Copyright
© Ayyüce Vural
HOPARLÖR
Bir sistemde hoparlörün görevi, CD, kaset ve ya
DVD gibi kayıtlardan elektronik sinyali alma ve bizim duyabildiğimiz asıl ses
haline dönüştürmektir.

Bu makalede, hoparlörün bunu
nasıl yaptığını, hoparlör tasarımlarını, hoparlörlerin nasıl sınıflandırıldığını
ve nasıl gördüğünü ayrıca bu farklılıkların, ses kalitesini nasıl etkilediğini
bakacağız.
Hoparlörün, nasıl çalıştığını
anlaşılması için ilk olarak, sesin, nasıl oluştuğunun anlaşılması gerekir.
SESİN OLUŞMASI
Çevremizdeki sesleri kulağımızla duyarız. Bir
nesne titreştiği zaman ses dalgalarını oluşturur. Yani havanın da titreşmesi
sonucu dalgalar oluşur. Bu ses dalgaları, hava vasıtasıyla nesneden uzağa doğru
yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak zarımızda titreşimlere neden olur.
Beynimiz ise bu titreşimleri ses olarak algılamamıza neden olur.

Aslında kulağımızı bir mikrofona
benzetebiliriz. Mikrofon gelen ses dalgalarını elektriksel sinyallere çevirir.
Kulağımız ise beynimiz tarafından algılanan sinyallere dönüştürür.
Mikrofonun
ses dalgaları ile titreştirilen bir diyaframı vardır. Bir mikrofondan
gönderilen sinyal, bir elektrik sinyali gibi bir bant veya CD'de kodlanır.
Müzik setinde bu sinyali çalındığı zaman yükselteç, fiziksel titreşimlerle onu
yorumlayan hoparlöre yollar ve hoparlörden sesi alırız.
SESLERİN FARKLILIĞI
Kulağımızla duyduğumuz sesler
farklı farklıdır. Bu farklılık ses dalgalarının frekansına ve genliğine bağlı
olarak değişir.
Dalga frekansı: Yüksek dalga frekanslı bir ses havayı daha hızlı
dalgalandırır. Böyle sesin perdesi yüksektir deriz ve tiz sesler olarak
algılarız. Alçak dalga frekanslı sesin perdesi ise alçaktır ve bas sesler
olarak algılarız.
Dalga genliği: Dalga genliği yüksek olan ses, daha gürültülü olan ses
demektir. Mesela sesi kısıp açmakla dalganın genliğini değiştiririz.
HOPARLÖRDE SESİN OLUŞUMU
Hoparlöre gelen teller sabit bir mıknatısın
kutupları arasına asılmış bir bobine bağlanır. Bu bobin bir elektromıknatıstır.
Bu bobin, üzerinden elektrik akımı geçtikçe mıknatıs
halini alır. Ve bobin sabit mıknatısa doğru çekilir. Bu çekim miktarı, bobinin
manyetik alanının şiddetine veya bobinden geçen elektrik akımına bağlıdır. Bu
elektrik akımının büyüklüğünü belirleyen ise ses dalgasının genliğidir. (mesela
konuşan kişinin sesinin şiddeti gibi). Bobinin, ileri geri bir piston gibi
hareket ederken çok veya az yer değiştirmesi sesin şiddetiyle ilgilidir.
Bobinin titreşim temposunu ise sesin frekansı etkiler. (mesela konuşan kişinin
sesinin perdesi -tiz veya bas oluşu-). Sonuç olarak, hoparlördeki bobin, zaman
ve şiddete bağlı olarak ses sinyallerine göre titreşir.

Bobine bağlı bobinle birlikte hareket eden bir
koni vardır. Bu koni sertleştirilmiş kumaştan, ince kağıttan veya ince bir
metalden yapılmıştır. Bu koninin ileri geri hareketleri havayı titreştirir.
Böylelikle elektriksel sinyaller ses dalgalarına dönüştürülmüş olur.
Copyright © Ayyüce Vural
SESİN OLUŞTULUMASINDA MIKNATISLAR
Elektromıknatıs, bir mıknatıs ile
yaratılan sürekli sabit bir manyetik alanda konumludur. Bu iki mıknatıs —
elektromıknatıs ve sürekli mıknatıs — herhangi bir iki mıknatısın, yaptığı gibi
birbirini etkiler. Elektromıknatısın pozitif ucu, sürekli manyetik alanın eksi kutbuna
çekilir ve elektromıknatısın eksi kutbu, sürekli mıknatısın eksi kutbu ile
püskürtülür. Elektromıknatısın kutuplanması değiştirildiği zaman, itim oluşur.
Bu durumda, alternatif akım sabit olarak, ses
bobini ve sürekli mıknatısın arasında manyetik kuvvet oluşturur. Bu, ileri geri
hareket bobini hızlıca iter.
Bobinin, hareket ettiği zaman
hoparlör konisini çeker.. Bu, hoparlörün önünde havayı titretir, ses
dalgalarını yaratır. Elektrik ses sinyali bir dalga olarak da yorumlanabilir. Ses
bobininin, hareket ettiği, orijinal ses dalgasını temsil eden, oranı dikte eden
ve uzak tutan bu dalganın sıklık ve genliğidir.
FREKANS ÇEŞİTLİLİKLERİ
İyi bir hoparlörün
farklı frekanslardaki sesleri üretebilmesi lazımdır. Fakat bunu tek bir
hoparlör ile yapmak mümkün olmaz. O yüzden farklı frekans üreten hoparlörler
tek bir kutu içerisinde toplanırlar.
Üç çeşit frekans
üreten hoparlör bu kutulara konur.
1) Tiz ses üretenler : tweeter
2) Orta ses üretenler : midrange
3) Bas ses üretenler : woofer


Tiz ses üreten tweeterlar
yüksek frekansta ses üretirler ve boyutu en küçük olanlardır.
Orta ses üreten midrangeler
orta frekansta ses üretirler ve boyutları ikisinin ortasıdır.
Bas ses üreten wooferlar
ise alçak frekansta ses üretirler ve boyutu en büyük olanlardır.
FREKANS SAHASININ BÜYÜKLÜĞÜ
Kaliteli hoparlörler tipik olarak, bir woofer ve bir tweeter’a ve bazen
de extradan bir midrange’e birden sahip olur.
Özel bir frekans sahasında her
sürücüyü işleme almak için hoparlör sistemi ilk olarak, ses sinyalini farklı
parçalara kırmaya ihtiyaç duyar - alçak frekans, yüksek frekans, ve bazen orta
frekans.- Bunu hoparlörün köprü kısmı (speaker crossover) yapar.
Köprünün (speaker
crossover) en
ortak tipi, pasif olanıdır. Pasif köprü dış güç kaynağına ihtiyaç duymaz çünkü
o içinden geçen ses sinyali ile aktive olur. crossover’da
kapasite ve bazen de diğer devre elemanları kullanılır. Kapasite ve bobin sadece, devre kararlı halde iken iyi birer
iletken olur, crossover’ın kapasitesi frekans kesin
bir düzeyi aştığı zaman akımı çok iyi geçirir ancak frekans bu seviyenin
altındaysa iyi bir iletken olmaz. Crossover’ın
bobini, tam tersi durumda yani, bu düzeyin altındayken iyi bir iletken
olur.kapasiteye tam zıt olarak hareket eder.
Elektrik ses
sinyali hoparlör telinden hoparlöre gittiği zaman, her sürücünün crossover ünitelerinden geçer. Tweeter’a
geçmek için,
akım, kapasiteden geçmek zorunda olacaktır.
Çoğunlukla,sinyalin frekansı yüksek parçası,tweeter’ın
üzerinden akar. Woofer’a geçmek
için akım bobinden geçmek zorundadır. Bundan dolayı
sürücü genelde alçak frekansa yanıt verir. Mid-range sürücüsünün crossover’ı
akımı kapasiteden de bobinden de geçirir.bunu sebebi daha yüksek ve daha
alçak durumlarda bir kesim noktası
oluşturmaktır.
KAPALI HOPARLÖR
KORUNCAKLARI
(Sealed Speaker Enclosures)
.
Hoparlör sistemlerinin
çoğunda,sürücü ve crossover’lar kapalı hoparlör koruncakları içerisinde
bulunur. Bu koruncaklar, birkaç göreve hizmet eder. En temel görevleri
hoparlörün kurulumunu kolaylaştırmaktır. Her şey tek bir ünitede toplanır ve
sürücüler doğru pozisyonda konumlandırılırlar. Böylece birlikte çalışan sürücüler
en iyi sesi üretirler. Koruncaklar, sürücünün titreşimini iyi soğurabilmek
için ağır tahta veya başka bir katı
malzemeden yapılırlar.
Buna ek olarak, hoparlör
koruncakları, sesin, nasıl üretildiğini etkiler. Hoparlörün sürücülerine
baktığımız zaman, diyaframın koninin önünde ses dalgalarını nasıl yaydığına
odaklanmıştık ancak diyafram ile beraber koruncaklarda ses dalgası
üretmektedir.
Koruncakların en çok kullanılan tipi
olan kapalı hoparlör koruncakları aynı zamanda “akustik süspansiyon koruncakları”
olarak da adlandırılırlar. Bu koruncaklar hava geçirmez ama iç hava basıncı sürekli
değiştirilir. Sürücü içeri taşındığı zaman, basınç artırılır ve sürücü
ayrıldığı zaman, azaltılır. Her iki hareket, kutunun içinde hava ve kutunun
dışında havanın arasında basınç farklarını yaratır. Hava her zaman, basınç
düzeylerini eşitlemeye çalışır.
Bundan dolayı sürücüler "Dinlendirme"
konumuna doğru itilir. ( iç ve dış hava basıncının aynı olduğu konum)
DİĞER HOPARLÖR
KORUNCAKLARI
(other Speaker Enclosures)
Diğer hoparlör koruncakları
tasarımları, iç basıncı dışarıya doğru püskürtür ve basıncı ses dalgasını
tamamlamak için kullanır. Bunu yapması için en genel yol, hoparlöre küçük bir “port” inşa etmektir. Bas yansılı hoparlörlerde, diyaframın
geri hareketi, port’tan dışarı ses dalgalarını iter
böylece toplam ses düzeyini arttırır.
Bas yansılı koruncakların ana avantajı, verimliliği arttırmalarıdır. Sürücüyü
hareket ettiren güç, iki ses dalgası yaymak için kullanılır. Dezavantajları ise
sürücünün geri sıçraması için hiçbir
hava basınç farkı olmamasıdır. Bundan dolayı ses üretimi kusursuz olmaz.
Pasif radyatör koruncakları, bas
yansılı ünitelere çok benzerdir ama pasif radyatör koruncaklarında , geri
dalga, pasif bir sürücüye hareket eder. Port’tan
dışarı yönelmez. Pasif sürücü ana hattır. Aktif sürücüler, elektromanyetik ses
bobini bulundurmaz ve yükseltece bağlanmazlar. Pasif sürücüler,aktif
sürücülerden gelen ses dalgaları ile hareket ederler. Bu tip koruncaklar,
kapalı hoparlör koruncaklarından daha verimlidir ve ses dalgalarını daha
kaliteli üretirler.
ALTERNATİF HOPARLÖR DİZAYNLARI
Çoğu hoparlör geleneksel sürücülerle
sesinin tasarlar ama alternatif dizayna sahip hoparlörler de mevcuttur.Bu
tasarımların, klasik dinamik hoparlörlere göre bazı avantajları vardır ama
genelde tercih edilmezler. Bundan dolayı alternatif dizaynlar genelde
sürücüleri bağlamada kullanılır.
En popüler alternatif dizayn, elektrostatik
hoparlördür. Bu hoparlörler büyük, ince, iletken bir diyafram paneliyle havayı
titrer. Bu diyafram paneli, elektrikle şarj edilen iki panel arasına asılır. Bu
paneller, pozitif bir kutup ve negatif bir kutupla bir elektrik alanı yaratır.
Ses sinyali, asılan panel boyunca,pozitif ve negatif yükler arasında hızlıca
bir akım halinde akar,. Yük pozitif olduğu zaman, panel, alanın negatif ucuna doğru
çekilir, negatif olduğu zaman, ise alanda pozitif uca doğru hareket eder.
Bu şekilde diyafram hızlıca havayı titrer.
Panelin, çok küçük bir kütlesi vardır. Bundan dolayı ses titreşimlerine çok
çabuk karşılık verebilmektedir. Panel büyük mesafede hareket etmemesine rağmen
alçak frekans sesleri üretmekte çok etkili değildir. Bu sebepten dolayı
elektrostatik hoparlörler bir alçak frekans hoparlörü (woofer)
ile birlikte kullanılmalıdır. Ayrıca duvara takılma zorunluluğundan dolayı evde
rahat kullanılamaz.
Başka bir alternatif, düzlemsel
manyetik hoparlördür. Bu üniteler, iki manyetik panelin arasında asılı uzun metal
bir şerit kullanır. Temel olarak elektrostatik hoparlörlerle aynı mantıkta
çalışır. Tek farkı elektrik alanı yerine manyetik alanda çalışmasıdır. Düzlemsel manyetik hoparlörler de alçak
frekansta verimli değillerdir. Sadece tweeter olarak
kullanılırlar.
Copyright © Ayyüce Vural