American AIDS

Amerikan Hastalık Kontrol Merkezinden (HKM) bildirildiğine göre,  HIV hastalıklı bir kişi kanının mililitresinde 1 ila 1000 adet virus  taşımaktadır. Oysa, kan yoluyla taşınan benzer bir hastalık olan  Hepatit B virüsü bulaşmış bir kişi kanının mililitresinde 1 milyar  virüs taşımaktadır. Bu nedenle herhangi bir atıkla HIV virüslü bir  kişiden gelebilecek virüs miktarı benzer diğer virüslere göre çok  daha az olacaktır. Ayrıca HIV virüsü taşıyıcı hücre dışında  çoğalamayacağından atıksu içinde de çoğalamayacaktır. HIV  virüsünden daha çok sayıda virüslerin bulunduğu atıksuların  arıtıldığı tesislerde çalışan işçilerde Hepatit hastalığının hiç  görülmediğini (tabii ki ABD'de) belirten HKM, su ve atıksularla  AIDS hastalığının bulaşamayacağı sonucuna varmıştır.  Araştırmacılar, laboratuvarda atıksuların içine koydukları HIV  virüsünün 12 ila 48 saat yaşayabildiğini tespit etmişlerdir. Ayrıca  araştırmacıların bildirdiğine göre virüs bu süre içinde de hastalık  yapıcı bir nitelik taşımamaktadır. HIV ve benzeri virüslerin,  hastalık yapıcı etkiye sahip olabilmesi için kompleks bir  protein-lipit zarıyla kaplı olması gereklidir. Araştırmacıların  tahminine göre, atıksulardaki çözünmüş maddelerden dolayı  meydana gelen ozmotik basınç virüsün zarını tahrip ederek hedef  hücrelere bulaşma niteliğini yok etmektedir.

Tüketim ve Çevre Kirliliği 

Bir çoğumuz çevre kirlenmesinin kaynağının aşırı tüketim (yani  sanayileşme) ve büyük şehirlerdeki yoğunlaşma olduğunu biliriz.  Peki hepimizin en gelişmiş ülke olarak bildiği ABD acaba çevreci  bir ülke mi? Bunu en iyi gidip görenler bilir (bana henüz nasip  olmadı) ama ABD'nin şu tüketim rakamlarını biliyormuydunuz.  1993 yılı itibariyle kişi başına 76 kg et, 417 kg çelik, 280 gigajul  enerji (Türkiyedeki rakamlar ise sırayla ~10, 149 ve 29'dur). Ayrıca  kişi başına günlük tüketim; 18 kilo petrol ve kömür, 13 kilo diğer  madenler, 12 kilo tarım ürünü, 9 kilo orman ürünü.
Dünyanını  1/4'lük bölümünde yaşayan sanayileşmiş ülkelerdeki bir kişi;  Üçüncü dünya ülkelerindeki bir kişiye göre 15 kat daha fazla kağıt,  10 kat fazla çelik ve 12 kat fazla enerji tüketmektedir.
ABD'de ailelerin 1/5'i üç yada daha fazla, 1/2'si ise iki araba  sahibidir.
ABD'de tüketim harcamalarının %4'ü, yani kişi başına 225 dolar  ambalaj için harcanmaktadır.

Bir Mühendisin Hatırası

Beni çok etkileyen bir olay olduğu için bu yazıyı yazmaya karar  verdim. Bir yaz günü akrabalarımla, trafikte sıkıntılı bir  yolculuktan sonra Ömerli Barajı kıyısındaki Emirli köyü  yakınında piknik yapmaya gitmiştik. Burada bizimle beraber çok  sayıda araba, insan ve daha önceki haftalardan kalma çöpler vardı.  4-5 yıl önce de buraya gelmiştim. O zamanlar etrafta çöp olup  olmadığına hiç dikkat etmemiştim. "Acaba şimdilerde eğitim  seviyesi düşük insanlar araba sahibi oldu da buraya pikniğe mi  geliyor" diye düşündüm. Ama hayır, biz de gelmiştik ve hepimiz  eğitimliydik; bir mühendis, bir banka müdürü ve bir banka müdür  muavini. Ağaçların arasında birkaç kirli poşeti kenara çekerek diğer  insanlar gibi biz de kilimlerimizi serdik. Acıktığımız için sadece  pişireceğimiz etleri düşünüyorduk. Akşam olupta insanlar  ayrılırken tükettikleri şeylerin artıklarını poşetlere koymuşlardı  (iyi bir çevrecilik örneği gibi görünüyordu). Peki poşetleri ne  yapacaklardı? Tabii ki arabalarının temiz bagajlarına pis kokulu  çöpleri koyacak değillerdi. Yine de insaflıydılar. Poşetleri  oturdukları yerde bırakmıyor, ıssız bir yer arıyorlardı. Piknikten  sonra ayrılırken bana da poşetleri uzaklaştırmak düştü. Civarda  yüzlerce çöp poşeti varken enişteme çöpleri yanımıza, arabaya  alalım diyemedim ve ben de ıssız bir köşeye bırakıverdim. Eve  dönünce kendi kendime düşündüm. Acaba bu kadar insan arasından  sadece ben mi, oradaki çöplerin toplanmadığı takdirde yıllarca  (hatta torunlarımıza kadar) bozulmadan durabileceğini, zararlı veya  zehirli bir atık varsa yağmurla içme suyu gölüne (Ömerli Barajı en  büyük hacimli Içme suyu kaynağımızdır) karışabileceğini  biliyordum. Acaba diğer insanlar da biliyorlarmıydı? Biliyorsa  çöplerini ne yapmaları gerekirdi? Evlerimizin her tarafını gece  gündüz temizlerken, tek bir çöpü dahi yerde bırakmaz toplarken  kamu alanlarını, hemde içme suyumuzu temin ettiğimiz bir alanı  hangi hakla pisletiyorduk. Şahsi malımız olmayan sokaklarımız,  okullarımız, piknik alanlarımız bizim değil mi??? Dünyanın  zengin sayılabilecek ülkelerindeniz ama gelişememiş bir ülkesiyiz.   Ben şimdi oradaki çöplerin ne olacağını merak ediyorum. Insanlar  bizim gibi oturacakları yerde bir kaç çöpü uzaklaştırıp piknik mi  yapacak, yoksa "burası kirlenmiş, başka bir yere gidelim" mi  diyecek. Tabii ki şuç ilgili kuruluşların, belediyenin (!). Ömerli  gölünün etrafına kapaklı çöp bidonları koymamış!!! Istanbul'un  en büyük içme suyu kaynağına bu çöplerden her türlü atık  bulaşabilir. Şu anki şartlarda birileri anti demokratik olduğunu  söylesede bu alanlara sadece ev yapmayı değil insan giriş çıkışını  da yasaklamak gereklidir. Çünkü insanlarımızın büyük çoğunluğu,  ürettiği çöpü uygun bir şekilde nasıl uzaklaştırması gerektiğinin  bilincinde değil.
 

  UNDER CONSTRUCTION

İnternet sağlığa zararlıdır.
Hosted by www.Geocities.ws

1