Elektrik-Elektronik
Fakültesi
Elektrik
Mühendisliği Bölümü

Elektronik
Bahar Yarıyılı Ödevi
Konu: Plazma Ekranlar
Hazırlayan: Onur Kalecik
Plazma Nedir?
Maddenin üç hali vardır bunlar
sıvı katı ve gazdır. Bunu hepimiz ilkokulda öğrenmiştik.Peki o zaman maddenin
4. hali olduğu söylenen ve son on yılda gündeme gelen plazma nedir? Eğer
"ben plazmaya daha yakından bakmak istiyorum" diyorsanız, yapmanız
gereken çok basit. Kibriti elinize alın ve çakın. İşte pırıl pırıl alevi ile plazma karşınızda duruyor. Evet alev de bir
plazma hâlidir.
Alevin kibritteki sıcaklığı kibritin elinizle söndürebileceğiniz kadar düşük
olabileceği gibi Güneşin çekirdeğindeki gibi milyonlarca santigrad
kadar yüksek de olabilir. Plazma hâli sadece elektrik gerilim altında oluşmaz.
Gaz hâline gelen bir maddeyi çok yüksek sıcaklıklara ısıtırsanız; enerji alanı
elektronlar çekirdeklerinden kurtulur ve gaz plazma hâline geçer. Sıcaklık
güneş çekirdeğindeki gibi çok yüksek ise; atomlar tüm elektronlarını kaybetmiş
hâlde bulunabilirler.
Bizim günlük hayatımızda kullandığımız alev nispeten düşük sıcaklıktadır. Ancak
burada düşük sıcaklıktaki alevin enerjisi ile ısınma ve yemek pişirme gibi
ihtiyaçlarımızı giderdiğimizi unutmayalım. Bu arada çaktığınız kibrit bitmek
üzere. En iyisi siz onunla bir mumu tutuşturup plazmayı öyle seyredin. Mumun
alevi de düşük sıcaklıkta bir plazma hâlidir. Ancak "bu sıcaklık bana
yetmez" demeyin.
Plazma, Her yerde Plazma
Maddenin plazma hâline dünya üzerinde çok az rastlamamıza rağmen kâinatta
plazma hâli fazlalık bakımından maddenin diğer hâllerine karşı ezici bir
üstünlüğe sahiptir. Şöyle ki; kâinattaki toplam madde miktarının % 99'unun
plazma hâlinde olduğu sanılmaktadır. Örnek verecek olursak tüm yıldızlar, nebulalar ve yıldızlararası uzay plazma hâlindeki maddeden
oluşur.
Bunların sıcaklığı ve partikül yoğunluğu şekil üzerinde gösterilmiştir. Birim
hacimdeki partikül yoğunluğu da plazmanın bilinmesi gereken bir özelliğidir.
Sıcaklığı yüksek olsa da, yoğunluğu düşük bir plazma fazla enerji yaymaz.
Kâinatın boşluk diyebileceğimiz madde yoğunluğu çok düşük olan bölgelerinde
ise; sıcaklık 3 K yani -270 C derece kadardır. Bir yanda hiç bir canlının hattâ
cansızların bile mukavemet edemeyeceği kadar yüksek bir sıcaklık, diğer yanda
atomları bile donduracak derecede bir soğuk.
Hayat Kaynağı Plazma Küresi
Işık ve ısı kaynağı olarak dünyamızda hayatın devamını sağlayan Güneş dev bir
plazma küresidir. Bu dev plazma küresinin çekirdeğindeki 15 milyon K'lik sıcaklık ve kurşundan 11 kat daha fazla olan
yoğunluk, termonükleer reaksiyonların gerçekleşmesini sağlar. Bu reaksiyonlarda
özetle hidrojen çekirdekleri birleşerek helyum çekirdeklerine dönüşür ve
muazzam bir enerji açığa çıkar. Ancak dünyamıza ısı göndererek hayatın devamını
sağlayan ışıkkürenin sıcaklığı ancak 6.000 K'dir.
Bu tabakanın üzerinde yer alan ve korona adı verilen güneş tacının 2 milyon K'lik sıcaklığının sebebi ise tam anlaşılamamıştır. Bu
tabaka dünyanın da ötesine uzanır ancak çok düşük yoğunlukta olduğu için
sıcaklık tesiri fazla değildir. Bu tabakanın yoğunluğu ışıkküre gibi yüksek
olsaydı dünya üzerinde hayat mümkün olmazdı. Yine güneşten kopup gelen elektrik
yüklü parçacıkların, dünya atmosferine yapabileceği muhtemel etkiler dünyanın
manyetik alanı tarafından önlenmiştir. Bu manyetik alana manyetosfer
adı verilir.
Güneş'in oluşturduğu yüklü parçacık, akımı bu manyetik alan tarafından
saptırılarak kutup bölgelerine doğru itilir. Bunun sonucunda kutup bölgelerinde
atmosferin oksijen ve azot atomları ile etkileşime girerek ışımalara sebep
olurlar ki bunlara aurora adı verilir. Auroralar yaklaşık ikiyüz km
yüksekte oluşurlar ve sıcaklıkları bir kaç yüz derecedir. Güneş etkinliğinin
yüksek olduğu günlerde telsiz ve radyo haberleşmelerinin olumsuz etkilendiğini
hatırlarsak manyetosferin önemi daha iyi
anlaşılır.bunlarda henüz ders kitaplarında okutulmayan maddenin 4. halinin
hayatımızdaki yerini ve önemini anlatabiliyor zannederim.

Plazma Fiziğinin Tarihçesi
Bir plazma gösterme monitörü
için ilk prototip, profesörler Donald Bitzer ,Gene Slottow ve sonra
lisansüstü öğrencisi Robert Wilson
tarafından Illinois üniversitesinde 1964 Temmuz'da icat edildi, Yine de,
başarılı bir plazma ekran ,diğer dijital teknolojilerin gelişiminden sonra
mümkün oldu.Altmışlar esnasında, Illinois üniversitesi, bilgisayar
monitörlerini şebekesi içi için televizyon gibi kullandı. Donald
Bitzer, Gene Slottow, ve
Robert Wilson (Mucitler, plazma gösterme patentini aldı) katot-ışına bir
alternatif olarak tüp-temelli televizyonların yerine kullanılabilecek
televizyonu geliştirdiler.
Bir katot-ışın ekranı hangi
görüntüyü gösterirse göstersin iyi bir görüntü için sabit olarak yenilemek
zorundaydı ama bu bilgisayar grafiklerini göstermek için kötüydü. Donald Bitzer, projeye başladığı
zaman Gene Slottow veRobert
Wilson dan yarım istemeye gitti. Bu ekip tek hücreli ilk plazma ekranlarını
Temmuz 1964 de yaptı.Bugün bir plazma televizyonda milyonlarca hücre bulunur.
Televizyon yayın şirketleri,
katot ışın tüplerini kullanıldığı olan televizyonlara bir alternatif olarak
plazma televizyonunu geliştirmeyi düşündü. Yine de, LCD veya sıvı kristal
göstermeleri, plazma göstermesinin daha fazla ticari gelişmesini bastıran düz
ekran televizyonunu yaptı. Larry Weber'in
bir çok yılı plazma televizyonun başarılı bir şekilde çalışması için gitti.
Illinois üniversitesi yazarı Jamie Hutchinson, Larry Weber'in Matsushita için geliştirmiş
ve Panasonic etiketli prototibi
altmış inç plazma göstermesinin olduğunu ve boyut ve kararlı inceliği HDTV de
birleştirdiğini yazdı. Böylece plazma televizyonlar gelişti.
EKRAN STANDARTLARINI
GELİŞİMİ
70’li yıllarda
yeşil ve siyah beyaz olarak kullanılan monitörler IBM’in
1981 yılında geliştirdiği CGA (Color Graphics Adapter) standardıyla
yeni bir ivme kazandı. CGA monitörler 320*200 çözünürlüğü 4 renk derinliğini
destekliyordu.Bunu 1984 yılında ortaya çıkan EGA (Enhanced
Graphics Adapter) standardı
izledi. Bu kartlar 640*480 pixel çözünürlük ve 16
renk derinliğini destekliyordu.1987 yılında ise 640*480 destekli çözünürlüğü
destekleyen VGA standardı gündeme geldi. Daha sonra 16,7 milyon rengi 800*600
piksel altında destekleyen SVGA standardı ortaya çıktı. Daha sonra ortaya çıkan
XGA (1024*768) SXGA (1280*1024) ve UXGA (1600*1200) gibi standartlar günümüze
kadar geldi. BIOS ayarlarında kullanılan monitörler EGA/VGA uyumluluğa göre
ayarlanır. Monitörleri genel olarak yapı bakımından iki kısma ayırabiliriz;
·
Katot
Işınlı Ekran (CRT)
·
Likit
Kristal Ekran (LCD)
·
Plasma
Ekran
·
Dokunmatik
Ekran
CRT nedir?
CRT cathode-ray tube'ün
kısaltılmışıdır. Bize en yakın şekliyle televizyon setlerimizdeki resim tüpü olarak
tanımlarız. Standart bir CRT kullanan televizyon seti içinde özel bir maske
bulunduran renkli bir görüntü yaratabilmek için küçük noktalar veya çizgiler,
kırmızı, yeşil ve de mavi renklerden oluşan görüntüyü yaratır. Bir 3-tüp veya
3-CRT projektörü 3 değişik CRT kullanır, her renk için bir tane Basit bir CRT'
de tüp'ün boynunda bir katot şuası ve tüpün önünde de fosfor kaplanmış bir cam
bulunur. Katot şuası bir elektronlar ışını gönderdiğinde, bu ön camdaki
fosforlara vurunca bunlarda görülebilir ışık yayarlar.
CRT’NİN (CHATOD RAY TUBE)
ÇALIŞMA PRENSİBİ
Çalışma prensibi
televizyonla aynı olan katod ışınlı ekranlar,
günümüzde en çok kullanılan ekran çeşididir. İlk zamanlarda sadece siyah
üzerine yeşil yazı yazabilen ekranlar yerini artık milyonlarca renkle
gösterebilen ekranlara bırakmış durumdadır.
CRT monitörlerin
çalışma prensibi hemen hemen tüm monitörlerde (monochrom, renkli) aynıdır.
CRT, elektron parçacıklarının hareketini kolaylaştırmak için havası alınmış bir
tüpten ibarettir. Katod tarafından seri halde
yollanan elektron parçacıkları, tüpün değişik kesimlerine doğru hızla çarpar.
Renkli monitörlerin çalışma ilkeleri de temelde aynıdır. Ama renkli
monitörlerde 3 adet katod (elektron tabancası)
bulunur. Yeşil, mavi ve kırmızı ile bütün renkler elde edilebildiğinden, renkli
monitördeki her bir elektron tabancası, ekranın berisindeki tabakada bulunan
bir fosfor noktacığına ateş eder. Elektron fosfora çarptığında onu parlatır,
ama bu parlaklık çok uzun sürmez. Onun içindir ki, görüntü değişmese bile aynı
işlemin tekrar tekrar yapılması gerekir; katodlar ekranı sürekli olarak tazeler. Tarama ve tazeleme
işlemi, ekranda satır satır yapılır. Yüksek
çözünürlükte (1024*768) ve daha fazla renk kullanımında, "interlaced" adı verilen monitörlerde rahatsız edici
bir görüntü oluşmaktadır. Interlaced monitörlerdeki
bu durum, hareketli görüntülerde fark edilmediğinden bu tür uygulamalarda
kullanılabilir. Interlaced monitörlerde, "interlacing" adı verilen görüntü oluşturma işlemi
sırasında önce tek numaralı satırlar, sonra da çift numaralı satırlar taranarak
çizilir. Bu işlem çok hızlı olduğu için fark edilmez ancak belirli bir hız
kaybı ortaya çıktığı için görüntü titrer. Bu nedenle, daha iyi olan "Non-interlaced" monitörler
üretilmiştir. Bu monitörler, sabit ve hareketli görüntü ortamlarında,
titremeyen, daha kaliteli görüntüler sunarlar. Monitörlerdeki görüntü
kalitesini doğrudan belirleyen ölçütler arasında, "dot
pitch" yer almaktadır. Dot
pitch, ekran üzerinde bulunan aynı renkte iki nokta
arasındaki mesafeyi tanımlar. Bir ekranda "dot pitch" ne kadar küçükse görüntü o kadar iyidir. Bu
değerler 0.39, 0.28, 0.26mm arasında değişmektedir. Monitör büyüklüğü
"inç" olarak ifade edilir. Yaygın olarak 14" lik
monitörler kullanılmaktadır. Monitörlerde görüntü kalitesi, çözünürlüğe bağlı
olarak da değişmektedir. Bu çözünürlük standart monitör için 640*480 pixel'dir. Ekran çözünürlüğünde sınır, grafik kartına da
bağlı olarak, 800*600, 1024*768 ve 1280*1024 pixel
arasında değişmektedir. Görüntü kalitesini belirleyen son bir unsur da, ekran
tazeleme hızıdır. Bu hız 50-90 Hz arasındadır.
Monitörler TV'de olduğu gibi bir radyasyon yaymaktadır. Radyasyon oranı en aza
indirilmiş, "LR/Low-Radiation"
monitörler de üretilmektedir.

Resim 1 -
Bir CRT monitör
Bilgisayarların
ilk çıktıkları zamandan bu yana ekranların temel yapılarında pek bir değişiklik
olmamıştır. Bu ekranların içinde TV’deki gibi bir trafo, gerekli ayarların
yapılmasını sağlayan ve bir katod ışını tüpü vardır. Katod tüpü şeklen bir huniye
benzeyen ve içindeki hava boşaltılmış, ön yüzeyi fosfor ile kaplanmış bir çam
fanustan ibarettir. Bu tüp üç kısımdan oluşmaktadır. Bunlar;
·
Elektron tabancası : Ekranda her bir
noktayı oluşturacak olan elektronları hızlandırıp yönlendiren mekanizma
·
Maske (Saptırıcı) :
Sadece renkli ekranlarda olan ve üç temel rengi içeren bölüm. Bu renkler yeşil,
kırmızı ve mavidir.
·
Fosfor Tabakası
: Üzerine çarpan elektronların parlamasını sağlayarak görüntüyü oluşturur.

Resim 2- CRT
Monitör kesiti
Yukarıdaki
belirttiğimiz gibi renkli ekranlarda fosfor tabakasından önce bir maske
tabakası ve üç tane elektron kaynağı vardır. Bu kaynaklardan her biri bir renge
denk gelir. Bu üç renk maskede birleşerek milyonlarca rengi oluşturur.
Görüntünün
oluşması sırasında elektronların fosfor tabakasının hangi bölümün hangi oranda,
hangi bölümüne çekileceği saptırıcı tarafından belirlenir. Yeni elektronların
izlediği yolu belirlemek ve elektron demetlerinin fosfor tabakasının farklı
bölümlerine yönlendirmek saptırıcının görevidir.
Saptırıcı bunun
için tüpün uç kısmında bir manyetik alan oluşturur. bu kısma mıknatıs benzeri
manyetik cisimler yaklaştırılmamalıdır. Aksi takdirde görüntüde bozulmalar
oluşabilir. saptırıcının yarattığı manyetik alan kararlı değildir. çünkü
monitörün köşelerine giden elektronların hedefe varma zamanları farklı
olacaktır. Elektronlar fosfor tabakasının farklı kısımlarına değişik zamanlarda
ulaşması, görüntüde kolayca görülebilen bozulmalara sebep olmaktadır. Bunu
önlemek için özel bir devre kullanılır. Bu devre yardımı ile elektronlar fosfor
tabakasının tüm bölümlerine eş zamanda varmasını sağlar.
İnsan gözü
saniyede 25'den fazla görüntüyü işleyebilir. Eğer bu görüntü sayısı saniyede
60'ın altına düşerse gözde yorulmalar meydana gelir.
Plazma ekran nedir?
Plazma teknolojisi bir süredir ev konforunun
bir parçası olmaya oynuyor. Başlangıçta iş dünyasının ve profesyonel amaçların hizmetine
sunulmak üzere üretilen plazma ekranlar, tıpkı diğer birçok tüketici
elektroniği ürününde olduğu gibi, evrim geçirip evlerimizde yerini almaya
başladı.
İlk plazma ekranlar (özellikle ekran sözcüğünü kullanıyoruz, zira plazmaların
TV niteliğini kazanması pek yenidir), bilgisayar monitörü üreticilerinin
ürünleriydi. Zaten şu an karşımıza çıkan hemen her plazma TV'nin en az bir
parçasında, bir yandan da bilgisayar monitörüne ilişkin üretim yapan bir
firmanın bulunması boşuna değil.
Açıkçası plazma TV'lerin şık tasarımları, incecik yapıları, kolayca kaldırılıp
taşınabilecek denli hafif oluşları ve bir aynaymışçasına duvara asılabilmeleri
bile, mekanıyla ilgili titiz olanlar için yeterince cazip özellikler. Fakat
plazmanın sundukları, dış görünüşün ötesinde.
Basit bir TV değil
Her şeyden önce plazmaların basit birer TV olmadığını söyleyelim. Görüntüyü
üretme teknolojileri bambaşka. Ayrıca, miras aldıkları teknolojiye (özellikle
bilgisayarlarla birlikte kullanım) geleceğe uyumlu olmak gibi bir hazırlığı da
ekleyince, ev içinde de birçok amaçla kullanılabilir hale geldiler.
Bir plazma TV'yi ev sineması için, oyun oynamak için, yüksek kaliteli
bilgisayar monitörü olarak ve kamera gibi video kaynaklarından gelen
görüntüleri göstermek üzere kullanabilirsiniz.
İşin ilginç yanı, çoğu plazma TV, gövdesinde bir TV alıcı taşımaz. Yani, bu
modellerle TV yayınlarını izleyemezsiniz. Bu iş için, ayrı bir alıcı gerekir.
Ama endişeye mahal yok. Plazma üreticilerinin hemen hepsi, bir TV alıcısına
göre çok daha yetenekli sayılabilecek "multimedia
kutularını" plazmayla birlikte sunuyorlar. Dolayısıyla, plazma ekranınızı
standart TV keyfi için de gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Gaz plazma teknolojisi, ince, video ve
bilgisayar ekranlarını inşa etmenin yeni bir yoludur. Esasta plazma
ünitelerinin parlaklığı ve görünüşü CRT ekranlarıyla bir, fakat çok daha büyük
bir görüntü sunarlar ince ve hafif oldukları için herhangi bir duvara
asılabilirler. Bu kombinasyon aydınlık ortamlarda, Show romlarda, fuar standlarında onları ideal yapar, fakat izleyici miktarı
artarsa projektöre gerek vardır. LCD ekranları gibi plazma ekranları, CRT'lere mahsus olan köşelerdeki netliğin kaybolması ve
çarpıklığı göstermezler.
Plazma
nasıl çalışıyor?
Plazma TV'lerin görüntüyü üretme yöntemi, bildiğimiz
tüplü (daha doğrusu katot ışını tüplü - CRT) TV'lere göre oldukça farklıdır. CRT'de görüntü, elektron demetlerinin fosfor kaplı bir
yüzeye yönlendirilmesiyle oluşur. Plazma ekranlarsa, iki cam panel arasına
sıkıştırılmış içi gaz dolu hücrelerden oluşur. Görüntüdeki her bir piksel, bu
hücrelerin kırmızı, yeşil ve maviyle kaplı üçlülerinden oluşur. Paneldeki
elektrotların hücrelere gerilim indüklemesiyle birlikte hücrelerdeki gaz
iyonize olup morötesi ışın yaymaya başlar; böylece ışık üretilir. Morötesi ışık
da hücrelerdeki fosforu harekete geçirip ışımalarını sağlar.
Plazmanın çalışma ilkeleri özetle böyle. Bu yöntemin doğurduğu kimi
dezavantajlar yok değil; ancak bu konuya daha sonra değineceğiz.
Ekran oranı ve çözünürlük
Plazma TV'lerin çoğu 16:9'luk bir ekran oranına sahiptir. Standart 4:3'lük
oranın yerine bu oranın benimsenmesindeki en önemli amaç, plazma TV'nin varolan
ve yakın gelecekteki video keyfine uyumlu olmasını sağlamaktır. Kısacası,
DVD'den ve HDTV'den (yüksek tanımlı TV) bahsediyoruz.
DVD keyfini adam akıllı yaşamak için 16:9 oranında bir ekrana ihtiyaç var.
Plazmalar da böyle bir keyif vaat ediyor zaten. Özetle, geleceğe uzanan bir
teknolojiyle karşı karşıyayız.
Çözünürlüğe gelince... İlk kuşak plazmalar görece düşük çözünürlükleriyle HDTV
yayınlarının yüksek çözünürlüğünü karşılayamadıkları için çok eleştiri aldılar.
Ancak yeni kuşak plazmalar sundukları yüksek çözünürlükle, bu sorunun
üstesinden gelmiş görünüyorlar.
Plazma ekranları CRT ekranlarına çok
benzer bir şekilde çalışır, fakat tek CRT yüzeyinin fosforla kaplı olması
yerine, yassı, hafif bir yüzey matrisli küçük cam kabarcıklarıyla kaplanmış her
birinde gaz şeklinde plazma ve fosfor kaplanmış madde bulunmakta. Bu matristeki
piksellerin her biri aslında üç tane daha alt-pikselden oluşur, kırmızı yeşil
ve mavi renklere tekabül eder.

Bir CRT ekranında, uzun resim tüpünün
arkasından bir elektron ışını gönderilir, ön yüzeydeki fosfora vurunca da
ışıldamasına neden olur. Karışık devre ve yüksek voltaj yansıtma bobinleri
gerekir, nişanlama, odaklama ve ışını hareket ettirme bütün bir görüntüyü
yaratabilmek için.
Plazma ekranlar yüksek voltajlı yansıtma
bobinleri ihtiyacını eler ve de bir CRT’ nin uzun
boynunu.Bir yassı plazma ekranının içinde, matrisin uygun parçalarının içinden
dijital kontrolle elektrik akımı geçer, bu da kabarcıkların içindeki plazmanın ultra viole ışınlar vermesini
sağlar. Bu ışınlarda kabarcıkların fosfor kaplanmasının uygun renkte
ışıldamasını sağlar.

Ekranın İçi : Gaz ve Elektrotlar
Televizyonun içerisinde camın küçücük iki tabakasının
arasında konumlanmış hücrelerin yüzlercesini içerdiği bir plazmada ksenon ve neon gazı bulunur.Uzun elektrotlar
hücrenin her iki kenarında bulunan cam tabaklar arasına yerleştirilmiştir. Cam
tabakaları boyunca uzanan elektrotlar hücrelerin arkasında bulunur. Saydam ve
yalıtkan dielektrik malzeme ve magnezyum oksit
koruyucu tabak ile kaplanmış saydam ekran elektrotları ön cam tabaka boyunca
hücrenin yukarısına yerleştirilmiştir.

Elektrotların her bir takımı tam ekran boyunca
yerleşmiştir.Aşağıda görülebileceği gibi yatay ve dikey elektrotlar ızgaralar
üzerine şu sırada dizilmiştir:Ekran elektrotları yatay sırada , adres elektrotları
dikey sırada.


Özel hücrede gazı iyonlaştırmak için plazma bilgisayar
ekranları hücrelerde kesişen elektrotları şarj eder. Saniyenin binde birinden
daha küçük bir zaman aralığında bu işlemi her bir hücre için gerçekleştirir.
Kesişen elektrotlar şarj olduğunda( potansiyel fark ile) hücrelerdeki gazlara
doğru elektrik akımı akar. Son kısımda da gördüğümüz gibi morötesi fotonları
serbest bırakmak için şarj olan yüklü parçacıklar gaz atomlarını uyarır.
Ekran İçi:
Fosfor
Serbest bırakılan morötesi fotonlar hücre duvarını
üzerini kaplamış fosfor metaryalleriyle birbirlerini
etkiler. Fosfor gelen ışığı tutarak değişik bir ışık saçan maddedir. Hücrede
bulunan fosfor atomlarına morötesi fotonlar çaptığı zaman elektronlar yüksek
enerji seviyesine sıçrar ve ısınırlar. Elektronlar normal enerji seviyelerine
döndüklerinde enerjisini görülebilir ışık fotonları şeklinde serbest bırakır.

Bir plazma ekranda fosforlar,
hareketlendiği zaman renkli ışık yayar. Her pixel, üç ayrı subpixel hücresinden yapılır, farklı renkli fosforların her
biri için. Bir subpixel,
bir kırmızı ışık fosforuna sahip olur, bir subpixel,
bir yeşil ışık fosforuna sahip olur, ve bir subpixelin,
mavi hafif bir fosforu var. Bu renkler, pikxelin toplam rengini bir arada yaratmak için karışır.
Farklı hücreler boyunca güncel akmanın nabızlarını
değişerek, kontrol sistemi, artırabilir, veya kırmızı, yeşil ve mavinin farklı
bileşimlerinin yüzlercesini yaratması için her biri subpixel
renginin şiddetini azaltabilir. Bu yolda, kontrol sistemi, tam tayfın
karşısında renkleri üretebilir.
Plazmanın avantajları nelerdir?
Plazma ekranların CRT bazlı
ekranların üstünde birkaç avantajı vardır.
İnce ve hafif: Sadece 8.8 cm ila 13 cm kalınlıkta ve 25-60 kg civarında,
herhangi bir duvara çok kolay asılır veya uygun standartlara konulabilir
Çok parlak: Çevreleyen ışığa daha az hassas bir çok LCD
projektörlerine göre plazma ekranlarında kontrast ve parlaklık daha fazladır.
160° izleme konisi: Odanızın geniş olduğu zaman idealdir, izleyiciler uzaktan
ve normalinden açık eksenden de ekranı izleyebilirler.
.Sabit ve çarpıklık serbest: Manyetik alanlardan etkilenmez; bir çok uygulamada
CRT ekranlarının veya LCD projektörleri problem çıkarır. Görüntü daima
mükemmeldir, merkezde, sadece merkezde değil, köşelerine kadar aynıdır.
PLAZMANIN DEZAVANTAJLARI NELERDİR?
Bu yeni teknolojinin bahsetmeye değer birkaç dezavantajı vardır.
Maliyet: Plazma LCD projektörlere göre daha pahalıdır. Sadece bu sebep
den dolayı plazma herkes için uygun olmayabilir. Bir çok yeni teknolojide
olduğu gibi fiyatlar düşmektedir.
Ekran izi: Sürekli kalan logo, hep aynı tip ekran, iki ile üç sat
boyunca her bir seferinde aynı görüntüyü göstermek için uygun değildir, ekranda
iz kalır. Fakat uygun tedbirlerle, ve bazı durumlarda bir ekran koruyucusuyla,
sorun çözülür.
Çözünürlük sınırlamaları: Plazmalarda da LCD veya DLP projektörlerinin
çözünürlük problemlerinin aynısı gözlenir. En iyi görüntüleri kaynağınızın
çözünürlüğü ile ekranınızın gerçek çözünürlülüğü uyarsa alırsınız. Fakat
LCD’ler de olduğu gibi plazmalar da bünyelerinde kompresyon veya genişleme
şemaları bulundurur, otomatik olarak diğer çözülüm kaynaklarını kendi
çözülümlerine ayarlarlar, ve çoğu müşteri tatmin olur. Yinede eğer uygulamanız
için berraklık kritikse ve bir çok çeşit bilgisayar kaynakları kullanacaksanız yüksek
çözünürlük gereksiniminiz varsa, CRT bazlı bir ünite sizin için daha iyi
olabilir
Plazma seyyar değildir. Bu ekranlar 30-60 kilogram ağırlığındadır. Ekran en
ufak darbede çatlar veya kırılır. Eğer bir plazma ekranla seyahat etmek
istiyorsan, iyi bir nakliye kasasına yatırım yapmayı planlamanız gerekir.
Plazmalarla ilgili plazma ünitelerinin ömrünün uzun olmadığına dair yanlış bir
kanı vardır, doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.. Esasen plazma ekranların tahmini
ömrü (Sony’e göre) 30,000 saat civarındadır-
çevirdiğimizde aşağı yukarı 15 yıla denk gelir günde 8 saatten haftada 5
günden.