
RÜZGAR ENERJİSİNİN
ÖZELLİKLERİ Rüzgar enerjisinin
kaynağı güneştir. Güneşin, yer yüzeyini ve atmosferi farklı derecede
ısıtmasından rüzgar adı verilen hava akımı oluşur. Dünya yüzeyine ulaşan güneş
enerjisinin yalnızca küçük bir bölümü rüzgar enerjisine çevrilir. Rüzgar
enerjisinin özellikleri genel olarak şunlardır:
1) Atmosferde bol ve serbest olarak bulunur.
2) Yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağıdır.
3) Enerjisi hızının küpü ile orantılıdır.
4) Yoğunluğu düşüktür.
5) Enerjisinin depolanması, başka bir enerjiye çevrilmesi ile mümkündür. Çevre
kirliliği yaratmaz.
SINIFLANDIRMA: Rüzgar – enerji dönüşüm ( RED ) sistemleri aşağıdaki üç
temel faktöre bağlı olarak sınıflandırılabilir.
1) Çıkış türü
a-Doğru akım
b- Değişken frekans, değişke veya sabit gerilim, alternatif akım.
c- Sabit frekans, değişken veya sabit gerilim, alternatif akım.
2)Rüzgar türbininin dönme hızı
a- Değişken kanat açısı ile sabit hız
b- Basit açı değiştirici mekanizmaları ile yaklaşık sabit hız
c- Sabit kanat açısı ile değişken hız
3)Elektrik enerji çıkışından yararlanma şekli
a- Akü gurubunda depolama
b- Diğer şekillerde depolama
c- Konvansiyonel şebeke sistemine bağlantı
RÜZGAR TÜRBİNLERİ
Rüzgar türbinleri hareket halindeki havanın enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren
makinalardır. Bu nedenle rüzgardan elektrik üretimi rüzgar enerjisi
uygulamalarının temel yöntemlerinden biridir.
Hareketli havadan mekanik enerji şeklinde elde edilen enerji, uygun bir kaplin
ve dişli kutusu içeren mekanik aktarıcı yoluyla elektrik generatörüne
aktarılır. Generatörden elektrik çıkışı, uygulamaya göre bir yüke ya da güç
şebekesine bağlıdır.
Bu tür istemde kullanılan kontrol cihazı bir yada daha fazla noktada rüzgar
hızı ve yönü, mil hızları ve torkları (döndürme momenti ), çıkış gücü ve
gerekliyse generatör sıcaklığını algılayarak kanat açısı kontrolü, yön kontrolü
(sadece yatay eksenli makinalarda )yapmak ve rüzgar enerji girişi ile elektrik
çıkışını eşlemek amacıyla generatör kontrolü için uygun sinyalleri üretir.
Ayrıca kuvvetli rüzgar, sonucunda oluşan aşırı koşullardan, elektriksel
arızalardan, genaratör aşırı yüklenmesi gibi koşullardan sistemi korur.
Rüzgar-elektrik sistemlerinde rüzgardan alınabilen güçten elektriksel güç
çıkışına kadar olan tüm dönüşüm verimi %25-35 aralığındadır.
Uygulamadaki
sistemlerde optimum nominal (tam yükte ) rüzgar hızının saatlik hızın yıllık
ortalamasına oranı yöreye, rüzgar rejimine ve uygulanan tasarım yöntemine bağlı
olarak 1.25 ile 2.5 değerleri arasında değişir. Yıllık enerji çıkışı, yıllık
ortalama rüzgar hızını kullanarak yapılan hesaplarda elde edilen enerjinin 1
ile 1.6 katı arasında olacaktır.
Elektrik enerjisi elde etmek için kullanılan rüzgar türbinleri, bir iki veya üç
kanadı olan yüksek hızda çalışan makinalardır. Yüksek hızda çalışma nedenleri;
Eşit çaptaki yüksek hızlı bir rüzgar türbini düşük hızlı türbinden daha hafif,
dolayısıyla daha ucuzdur.
Dönme hızları yüksek olduğu için gerekli çevrim oranı daha düşüktür. Bu nedenle
dişli kutusu daha hafiftir.
Elektrik generatörlerinin çalışmaya geçmesi için gerekli başlangıç torku
küçüktür. Hızlı bir rüzgar rotorunun başlatma torku çok küçük de olsa,
generatörü kolaylıkla harekete geçirir. Dolayısıyla yüksek hızlı rüzgar
türbinleri bu kullanım için son derece uygundur.
Türbin kanatları sabit veya değişken açılı olurlar. Bazı tasarımlarda rotor
frenlendiğinde açıyı arttıran özel bir regülatör kullanılarak başlatma
kolaylaştırılır.
Sabit kanat açılı yüksek hızlı rüzgar makinalarında, generatör başlama
esnasında motor gibi davranır ve dönme hızı nominal hıza ulaştığında generatöre
dönüşür.
Regülatör sistemleri olmayan rüzgar rotorları da vardır. Bu tür rüzgar
rotorlarının çalışmaya başlaması özellikle makinanın yıldız0 uç hız oranı
yüksekse daha zordur. Bu gibi makinalarda burulmuş kanatlar tercih edilir.
Genellikle, rüzgar rotoru bir dişli kutusu üzerinden elektrik generatörünü
sürer. Dişli yapımında ortaya çıkan gelişmeler ve düşük hızlı elektrik generatörlerinin
maliyetinin yüksek olması, küçük sistemler dışında rotorun generatör tarafından
doğrudan sürülmemesi eğilimine yol açmaktadır.
Rüzgar rotoru kuleye up – wind ( rüzgarı önden alan ) veya down – wind (
rüzgarı arkadan alan ) olarak yerleştirilebilir. Birinci durumda kalkış
etkisinden kaçınılır, ikinci durumun avantajı ise başlangıç torku düşük olduğu
için yön bulma motorunun gücünün azalmasıdır.
REGÜLASYON SİSTEMLERİ
Uygulanan elektriksel sistem ne olursa olsun, verilen gücün mekanik
regülasyonun yapılması gereklidir. Bu regülasyon ya kanatların ayrılmasıyla ya
da aerodinamik frenle yapılabilir.
Frekansı generatörün kendisi tarafından düzenlenen bir doğru akım generatörünü
veya bağımsız bir şebekeyi besleyen bir alternatörü süren rüzgar türbinleri
takometre kullanılarak regüle edilebilir.
Değişken açılı kanatları olan ve sabit frekansta bir şebekeyi besleyen rüzgar
generatörleri için güç regülasyonu yapmak daha iyidir. Mekanik hız regülatörü
güç çıkışının sınırlanmasına da yardımcı olacak ve generatör şebekeden
ayrıldığı zaman hız sınırlamasını da sağlayacaktır.

Sabit frekanslı bir şebekeyi besleyen sabit kanatlı makinalar için hız
regülasyonu gerekli değildir. Çünkü rüzgar rotorunun dönme hızını şebeke
belirler. Bu durumda güç regülasyonu eş zamanlı olarak meydana gelir. Yani
dönme hızı sabit olduğundan rüzgar hızı arttığı zaman uç-hızı düşer. Böylece
verim azalır ve uç-hızı sabit bir değerde olduğundaki kadar fazla güç elde
edilemez. Güç sınırlaması kanadın uç bölgelerinin kendi frenleme noktalarına
yakın çalışmasından dolayı ortaya çıkar.
Bununla birlikte eğer generatör şebekeden ayrılmışsa hız artışından kaçınmak
için sabit kanatlı bir makinaya frenleme sistemi koymak gereklidir: mile
mekanik bir fren ve kanat uçlarına da aerodinamik fren sistemi.
Bağımsız sabit kanatlı makinalarda regülasyon, güç artışını rotasyonel hızın
küpü ile sağlayan hiper kompunt generatörler paralelinde elektronik kontrollü
değişken elektrik dirençler bulunan bir yükü besleyen ve statik kapasitörlerle
paralellenmiş olan indüksiyon generatörü ile sağlanabilir.
ENERJİ DEPOLAMA
Rüzgar gücü düzensiz bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle enerji depolama
gereklidir. Pek çok depolama yolu vardır, fakat hiç birisi mükemmel değildir.
Isıl Depolama: Isıl depolama birçok şekillerde olabilir. Bunlar su
ısıtma, çakıl taşı ve taşların izole bir tank içinde ısıtılması veya daha
önceki durumlarına dönerken aldıkları ısıyı geri verebilen maddelerin
eritilmesi şeklinde olabilir. Depolanan ısı daha sonra ortam ısıtılmasında
kullanılır.
Su Pompalama: Bazı hidrolik güç tasarımları için kullanılan bu sistem
rüzgar enerji dönüşüm sistemleri için şimdiye kadar hiç kullanılmamıştır. Su
yüksekteki bir tanka veya reservuara pompalanır ve daha sonra enerji ihtiyacı
olduğunda bir türbini döndürmek için kullanılabilir. Verimliliği %60 ile %80
arasındadır.
Atalet Depolama: Hızla dönen volanlar ( fly-wheel ) ile enerji depolama
yeni bir fikir değildir. Son zamanlarda karma malzemelerden ( metal + polyester
+ reçine ) volanlar yapılmıştır. Bununla birlikte enerji depolama olanakları
sınırlı kalmıştır. Çünkü belli bir dönme hızının ötesinde volan
parçalanabilmektedir. Magnetik yataklar üzerine yerleşmiş 15.000 d/d hızla
dönen bir volana 24 saat süreyle 400 WH / kg ‘lık depolama yapmak kurumsal
olarak mümkündür. Sistemin verimi ( yeniden depolanan enerji / tüketilen enerji
) mükemmeldir. Yaklaşık % 80 dir.
Sıkıştırılmış Hava Depolama: Bu depolama türünde sıkıştırılmış hava bir
depoya veya kemerli bir yeraltı odasına basılır. Bu hava daha sonra mekanik
enerji elde etmek amacıyla ya bir kompresöre yada içten yanmalı türbine
gönderilir. Her birinin verimi sırası ile %60 ve %80 dir.
Hidrojen Depolama: Hidrojen, rüzgar türbini tarafından üretilen doğru
akımla suyun elektroliz edilmesi ile elde edilir. Hidrojen daha sonra
sıkıştırılır ve silindirlere, veya düşük basınçta gaz tutucularda depolanarak
ısıtma, yemek pişirme veya bir motoru çalıştırmakta kullanılabilir. Diğer bir
yol, sıkıştırıldıktan sonra gerektiğinde kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine
doğrudan dönüştüren yakıt hücrelerine hidrojen vermektir. Verimlilik %60 ile
%70 dir.
Akümülatörler: Enerji depolamak için yaygın olarak kullanılır. En iyi
bataryalar kurşun asit akümülatörlerdir. Bunlar azar azar şarj için çok
uygundur. Elektriksel çıkışın miktarı, verimliliği aşağı yukarı %80 -%90,
enerji %70 -%80 arasındadır. Büyük tesisler için kalın plakalı bataryalar
kullanılır. Küçük tesisler için traksiyoner akümülatörler yeterlidir. Akülerin
çabuk bozulmasının ana nedenleri aşırı şarj, aşırı deşarj ve uzun süre boş
durumda bırakmaktır. Nikel kadmiyum bataryalar tavsiye edilmez çünkü küçük
güçlerde verimleri çok düşüktür ve kurşun asit bataryalarınkinden daha azdır.
Bunun yanında ne aşırı şarjdan ne de düzensiz aşırı deşarjdan etkilenmezler,
kendi kendine deşarj olmazlar ve kurşun asit tipe göre soğuktan daha az
etkilenirler.
ELEKTRİK ÜRETİMİ
Rüzgar enerjisinin elektrik enerjisine dönüşümünün bir çok avantajı vardır. Bu
avantajların en önemli üç tanesi şunlardır:
1) Generatör çok geniş bir alan üzerinde yüksek verimlilik, güvenilirlik ve çok
az bakım ihtiyacı ile tasarımlanabilir.
2) Üretilen enerji kullanım noktasına diğer kaynaklara göre daha yüksek verimle
ve daha düşük maliyetle iletilebilir.
3) Elektrik enerjisi diğer formlara daha kolay getirilebilir, modüle edilebilir
veya çevrilebilir.
ŞEBEKEYE BAĞLANTI:
Rüzgardan elde edilen elektrik enerjisini mevcut konveksiyonel elektrik
şebekesine bağlantısına çoğunlukla rüzgar gücünün büyük geçici değişimlerine ve
bu dalgalanmaların küçük tahmin edilebilirliğine bağlı olan bazı ciddi sorunlar
ortaya çıkar.
Bölgesel veya ulusal şebekeden talep edilen güç, elektrik güç talebinin yapısı
tarafından belirlenir. Bu talep günün saatleri, haftanın günleri ve mevsimlerle
değişen bir yapı ister. Bununla birlikte bu gücün daima sabit frekansta ( 50 HZ
) ve kararlı gerilimde olması gereklidir. Bu talebin en önemli kısmı genellikle
sabit gerilim ve frekansta oldukça kararlı ve sabit güç veren büyük
konvansiyonel elektrik santralleri tarafından sağlanır (bazı yük santralleri ).
Güç talebindeki değişimler orta ve pik yük santrallerinin devreye alınması ile
dengelenebilir.
Gerçekte her zaman için baz yük santralleri enerjinin büyük bölümünü ve
ataletleri yüksek olduğu için gerilim ve frekans kararlılığını sağlar. Orta ve
pik yük santralleri ise güç kaynağı ve talebin her zaman için
uyumlandırılmasını sağlar, ayrıca hidroelektrik santraller de frekans
düzenlemesi için faz düzeltici olarak kullanılabilirler.
Rüzgar santrallerindeki durum ise farklıdır. Rüzgardaki büyük dengesiz
değişimler nedeniyle, tek rüzgar türbini stokastik bir enerji kaynağı gibi
görülmelidir. Dolayısıyla bir türbin elektrik şebekesine bağlandığı zaman ortaya
çıkan sorunlar ikiye ayrılabilir.
GERİLİM VE FREKANSIN SABİTLEŞTİRİLMESİ:
Rotorun savrulma momenti etkisi, saniye ve dakika süresindeki dalgalanmaları
düzenler, ayrıca eğer bir elektrik/elektronik regülatör , generatörün frekans
ve gerilim çıkışını sabit tutuyorsa, rotorun devir sayısındaki %10 ile %15
arasındaki küçük değişimler de kabul edilir. Bu durumda sadece üretilen akım
dolayısıyla üretilen güç değişir. Bu frekans ve gerilimi arttırmak veya
düşürmek için rotorun yönü veya alan bobini fazının dönmesini, elektronik
olarak kontrol edilmesiyle başarılabilir . Türbin ve generatör belli bir
nominal rüzgar hızına (Vnom ) göre tasarımlanır. Bu hız türbinin tesis edidiği
yerdeki türbinin faaliyet merkezi seviyesindeki yıllık ortalama rüzgar hızı
değerine göre seçilir. Vnom’dan daha yüksek hızlar için rotorun verimi, ya
kanat profilinin aerodinamik karakteristiği ile veya rotor kanatlarının gelme
açısının mekanik olarak değiştirilmesi ile aşağıya doğru ayarlanır. Böylece
nominal hız ve çıkış gücü, kabul edilen bant genişliği arasında kalacaktır.