin ısıl değerleri 1300-3900 kcal/kg;
kül oranı %15.3.3-42.4; kükürt oranı ise1.4-4.65 arasında değişmektedir. Bu
değişimler, termik santrallerin bulundukları yerlerin ve linyit yataklarının
farklı oluşlarından kaynaklanmaktadır.
Ülkemizdeki linyitli termik santrallerin hesaplanan partikül madde (toz),
kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (Nox), karbon monoksit (CO), uçucu karbon
bileşikleri (VOC) ve metan CH4) emisyonları sunulmuştur.
Ülkemizde linyit ile çalışan termik santrallerin emisyon debileri oldukça
yüksektir. Bu santrallerin toplamına toz emisyonları 7,7 ton/sa, kükürt dioksit
213,8 ton/sa, azot oksitler 48,5 ton/sa, karbon monoksit 2,4 ton/sa, uçucu
hidorkarbon bileşikleri 0,3 ton/sa ve metan emisyonları ise 0,12 ton/sa olarak
hesaplanmıştır.Yönetmelikte mevcut karşılaştırdıkları zaman toz kontrolu
açısından mevcut sistemlerim bir çoğunun yetersiz olduğunu ve desülfürizasyon
sistemlerinin gerekli oldukları ortaya çıkmaktadır.
Termik santraller kalitesiz linyit yatakları için çevre kirliliğine neden
olur.Termik santrallerin bacalarından çıkan kükürt,azot ve karbon oksitleri
havada su buharı ile birleşerek asit yağmurlarını oluştururlar.Toprağın ve
suların kirlenmesine neden olurlar;atık madde olan küllerin aşırı birikimi
toprağın kirlenmesine sebep olur.Uçucu külleri tutmak için bacalarına takılan
filtreler çoğu kez yetersiz kalır ve atmosferi kirletir, Aşırı çevre
sorunlarına neden olduklarından tercih edilmemesi gerekir. Fakat ülkemizde
elektrik enerjisi gereksinimini karşılamak için vazgeçemeyeceğimiz enerji
üretim kaynağıdır.
Termik santrallerden başka hidroelektrik, nükleer santraller gibi elektrik
enerjisi üreten santraller vardır.
İYİ VE KÖTÜ YANLARI;
1-) Kalitesiz linyit kömürü,kömür tozları ve yakılması güç fuel-oil kullanılabildiği
için ekonomiktir.
2-) Yakıtın taşınabildiği her yere kurulabilir.
3-) Kuruluş masrafları azdır.Fakat;
Çok aşırı toprak,su ve hava kirliliğine neden olurlar.
Termik Santraller Yerine;a-) Modem teknoloji ile güvenlik ön plana alınarak
kurulmuş nükleer santralleri,
b-) Hidroelektrik santraller,
c-) Güneş ışınlarından,rüzgarlardan,dalgalardan ve yer altı sıcak sularından
(jeotermal enerji) elde edilecek enerji santralleri kurulmalıdır.
.
ÇEVRE EKONOMİSİNE TÜRKİYEDEN ÖRNEK
Amerika’da 1991 yılı başında yapılan bir çalışmaya göre çeşitli enerji
kaynaklarınca üretilen kWh elektrik başına toplumsal maliyetler ABD
dolarının %1 olan cent cinsinden de görülmektedir.
TOPLUMDA(DIŞ)
ENERJİ MALİYET ARALIĞI
KAYNAĞI (CENT/kWh)
Güneş pili 0.00-0.40
Rüzgar enerjisi 0.01-0.10
Doğal gaz 0.78-1.10
Nükleer enerji 2.91-2.91
Kömür 2.80-6.80
Petrol 3.00-7.90
Çok farklı toplumsal maliyet örnekleri verilebilir.Örneğin:nükleer kaza
kurbanları ortalama ömürlerinden yaklaşık 20 yıl kaybedebilirler.
ÇEVRENİN BEDELİ NİÇİN DOĞRU DÜRÜST HESAPLANMIYOR
Çevre,piyasa ekonomisi kapsamına alınmadan korunamaz.Ama çevrenin bir değeri
yok Çevrenin parasal değeri dediğimiz zaman aklımıza gelen tek
değer:Sıfır.Temiz hava alınıp satılmaz.Hava bedavadır.Kimse,bunun bir fiatı
olabileceğini aklına getirmez.Bu nedenle hava,ekonomik bakımdan sanki
değersizmiş sanılır.Çevrenin bir alım satım değeri yok.
Suyun parasal değeri nedir?,Sessizliğin? Toprağın? Bir parasal değeri olmadığı
için de bütün çöpleri suya atmakta bir sakınca görmüyoruz.Havayı
kirletiyoruz.Toprağın yok olmasına seyirciyiz.Neden?Çünkü
hava,su,toprak,sessizlik için bir ödeme yapmıyoruz.Bir şeyin parasal değeri
yoksa,istismar edilir.Ama değeri varsa,korunur.
TERMİK SANTRALLERİN ENOMOMİYE ETKİLERİ
Türkiye Enerji Bilançosunun Kapsamı
Türkiye enerji bilançosu her yıl için toplam birincil enerji tüketimi onbir
enerji kategorisi halinde toplamaktadır. Bunlar, taş kömürü, linyit, asfaltit,
odun, hayvan ve bitki artıkları, petrol, doğalgaz, hidrolik enerji, jeotermal
enerji, elektrik enerjisi ve güneştir.
1989 yılı Türkiye Genel Enerji Bilançosu’na göre, ülkede 52,306 milyon tep
birincil enerji tüketilmiş ve bunun %28,4’ü kömür, %43,1’i ham petrol, %7,8’i
hidrolik enerji, %5,5’i doğalgaz, %10,2’si odun ve %4,9’u hayvan ve bitki
artıklarından oluşmuştur.
Tüketilen enerjinin %53’ü ülkede üretilmiş, %47’si ithal edilmiştir.İthal
enerjinin %74’ünü ham petrol oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, çevrim kayıpları ve santral ile rafinerilerin iç tüketimleri
için 13118 milyon tep birincil enerji kullanılmıştır.Buna göre, doğrudan
tüketime sunulan birincil enerji miktarı 39118 milyon tep oluşmuştur.Bu
miktarın %32,9’u sanayide, %17,5’sı ulaştırmada, %40,7’si de konutlarda
tüketilmiştir.
Sanayide kullanılan enerjinin %39,5’u katı yakıtlar, %39,9’u petrol ve
ürünleri, %17,5’uelektrik ve geri kalan %3,1’i de doğalgazdan karşılanmıştır.
Konutlarda ise, %73,8 katı yakıtlar, %17,7 akaryakıt, %8,2 de elektrik şeklinde
enerji tüketimi görülmektedir.
1989 yılında elektrik üretimine verilen birincil enerji miktarı 11 647 milyon
tep olmuştur.Bunun 3.579 milyon tep’i bütün sektörlere üretilip satılan
elektriği tep cinsinden toplam olarak göstermektedir.Bilançoda bu değerin “-“
işaretiyle gösterilmesinin nedeni, kok’ta olduğu gibi yakıtların bir kere
birincil enerji olarak gösterildikten sonra, ikinci defa ikincil enerji şekli
altında sayılmaması içindir.3579 milyon tep elektrik üretimine 0,048 milyon tep
olarak bulunmaktadır.3579 milyon tep enerjiyi üretip sektörlere vermek için
çevrim ve diğer kayıplara 8068 milyon tep daha enerji harcanması
gerekmiştir.Böylece, elektrik üretimi için verilen toplam enerji miktarı; 8068
+3579=11647 milyon tep olmuştur.Bu enerjinin 4008 milyon tep’i hidrolik (%34,4)
ve 7625 milyon tep’i de termik üretim (%65,5) dir.
Aynı yıl üretilen elektik enerjisi miktarının 52,045 milyar kWh olduğu göz
önüne alınırsa,bunun enerji değeri 4,476 milyon tep bulunur(52,045x10
9x0,086.10-3=4,476.10 6 tep).Sonuç olarak,elektrik sektörünün kullandığı net
enerji; 11,647-4,476=7,171 milyon tep olmaktadır.Böylece elektrik sistemine
verilen birincil enerjinin %38,4’ü net elektrik enerjisine çevrilmiştir.Ülkede
52,306 milyon tep olan toplam birincil enerji kullanımının 11,647 milyon tep’i
yani %22,27’si elektrik sektöründe gerçekleşmiştir.
Türkiye Enerji Bilançosunun Eleştirisi
-Odun,hayvansal ve bitkisel artıkların önemmli ölçüde yer tutması, bilançoların
olumsuz yanını sergilemektedir.Çünkü, bu üç değer, bazı kabullere dayanılarak
tahmini ölçüler göre tayin edilmektedir. Böylece, tahminlerdeki isabetin
derecesi bilinmediğinden, toplamla ilgili değerlendirmede yanıltıcı sonuçlar
elde edilebilmektedir. Tetkik edilen bilançoda, odun, hayvan ve bitki
artıkları, toplumun enerji tüketiminin altıda birini teşkil etmektedir (946 kep
olan nüfus başına tüketimin144 kep’i bu enerjilerdir-1989).Sanayileşmiş
ülkelerde,bu tür enerjiler “ticari olmayan enerjiler” başlığı altında
toplanmakta ve genel olarak bilançolara dahil edilmeyecek kadar az
olmaktadır.”Ticari olmayan enerjilerin yaygın kullanımı”,dolayısıyla
memleketimizde ihmal edilmez olduğu düşünülerek,bunlara ait tüketim
değerlerinin miktar ve enerji olarak gerçeğe daha yakın tesbiti için çalışmalar
yapılmalıdır.
-Bir ülkenin enerji sisteminin yapısının geelişmişliği ve işletilmesinde
başarı,bir ölçüde kayıp oranlarının düzeyi ile belli olmaktadır.Oysa,ulusal
bilançoda kayıplar, iç tüketimle beraber verdiği için açık olarak
görülememektedir.Kayıpların düzeyi ve sistemdeki yerleri net olarak
bilinirse,alınacak önlemler daha tutarlı ve etkili olacaktır.
-Ulusal bilançoda %19’luk yer işgal eden liinyit kömürlerimiz çok değişik ısıl
değerler içermektedir.Nitekim,ülkemiz linyitleri çevirme katsayıları cetvelinde
görüldüğü gibi;
-Isınma ve sanayi linyiti 3000 kcal/Kg,
-Santral linyiti 2000 kcal/Kg,
-Elbistan linyiti 1100 kcal/Kg,
olarak üçe ayrılmıştır.Bilançoda linyit kolunun bu şekilde üç bölümde
gösterilmesi,kullanımın hangi cins linyite kaydığının belirtilmesi bakımından
yerinde olacaktır.
-Nihal tüketim sektörlerine ayrılırken “konnut ve diğerleri” başlıklı bir
tüketimin mevcut olduğu görülmektedir.Bu sektörün bilançodaki ağırlığı
nedeniyle, ”konutlar”ın başka bir bölüm olarak “diğerleri”nden ayrılması
zorunludur .”diğerleri” olarak ticari ve idari faaliyetlere bağlı yerlerin
kastedildiği sanılmaktadır.Nitekim, elektrik bilançolarında “evler”ayrı bir
bölümde yer alırken, ”ticarethane ve resmi daireler” başka bir bölümde
bulunmaktadır.Her ne kadar, bu iki bölümde tüketim tipi aynı ise de (başta
ısıtma,su,elektrik),ihtiyacın niteliği tamamen değişiktir; biri fertlerin ve
ailelerin konforuna, diğeri ticari ve idari faaliyetlere bağlıdır.
Bilançolar Üzerindeki Genel Görüşler
Klasik bilançoda, bir enerji şeklinin her tep’i tamamen eşdeğer, dolayısıyla
diğer bir enerji şeklinin tep’ine ikame edilebilir gibi görünmektedir.Halbuki
enerji sisteminde gerçek durum tümüyle başkadır.Bir enerjinin spesifik
kullanımlarının, ikame edilebilir kullanımlardan açık bir şekilde ayrılması
gerekir.
Spesifik kullanım,bir enerji şeklinin maliyet veya bir ihtiyacı karşılama
kapasitesi açısından, diğer bütün enerji şekilleri üzerinde mutlak bir
üstünlüğü olduğu kullanımdır. Örneğin; aydınlatma, elektriğin spesifik bir
kullanımı, buna karşılık otomobil akaryakıtları da petrolün spesifik bir kullanımdır.
İkame edilebilir kullanımlar;bir ülke düzeyinde,fiyatları bakımından birinin
diğeri üzerinde egemenlik kurması nedeniyle, en az iki enerjiyle
karşılanabilecek olan kullanımlardır. Konutların ısıtılması,ikame edilebilir
kullanımın karakteristik bir örneğidir.
Ulu8sal enerji bilançolarının kurulmasında uygulanan yönetimin en büyük
kusuru,enerji kullanım koşullarını ihmal etmesidir.Tüketiciye verilen enerji,
sanki onun kullandığı enerjiye tekabül ediyormuş gibi kabul
edilmektedir.Oysa,enerji sisteminin bu şekilde sunulması aldatıcıdır.Yararlı
enerjinin,tüketilen enerjinin ancak üçte birini ifade ettiği birçok kullanımlar
vardır.Toplumun gerçek ihtiyaçlarının ve bunların gelişmesinin
belirlenmesi,ancak üretimden tüketime kadar sağlıklı şekilde bilançoda
gösterilmesiyle mümkündür.Nitekim,elektrikle ısınmada santralin kayıpları dahil
enerji verimi; fuel-oil ile ısınmadakinden daha düşüktür.Elektrikle
ısınmanın,akaryakıtla ısınmanın yerini alması sonucu,ulusal enerji tüketimi
artacaktır.Tüketimde verimleri dikkate alan bir bilanço;tüketim artışının
ihtiyaçların fazlalaşmasına değil,fakat birincil enerjinin dönüşme kayıplarının
artmasına tekabül ettiğini ve gerçekten kullanılan enerji miktarının
değişmediğini gösterecektir.
Enerji sisteminin tam bir imajını vermekten uzak olan ve yalnız birincil ve
nihai enerji tüketimlerini dikkate alan enerji bilançoları, tedariklerin
yapısını da tam olarak göstermemektedir. Dolayısıyla, bunların bir ülkenin
gerçek enerji ihtiyaçlarına ilişkin gelişmelerin analizi ve tahmini için
kullanılmasında son derece ihtiyatlı davranılması gerekir.
Enerji Türlerinin Tekno-Ekonomik Analizi
Dünya enerji sisteminde bulunan başlıca enerji türlerinin teknik yönden
analizi,bu bölümün konusunu oluşturur.Sistemin temel yapısının tekniklerin
ilişkisine dayanmasına karşılık,bu analiz aynı zamanda her enerjinin
gelişmesini sosyal ve çevre yönünden ekonomik boyutlarıyla dikkate almaktadır.
Ülkemizin hemen hemen her türlü üretiminin bağlı olduğu enerji sektöründeki
bağımsızlığı ve yerli ve tükenmez olduğu kadar bir o kadar da neredeyse bedava
olan su, rüzgar, biyogaz, güneş ve jeotermal enerjiye dayalı enerji
üretimi: Türkiye’yi bütçesi denk, Borçları ödenmiş ve ürün
maliyetlerindeki ucuzlamanın getirdiği alım ve rekabet gücü artışına bağlı;milli
geliri artmış bir ülke yapacaktır.Bu durum Türkiye’yi,bizlerin özlediği
bağımsız ve güçlü konuma getirdiği gibi, iç ve dış barışı destekleyen bir önem
sunmaktadır.
1012 kWh başına işalanı
yarattığı kişi sayısı
Enerji
Kaynağı Kuruluş aşamasında İşletme aşamasında
Rüzgar 542 28
Nükleer 100 9
Güneş(Termik) 248 27
Jeotermal ? 112
Kömürlü Termik 116 ?
Bundan başka,yoğun bir yenilenebilir enerji geleceği:Klasik enerji
kaynaklarından çok faklı enerji üretim ve tüketim çeşitliliği içeren ve önemli
bir bölgelerarası enerji ticaretine yol açacaktır.Enerji tekellri kırılacak ve
enerji ithal eden ülkeler pek çok üretim ve yakıt tipi seçeneğine sahip
olacaktır.B,onları,enerji tekellerinin fiat oynamalarına ve beklenmeyen yakıt
arzı dalgalanmalarına karşı dayanıklı yapacaktır.
Son olarak dünya barışı ve geleceği için en büyük tehdit olan nükleer
silahların yapımında kullanılan plutonyum gibi maddelerin nükleer
santrallerle olan ilişkisi: nükleer enerjinin geleceğinin, temiz ve
yenilenebilir enerji kaynaklarıyla engellenmesi nedeniyle azalacaktır.Nükleer
yakıtların ve nükleer atıkların üretimi,depolanması ve taşınmasının
getireceği risklerden ve dünya barışının bozulması tehdidinden böylece giderek
uzaklaşacaktır.Nükleer enerji santralleri sigorta şirketlerince sigortalanmaktadır.Bunun
anlamı “Riskin karşılanamaz” olmasıdır.
SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEKİ TEMİNAT DIŞI HALLER:
...
b) Herhangi bir nükleer yakıttan veya nükleer yakıtın yanması sonucu nükleer
atıklardan veya buna atfedilen sebeplerden husule gelen iyonlayıcı radyasyonların
veya radyoaktivite bulaşmalarının ve bunların gerektirdiği askeri ve inzibati
tedbirlerin sebep olduğu bütün ziyan ve hasarlar kapsayacaktır.
Bir Yerli Sigorta Şirketinin
Kaz vb Paket Sigortası Sözleşmesi Genel Şartlarından
BEDAVA EKOLOJİK YAŞAM DESTEĞİ
Santa Barbara’daki “Ulusal Ekonomik Analiz ve Sentrez
Merkezi”ekolojist ve ekonomistleri,dünyanın insanlara her
yıl “bedava” 33 trilyon dolarlık hava,su vegıda sağladığı
hesapladılar....Bu değer yılda 18 trilon olan dünyanın gayri safi milli
hasılası (insanlar tarafından üretilen tüm mal ve hizmetlerin değeri) ile
karşılaştırıldığında oldukça yüksek.... “Nature”dergisinde
(14 Mayıs 1997) makalede,ekolojik yaşam destek sistemlerinin sağlanması halinde
dünya ekonomisinin durma noktasına geleceği,bir anlamda bunların ekonomi için
değerinin sınırsız olduğunu belirtildi.
Göksel N. Demirer ve ark.
Ağaçkakan,Sayı:34
Yararlanılan Kaynaklar:
1-Temiz ve Yenilenebilir Enerji Kitabı
2-Enerji Ekonomisi,F.Behçet Yücel,1994
TERMİK SANTRALLERİMİZİN BULUNDUKLARI YERLER
SANTRALIN ADI
FUEL -OİL
Ambarlı
Hopa
TAŞKÖMÜRÜ
Çatalağzı B1,B2
LİNYİT
Afşin-Elbistan
Kangal 1-2
Seyitömer 1-4
Soma A
Soma B1-B6
Tunçbilek A
Tunçbilek B
Çayırhan A
Yatağan
Orhaneli
Yeniköy 1-2
Kemerköy 1(Gökova)
Kemerköy 2(Gökova)
MOTORİN
Aliağa G.T.KÇ.
Seyyar gaz türbini
Bozcaada D.
Marmara Adası D.
Gökçeada G.T.
Avşa Adası D.
Erciyes-Van D.
Ilıç D.
Kemaliye D.
Çukurca D.
Gökçeada D.
JEOTERMAL
Kızıldere
DOĞALGAZ
Hamitabat 1-6
Hamitabat 1-6(Tevsi)
Ambarlı 1-6
Ambarlı K.Ç.1,2,3