ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNİN ALTIN KURALLARI

 

1-Maddenin Korunumu Prensibi

“Var olan hiçbir maddeyi yok edemezsiniz, arıtım yaparak dahi…Peki, arıtım ne işe yarar?”

 

2-Arıtım için 2 şey gereklidir : Teknoloji (mühendislik) ve Para, (ve sanayi).

 

Mühendislik, mühendislik, mühendislik...

 

Mühendisliğin zayıf olduğu bir ülkede bilim ne işe yararki?

 

Ülkemizin gelişememesinin en önemli nedenlerinin başında mühendislik (teknik teknoloji) seviyesinin artmaması gerekiyor (tabii bunu tam anlayabilmek için AB, ABD, Japonya gibi ülkeleri görmek gerekiyor). Bilim politikamız ve üniversiteler temel bilimlerdeki gelişmeyi hedeflediğinden (yönetici hocalarımız ABD nin öyle geliştiğini iddia etmiş) mühendislik ve sanayimizin gelişmesi ihmal edilmiş.

 

Alman mühendisliği ve teknolojisi : Hamburg (Germany) wastewater treatment plant, arıtma tesisi değil enerji üreten bir fabrika.

http://www.iwaponline.com/wst/05007/wst050070045.htm

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15553458

http://www.cem.yildiz.edu.tr/4-arastirma/bilimsel_toplantilar/bolum_seminerleri/seminer_1.pdf

 

 

Mühendislik ile bilimin arasındaki farka ülkemizden örnekler veriyorduk; org. C gideremeyen ülkemizde N,P, vs gibi ileri arıtmalar araştırılıyor diyorduk sürekli. Hava kirliliğinden de bir örnek vereyim: belki tonlarca egzos gazı yutuyoruz, bunlar çalışılınca bilim olmuyor, daha önce çalışılmış, bulunmuş, biliniyor, vs deniliyor; bunlar basit mühendislik işi deniliyor. Peki, arkadaşlara bakıyorum bilim adına ne çalışıyorlar: bahçedeki taşın üzerinde kaç adet kirletici molekül birikmiş, ve bunun muhtemel etkisi ne olabilir diye karmaşık bir matematik model yapılmış.

 

 

The Nutty Professors

 

 

Gelişmiş ülkelerin daha 1800’lü yıllarda yaptığı büyük mühendislik başarıları (Osmanlı veya daha önceki medeniyetlerin eserlerini de sakın unutmayalım) :

http://www.7wonders.org/wonders/civil-engineering-wonders.aspx

----

Ülkemizin borç batağında olduğu ve 5-10 yılda bir krize uğradığı unutulmamalı. Bu nedenle bazı yöneticilerimiz ve hocalarımız  süper planlar ve projeler yapar ama bunların sürdürülebilir olmadığı ve mevcut kaynaklarımızı tüketerek yarardan çok zarar getirdiğinin farkında olmakta önemli.

        Mesela, 80’li yıllarda kompost tesislerine harcanan paralar çöpe gitmiştir, tesisler yapılmış ama çalıştırılamamıştır. Atıksu arıtma tesislerinin de çalışma verimleri sürekli kontrol edilmeli, çamurları etrafa atılmamalı.

 

Türkiye'nin gençleri daha uzun bir süre Batı teknolojisine hayran kalabilir çünkü Ülkemizde teknolojik mühendislik gelişimi hedeflenmiyor (umarım benim düşündüğümden çok daha kısa sürede hedeflenir).

Üniversite ve araştırma kurumlarımızda teoriyi seven yönetici birkaç hocamız, "ABD temel bilimler ile uğraşarak gelişti" gibi tuhaf bir bilim politikası oluşturmuş. Bu nedenle bizim Üniversitelerimiz Ülkemize uygun teknoloji üretmekle değil temel bilim denilen çalışmaları üretmekle meşgul (yayınlanan makaleleri okuyup bakın).

Bu nedenle gençlerimiz daha uzun süre Batı teknolojisine hayran kalır ve bu ülkelere gitmek için fırsat kollar.

 

(Türkiye’de araştırması yapılan ama uygulama ve mühendisliği sıfıra yakın (yada HİÇ) olmayan bazı konular: Biyoenerji, compost, vs.)

 

Teşekkürler Banvit, üniversitelerin yapamadığını sen yapıyorsun, pilot tesisleri üniversitelerin kurması gerekirdi, teknolojik bir ülkede.

Banvit, enerjisini 20 bin hayvandan çıkaracak

http://www.sabah.com.tr/2009/02/22/haber,61425FC6157E4283851EEA5955BB1F44.html

 

Avrupa seviyesinde yayın sayımız arttı ama niye arıtma tesisi sayımız yeterince artmıyor; katı atıklarımızın çoğu organik madde ama kompost tesisimiz niye çok az, acaba profesör hocalarımız bunun nedenini düşünüyormu?


Almanya'da caddelerdeki kanal kapaklarında kot farkı varmı diye epey bir araştırdım. YOK. Bütün kapaklar yol ile aynı hizada, caddelerde çukur yok. Alman işçinin defterinde caddede çukur olabilir yazmıyor. Ülkenin mühendisliğinden değil işçiliğinden bahsediyorum, mühendisliğini siz tahmin edin artık. İşte aramızdaki fark. Bu küçük farkı giderebilecek kadar büyük bir gelişme gösterebilirsek belki de Almanlara yetişebiliriz.

 

30 yıllık geçmişte, hocalarımız çok sayıda yayın yapmış, Bölümlerimiz ABET, MÜDEK gibi kalite belgeleri almış ama, katı atıklarımızı kil döşeyerek depolayacak tesisleri yapabilecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, atıklarımızı hala VAHŞİ bir şekilde depoluyoruz; her şehrimize kanal  inşa ederek atıksuları biyolojik arıtmadan geçirebilecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, hala kontrolsuz bir şekilde doğaya veriyoruz; organik muhtevası yüksek atıklarımızı kompost yapabilecek tesisleri inşa edecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, ... Üniversitelerimiz çoğunlukla teori çalışmış, ekte bunu belirtmeye çalıştım.

 

(devamı … ) Almanya : Bilimi, mühendislik ve teknolojiye dönüştüren bir toplum

 

Tabii, şimdiye kadar olduğu gibi parayı kredi (borç) olarak alırsanız ülke lüks bir haldeyken batar ve sömürge olur. Mühendislik de kendi ürünümüz olmalı. Bunlara bir de teknolojik sanayiyi eklemeliyiz. Ataköy’deki çamur çürütme için bütün parçaları veya lab.daki bütün aletleri yurt dışından getirtiyorsak bu bir gelişme değildir.

 

What Is the Role of Science in Developing Countries?

 

3-Ç.O. doğanın kanunu gereği az bulunur

 

4-   Dolayısıyla anaerobik ortam oluşur.

 

“Anaerobik süreç de bir arıtımdır. Peki, o zaman neden istenmez?”

 

Ülkemizde de 30 kadar havasız (anaerobik) arıtma yapan tesis olduğu belirtiliyor (Çoğunluğu sanayi atıksuları olmak üzere. Kaynak, genellikle İ.Öztürk hocamızın yazıları). Fakat, bu tesislere ait maliyet analizleri ve biyogazın kullanılıp kullanılamadığı ile ilgili bilgiler mevcut değil. Ne yazıkki, Ülkemizdeki üniversitelerin hedefi teknolojiden ziyade bilim olduğu için bu konuda bilgi bulunamıyor.

 

 

Türkiye Çevre Öncelikleri 

http://www.cevremuhendisleri.com/forum_cevaplar.asp?procid=1151&sayfa=15

http://www.cevremuhendisleri.com/forum_cevaplar.asp?procid=1217&sayfa=24

http://www.cevremuhendisleri.com/forum_cevaplar.asp?procid=1217&sayfa=36

http://groups.google.com.tr/group/environmentalengineers/topics

 

 

5-   Bazı arkadaşlarımın ısrarı üzerine :

 

 Seyreltme de arıtımın bir parçası olabilir. “Zaten arıtımda sıfır deşarj yapmıyoruz ki”

 

Ülke ve üniversiteler olarak başaramadığımız önemli bir şey var : Öncelikleri belirlemek. Herkes bir konu üzerinde çalışıyor ama acaba İstanbul’un öncelikli sorunları nelerdir veya kişilerin sağlığı ve konforu için önem önceliği hangisinde? Sizce?

 

-         Hergün caddelerde soluduğumuz egzost gazı?

-         Trafik, vs stresleri?

-         Kurak yıllarda yetersiz kalan sularımız ve kalitesi?

-         ….

 

* Türkiye: Eskişehir depo sahası ve araştırılması örneği- Atık depo sahalarında basit bir mühendislik olan kil döşemeyi dahi yapamayacak kadar gelişememiş ama son analiz teknikleriyle araştırma yapabilen, para harcayabilen bir ülke (The dumping site investigated is currently an unregulated dumping site reserved for the city’s municipal solid wastes by the Metropolitan Municipality of Eskişehir (Fig. 1). However, this site receives not only municipal solid wastes (410 ton/day), but also the healthcarewastes from hospitals and industrial wastes inevitably. Waste has been dumped as unregulated since 1986 on the surface of the natural valley. This area is filled by waste materials an average height of 50 m. –Banar et al., 2007. Characterization of an urban landfill soil by using physicochemical analysis and solid phase microextraction (SPME)-GC/MS, Environ Monit Assess (2007) 127:337–351; Ayrıca bkz. http://www.yildiz.edu.tr/~kanat/vahsidepo.zip)

Altın Kurallar - 2

 

6- Büyük güçler de hata yapabilir. İşte örnekler :

 

Avrupa ve Amerika’da çok sayıda atıksu arıtma, çöp depolama, vs. tesisi kurulmuş ve başarıyla işletilmekte fakat  ülkemizde kötü örnekler var :

 

i-      Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahasını planlayan Amerikalı şirket, çöpümüzle ilgili birçok analiz olmasına rağmen yaptığı sızıntı suyu hesabı 5-10 kat kadar hata ile gerçekleşmiş ve bazı işletme problemlerine (dolayısıyla maliyete) yolaçmıştır (Kaynak : Odayeri (İstanbul) katı atık depo sahası projeleri)

ii-    Benzer şekilde Bursa-Demirtaş depo sahası gazından elektrik elde edilmesi projesinde, yabancılar tarafından hesaplanan gaz miktarının sadece %30 kadarı elde edilebilmekteymiş (Kaynak : UKAK Kongresi, İzmir 2001)

iii-  Fransız bir firmanın yaptığı Elmalı barajındaki terfi pompalarının yanlış (daha büyük) seçiminden dolayı kaynaklanan bakım - servis ve elektrik enerjisi maliyeti her sene son model bir mercedes otomobile denk geliyor... Tolga SEMERCİ - Çevre Mühendisi

 

Kadir hocamız bir toplantıda, “Bursa içme suyu arıtım tesisini yabancılar 50? mil. $’a yapmışlar, ben bakıyorum, inceliyorum 4 yada 5’te bir fiyata yapılabilir” Durumumuz bu, teknoloji üreten bilim yapmadığımız için yabancılara para kazandırıyoruz.

 

 

[Sizin de bildiğiniz bu tür hatalar varsa mailime, mümkünse kaynak belirterek bildirin.]

 

7- Gelişmekte olan ülkelerin Sanayileşmiş ülkelerin seviyesine ulaşması imkansız denebilecek derecede zordur :

According to Grau (1994), countries with low annual per capita gross national product (GNP), <$1000-2000, not only lack the resources to construct treatment plants but also cannot maintain them. Meanwhile, only about 3% of a country's GNP can realistically be spent on environmental protection (World bank). Taking as an example of 6 eastern European countries (the average GNP in 1990 was 1985 $/c-year) and assuming that 1.5% of the GNP could be spent on wastewater disposal and treatment plants, the calculated average period to meet EU water quality standards will be 80 years. If the average depreciation time of a treatment plant is 20 years, the minimum GNP of about $2000/inh.y is needed to safeguard basic communal wastewater treatment (secondary or equivalent).

 

Cost of wastewater collection and treatment

 

According to World Bank, up to 3% of a country’s GNP can be realistically spent on environmental protection (including wastewater treatment). Grau (1994) and Gijzen (1997) estimated the period of time needed to meet EU effluent standards by a number of low GNP countries, assuming that 1.5% of the GNP could be invested in sewers and treatment facilities. As can be seen from the table, this period exceeds, by far, the economic life time of the treatment plant (20-30 years) and in many cases even that of sewers (about 50-60 years), and therefore the implementation becomes unrealistic.

 

Table. Estimated periods needed to meet EU effluent standards at an investment level of 1.5% of the GNP of various countries

 

Country

Population

Million

GNP/capita

US$/cap.

Cost to meet

EU standards1)

US$/cap.

Period needed

at 1.5% GNP

Year

Bulgaria

8.5

2210

3755

113

Egypt

60

1030

4000

259

India

935

335

3750

746

Kenya

29.2

290

4500

1034

Mexico

92.1

2705

3750

92

Poland

38.3

1700

1230

48

Romania

23.2

1640

1422

58

 

213 sanayi bölgesi arıtmadan çalışıyor, ANADOLU AJANSI ,12 Haziran 2008 , Perşembe -Türkiye’deki 250 organize sanayi bölgesinden (OSB) 213’ünde arıtma tesisi yok. OSB’lerin yönetiminde valiler, belediye başkanları ve sanayi odası başkanları var

 

Türkiye’de 250 organize sanayi bölgesi (OSB) var. Ancak bunların sadece 37’sinde arıtma sistemi bulunuyor. 213 OSB’de ise atıklar arıtılmadan atılıyor. OSB’lerin yönetiminde il valileri, belediye başkanları da bulunuyor. Dolayısıyla, arıtma sistemi bulunmayan OSB’ler “devletin gözü önünde” çalışıyor.

Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) ve Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi (UOSB) Başkanı Hazim Sesli, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, çevreye duyarlı firmaların adeta cezalandırıldığını belirtti. Sesli, arıtma tesisi bulunmamasının çevreye zarar vermenin yanında, haksız rekabete de yol açtığını kaydetti. Sesli şunları kaydetti:

“Haksız rekabet, standartlara uygun çalışan organize sanayi bölgelerini olumsuz etkiliyor. Arıtma tesisi çalıştırmanın bir işletme için maliyeti var. Bu maliyet sanayicinin cebinden çıkıyor. Biz çevreyi kirletmediğimiz için daha çok para harcayalım, çevreyi kirleten sanayici daha az para harcadığı için maliyetleri azalsın, bu yanlış bir mantık.”

Hem kirletiyorlar...

Çevreye verilen zararın azaltılması gerektiğini bildiren Sesli, Uşak’ta bir yılda üç modern arıtma tesisi kurulduğunu bildirdi. Sesli, “Biz çevreyi kirletmiyoruz. Ancak, fedakârlık yapıyoruz. Kula’da da deri işleniyor, Salihli’de de. Ancak, oradaki dericiler arıtma tesisi olmadığı için hem çevreyi kirletiyor hem de işletme maliyetleri daha az olduğu için daha ucuza mal satabiliyor” iddiasında bulundu.

Yakarak enerji elde edilecek

Bu haksız rekabetin önüne geçilmesini isteyen Sesli, kirlilik yaratan kuruluşların bedel ödemediğini kaydetti. Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi’nde oluşan katı atıkların değerlendirileceği bir enerji santralı kuracaklarını da ifade eden Sesli, ihale aşamasına gelindiğini belirterek şöyle dedi:

“Sanayi bölgemizde ekonomik değere dönüştürülemeyen ve vahşice yakılarak doğaya zarar veren katı atıkları değerlendirmek için proje hazırladık. Çevreyi kirleten bu etkenleri ekonomiye kazandıracağız. Katı atık enerji santralı kuruyoruz. Bu santralda katı atıkları çevreye zarar vermeden yakarak enerji elde edeceğiz, bu enerjiyi sanayiciye ucuz vereceğiz.

Türkiye’de ilk kez uygulanacak proje ile yılda 2.5 milyon YTL gelir elde etmeyi hedefliyoruz. Daha sonra Türkiye’deki birçok sanayi bölgesinin bu projeyi hayata geçireceğini düşünüyorum.”

 

7a- Hangi Ülkeyi İzlemeliyiz :

 

GNPsi bizden 10 kat fazla olan ABDyi değil tabiî ki. “Ayağını yorganına göre uzat” diye yüz yılların birikimi ile söylenmiş atasözümüz var. Fakat ne yazıkki, üst düzey yöneticilerimiz zengin olan ABDye özenip aynısını yapmaya kalkıyor, böylece kıt olan kaynaklarımız da heba olup gidiyor (her şehre havalimanı kampanyası ve Isparta’da otlayan inekler örneğini veririz hep).

 

Tayvan, G.Kore gibi ülkeleri de yakalamamız artık epeyce zor. Güzel  bir örnek var, Brezilya. Low-cost bir kompost tesislerinin tanıtım filmini gördüm, gerçekten uygulanabilir. Bizdeki gibi computerler ile automize edilmiş değil. Yetersiz kaynakları olup çevre açısından güzel örnekler sunabilen bir ülke. İzlememizde fayda var.

 

Altın Kurallar - 2

 

8- Arıtma Büyük Maliyetleri Gerektirir :

Boston, Massachusettes ve Los Angeles’ta atıksu arıtımı ve uzaklaştırılması için tahmini, aylık 100 $/hane’lik harcama gerekecektir. (W.F.Garber, WST, 26,7-8,1992)

 

Bu nedenle, Çevre Bakanlığı Ülkemizdeki bir açığı kapatmak zorunda. Yeni inşa edilen arıtma tesisi personelinin eğitim alabileceği bir biyolojik arıtma tesisi, kompost tesisleri, biyogaz tesisleri, vs. Bunların çeşitli türlerinin ‘pilot ölçekte’ inşa edilerek (yabancılar da böyle yapıyor) yerel şartlarda işletme maliyetleri de çıkarılmalı. Mesela, İst. Kompost tesisi Avrupa maliyetleri düşünülerek yapılmış ama şu anki işletme maliyetinin 2 kat fazla olduğunu öğrendik.

 

İSKİ Gen.Md. Veysel hocamızın (her nedense) tamamlayamadığı bir çalışma var. Ataköy arıtma tesisinin çamur arıtımı kısmını devreye alarak burasını bir uygulamalı eğitim merkezi yapacaktı. Ülkemizdeki çevre tesisileri plansız yapılıyor. Burada Çevre Bak. Haricinde kime görev düşerki. Bakanlık, AB yönetmeliklerini adapte etmeye boğuldu. Artık uygulamaya geçelim, bunu ancak Bakanlık organize edebilir. Belki, İSKİ, İst. Belediyesi gibi donanımlı kuruluşlar da olabilir.

 

 

9- Çöplerin Düzensiz Depolanması :

Ülkemizde, yayın sayısı artığına göre Lab. Bilimi ilerliyor ama uygulamada basit fakat önemli olan çevre …

 

Peki doğada kendiliğinden var olan kompostlamada durumumuz nedir?

 

Addressing the operational problems in Istanbul Composting and recycling plant

 

10- Şehir Arıtma Tesislerinin Verimi Nasıl Denetlenebilir

 

Büyükşehirlerdeki sanayi arıtım tesisleri denetimi ve deşarj (KÖP ücreti) buna bir cevap olabilir. ABD EPA’ya baktığımızda :

Subject: public WWTPs controlling

How public WWTPs are controlled by government (e.g., in the USA), or should be?

Any info. or web site? Thank you in advance.

----------------

US Environmental Protection Agency (USEPA) sets the standards. Plants are issued permits, usually for 5 years. System is called the National Pollution Discharge Elimination System (NPDES). In most cases the actual permitting authority is delegated to the states. Example, we are issued our permit from the Wisconsin Department of Natural Resourses. For a brief intro, see the USEPA NPDES website at http://cfpub.epa.gov/npdes/. Hope this gets you started.

 

11- Risk ve Ekonomik Analiz Önemli

Society in general accepts death rates of 1 in 8,000 for road accidents, and 1 in 25,000 from playing soccer (Toplumun kabul ettikleri) and  yet risks from pesticides in drinking water of 1 in 700,000 or nuclear accidents from power stations of 1 in 10 million are not. Views can change, the 1 in 200 risk from smoking is not now acceptable to a large section of the community.

(Financial implications for water customers Dr Rowena J Tye, United Kingdom)

 

The human and socioeconomic costs of unmanaged and under-managed domestic waste are also very high. In India, the 1994 plague epidemic resulted in a loss of tourism revenue estimated at $US 200 million; in Peru, a recent cholera epidemic resulted in an estimated loss amounting to three times the expenditure on water and sanitation for the entire country over the  preceding 10 years; and in Shanghai, China a recent major outbreak of hepatitis A was attributed to sewerage contamination.

(Cities Feeding People  CFP REPORT SERIES   Report 27Community-Based Technologies for Domestic Wastewater Treatment and Reuse: options for urban agriculture by Gregory D. Rose Spring 1999)

 

12- Doğanın düzeni : Anaerobik + Aerobik

 

(Bilimin teknoloji ve mühendislik yoluyla insan yararına sunulması gerekiyor, biz yapabiliyormuyuz)

 

Hollandalı uzman Lettinga nın yazısını okuyordum, anlamak için 2-3 kere okumakta fayda var. (Water Science & Technology Vol 52 No 1-2 pp 1–11) Sağolsun, bizim bilim adamlarımızın yerine zengin olmayan Ülkeleri düşünüyor, yüzlerce bilimsel makalesinin arasında bizim gibi zengin olmayan ülkelerdeki arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretiyor (İlginçtir, bizim gibi ülkeler için arıtım sistemi nasıl olmalı diyerek düşünce üretenler de genelde yabancı bilim adamları, ayrıca bkz. Containment landfills: the myth of sustainability
A. Allen, Department of Geology, University College Cork, Cork, Ireland, Engineering Geology 60 (2001) 3±19 )
 

Lettinga, öncelikle, doğanın düzeni gereği organik atıkların doğal ortamlarda anaerobik olarak ayrıştığı üzerinde durmuş. Bu düzenin bir hikmeti var diyerek düşünmeye başlamış, gerçekten de suya oksijen vermek ucuz değil.

 

Ayrıca, Lettinga bununla da kalmayıp, zengin ülkelerdeki şirketlerin (özellikle ABD gibi) şubeleri vasıtasıyla sadece kendi pahalı aerobik sistemlerini pazarladığını ve bu yüzden zengin olmayan ülkelerin yeterli ve sürdürülebilir arıtma sistemlerine sahip olamadığını söyleyebilecek kadar cesaretli.

 

Bahsettiği Amman arıtma tesisini dolaştık, biz deki gibi yapılmış ama dev boyutlu RBCler hiç çalıştırılmıyor.

 

------------

 

Diğer bir makale de ilginç.

 

Waste Manage Res 2005: 23: 20–31

The effect of food waste disposers on municipal waste and wastewater management

Natasha Marashlian Mutasem El-Fadel

Department of Civil and Environmental University of Beirut, Lebanon.)

 

13- Zengin Ülkelerdeki Arıtım Tesisleri=Sanayi üretim gücü

 

Ülkemizde bilimin güçlenebilmesi için öncelikle laboratuarlarımızdaki teknolojik aletlerin Türkiye’de üretilebiliyor olması gerekir. 90’lı yıllarda Kuzey Avp.nın bir kısmındaki tesisileri gezmiştim, 2006 yılında ise Hamburg'un kanalizasyon ve atıksu arıtma tesislerini inceledim. Bu sefer, tesis bilgilerinden çok nasıl bu kadar ilerleme sağlamışlar diye irdelemeye çalıştım. Biz de sakız gibi çiğnenen, bilimde ilerleme kaydederek sağlarız lafını göremedim, bu ülkelerin ilerlemesi tamamıyla sanayi üretim gücüne bağlı. Nasıl ki şehrin her yerini metro ağıyla örmüşler, arıtım tesisleri de bilimden önce sanayi üretim gücüyle sağlanmış. Bizim Üniversitelerimiz, bilim adamlarımız önemli olduklarını düşüne dursunlar, eğer biz üretim gücümüzü 5-10 kat kadar büyük oranlarda arttıramazsak bilim adamlarımızın ve üst düzey yöneticilerimizin çocukları dahi zengin ülkelerdeki teknolojiye ve arıtımın yüksekliğine hayran hayran baka kalacaklardır.

 

14- Uygulanabilme :

 

Yeni bir şey duydum, yeni bir şey öğrendim : Bir öğrencimiz tanık olmuş; bir fabrikada, arıtma tesisini yapan firma fabrika sorumlusuna güzel bir fikir vermiş. Arıtma sorumlusu “çamurumuzu ne yapacağız” diye sorunca; firmadaki mühendis, “Bir gün son çökeltim havuzuna doldurursunuz, kanalımız tıkandı diyerek Belediye vidanjörüne haber verirsiniz” demiş. Böylece emek ve para sarfettiğiniz arıtma artığı çamur zahmetsiz ve kolay bir yol ile denizlere ve yediğimiz balıklara ulaşabilir.

 

Sonuç olarak, AB’ye uyum için birçok yönetmelik hazırlayan Bakanlığımıza ve il teşkilatlarına daha çok iş düşüyor. Yönetmelikleri çıkarmak da zor bir çalışmadır ama bunları uygulayabilmek, halka benimsetmek, denetlemesine yapabilmek, bilinçlendirme ve ceza sistemini ülkenin gerçeklerine göre dengelemek, bunlar çok daha önemli konular.

 

15- Developing Countries : Turkey, Ürdün, etc.

 

(Başlığı görenler dille ilgili ukalalık yaptığımı zannedebilir, hayır kasti olarak yazdım. Türkiye'de araştırmaların sadece İngilizce makaleler ile yayınlanmasını zorunlu koşan hocalarımız dili bu hale getirtiyor)

 

Genelde hep Batı kitapları ile eğitildiğimiz için developing countryleri bilmeyiz, öğrenmeye de çalışmayız (bu grupta yer alan kendi ülkemizi de)

 

Fırsat oldu, Ürdün'ü gezdik. İşte öğrendiklerimiz :

 

Jordan is a country of 5.5 million inhabitants in which 60% of the population are served by 19 domestic sewage treatment plants distributed all over the country (WAJ,2002). Activated sludge treatment systems constitute 47% of the available technologies, while 26% of the plants use trickling filters and the other 26% depend on waste stabilization ponds (WAJ, 2002).

 

Energy consumption in activated sludge systems in Jordan range between 2.1-2.3 kWhr/m3 of treated wastewater (WAJ, 2000) compared with 0.77 kWhr/m3 of wastewater treated in Japan (Hu et al., 2000).

 

Peki arıtım verimleri nasıl? Kağıt üzerinde iyi gösterebiliyorlar fakat bizdeki gibi arıtma çamurunu hiç bir tedbir almadan open dumping ettiklerini gizle(ye)miyorlar. Peki, bizdeki gibi, çamurlardan çevreye su sızıyor ise neyi niçin yaptınız, neyi arıttınız? İşte size cevaplamanız için güzel sorular.

 

Yapılan bizdeki gibi Batıyı kopya (etmek) edememek (daha doğrusu). Atasözü vardır, AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT. Bizdeki gibi onların da üst düzey yöneticileri Batılı ülkeleri görünce, "biz de bunlar gibi yapmalıyız" diyor ve kısıtlı ülke gelirlerini göz boyayacak birkaç tesis için harcıyorlar ama ya düzgün yapamıyorlar yada düzgün işletemiyorlar. Sonuçta ineklerin otladığı havalimanları veya sazların yeşerdiği Kağıthane su arıtma tesisleri ortaya çıkıyor. Bu da ülkeye çifte zarar veriyor; hem mevcut kaynaklar harcanıp geleceğe para kalmıyor hem de yapılan tesisler çöpe gidiyor.

 

Gelecek nesilde de Batıya özenmeye devam...

 

Altın Kurallar - 2

 

16- Her şehire bir (Üniversite değil) fabrika, bir arıtma tesisi.

 

Almanya'da 2006 yılında Hamburg ve Berlin şehirlerinde kaldığım kısa sürede bu fikri edindim. Sovyetlerin yaptığı hataya düşmememiz lazım, Üniversite mezunu, bilim adamı çok ama gerilemeye başlayan bir ülke olmamamız lazım.

 

Almanlar ne yapmış? Savaşın azmi ile sanayi üretim gücüne ağırlık vermişler, sürekli üretim yapmışlar.

 

Araba mı lazım, üretmişler. Uçak mı lazım, üretmişler. Arıtma tesisimi lazım, her şehre bir tane inşa etmişler. Bilgisayar mı lazım, üretmişler. Daha sonra da bu üretimin üzerine teknolojiyi ve bilimi eklemişler. (Aynı durumu Japonya, Tayvan ve Kore'de de görebiliriz.)

 

Şu an Almanya, İngiltere ve Fransa'yı geçmiş ve sanayi-teknoloji devi olarak anılıyor.

 

Sonuç olarak, bizde de cihazlarımızı kendimiz üretemez; tesislerimizi kendi mühendislerimiz yapamaz ise üretmeye çalıştığımız bilim ile ilerleyemeyiz.

 

 

Çinliler yüzlerce yıl önce yapmış, Batılılar 70’li yıllardaki petrol krizi nedeniyle daha soğuk iklimde teknolojisini oluşturmuş ama biz hala organik atıklarından biyogaz elde edemiyoruz.

 

 

Banu Dökmecibaşı (Greenpeace Toksik Maddeler Kampanya Sorumlusu)
Temizlenmedi, pislik halının altına atıldı
Haliçe girilmesi mümkün olmadığı gibi, oradan çıkacak ürünlerin yenilmesine de kesinlikle karşı çıkmak lazım. Çünkü bu kadar kısa sürede temizlenip o aşamaya gelmesi mümkün değil. Kaldı ki orada hâlâ birtakım tesisler faaliyetini sürdürüyor. Oranın gerçekten temizlenmesi uzun bir süreç gerektirir. Bunun yanlış bir yönlendirme olduğunu düşünüyorum. Haliçin kendine gelmesi ya da kontrol altına alınması için oldukça fazla zamana ihtiyaç var. Güzel bir gelişim sağlandı ama henüz yeterli değil. Şu an Haliç temizlenmedi sadece kendini toparlıyor. Belediye Artık Marmarada denize girilebilir gibi bir tanıtım içinde. Bu bir çalışmanın çok kısa vadede tanıtımı niteliğinde ve doğru değil. Bilimsel bir gerçekliği yok. Geçtiğimiz günlerde bir çalışma yapan Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı, İstanbulda, özellikle de Anadolu yakasında boydan boya kesinlikle denize girilmemesini bildirdi. Belediye müthiş bir promosyon ve halkla ilişkiler çalışması yapıyor. Bunlar işin reklam kısmı. Pisliği halının altına atmak, sonra da Bunun üstüne yatın demek doğru değil.
http://www.milliyet.com.tr/2003/08/11/pazar/paz04.html

 

Atık pil toplamada sınıfta kaldık

Tabii kalırız, ben Aras Kargo nun topladığını ilk kez duyuyorum, bana dahi ulaşılamamış.

Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu imzasıyla kurumlara gönderilen genelgede, söz konusu yönetmelikle atık pil ve akümülatörlerin çevreye zarar verecek şekilde kullanımları, doğrudan veya dolaylı alıcı ortama verilmesinin yasaklandığı, bunun yanında üretici sorumluluğu ilkesinden hareketle atık pil ve akümülatörlerin toplanması konusunda pil ve akümülatör üretici ve ithalatçılarına yükümlülükler getirildiği belirtildi.

Ancak, 2005 yılından beri uygulamada olan söz konusu yönetmelik kapsamında özellikle kamu kurum kuruluşlarında atık pil toplama çalışmalarının başlatılamadığı ve etkin bir toplama sisteminin kurulamadığı Bakanlığımızca gözlemlenmektedir.

 

 

Evet, damlaya damlaya göl olur, herkesin birşey yapması gerekir. Ama,

mühendislik açısından bakarsak :

 

Zengin ülkedeki 1 kişi, fakirlere göre 2 ila 10 kat kadar fazla yakıt,

kağıt, vs. vs, tüketiyor.

 

Yani sonuçta bizim tasarruf ettiğimiz 1 damlanın dünyaya katkısı

sadece 0,1 damla olabiliyor.

 

Bu nedenle fakirin 0,1 damlasından önce ülkemiz ve dünyadaki

zenginlere baskı yaparak 1 damla tasarrufu sağlamanın yolları aranmalı.

               

cevremezikoruyalim             

 

- Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın. - Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın. - Enerji tasarruf ampulleri tercih edin. - Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar. - Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir. - Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın. - Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin. - Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin. - Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün. - Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin. - Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın. - Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın . - Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin. - Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın. - Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın. - Bol ambalajli mamuller yerine, ambalajsiz ve ambalaji az olan mammuller ederek. - Tek yönlü, yani bir defa kullanilip atilan mamuller, örnegin plastik çatal, kasik ve tabaklar; tekrar doldurulamayan çakmaklar, plasti tras aletleri vb. mamuller yerine, çok kez kullanilabilecek metal çatal ve kasik, porselen tabak, doldurulabilen çakmak, uzun ömürlü tras alatlerini tercih ederek. - Bosalinca atilan piller yerine, tekrar sarj edilebilen pilleri tercih ederek. - Aluminyum ve teneke kutular satilan içecekler yerine, depozitolu cam siselerde satilanlari tercih ederek. - Alisveriste plstik torbalar yerine, bez torba ve alisveris sepeti kullanarak. - Meyve ve sebze alirken, paketlenmis mallar yerine amlajsiz mallari alarak. - Konserve kutularinda satilan besin maddeleri, yerine taze ya da cam kavanozlardaki besin maddelerini kullanarak. - Porsiyonluk reçel, bal, teryagi, kahve sütü vs. yerine büyük paketleri seçerek. - Mobilya alirken dayanikli ve uzun ömürlü oolanlari seçin. Gerçekten gerekmedikçe mobilyalarinizi degistirmeyin. - Ormanda kesinlikle ates yakmayin. Piknik yaptiginiz alani temiz birakin. - Ormanlara yakin arazilerde aniz yakmayin; yakanlari uyarin. - Agaçlandirma çalismalarinda yörye özgü agaç türlerinin kullanilmasina özen gösterin. - Kagitlari mümkün oldugunca çift tarafli kullanin; kagit israfindan kaçinin. - Hafif kagit kullanin. Hafif kagidin üretimi sirasinda daha az enerji ve daha az hammadde kullanilir. - Geri dönüsümlü kagit kullanin. Geri dönüsümü yasaminizin bir parçasi haline getirin. Topladiginiz kagitlari düzenli olarak atik kagit alim merkezlerine gönderin. - Mümkün oldugunca e-posta, modem yoluyla faks gibi alternatif iletisim araçlarini kullanin. - Bilgisayarinizdan çok gerekmedikçe kagit çiktisi almayin. Dosyalarinizi bilgisayar ortaminda saklayin. - Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı. - Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli. - Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı. - Akan tesisatlar onarılmalı. - Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı. - Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı. - Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı - Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı. - Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı. - Şişe ve kavanoz gibi cam ürünler tercih edilmeli. - Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı. - Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı. - Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı. Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir. www.cevremizikoruyalim.de.tl

 

 

 

 

 

 

 

Sıralama dışı bir madde :

 

Bizim yöneticilerimiz ve sanayicilerimiz “Ülkemiz hızla ilerliyor, bakın tekstil sektöründe nasıl ilerledik” derler. Oysa gayet normal bir süreç olarak sanayileşmiş ülkeler artık teknolojik sektörlerde çalışıp, kirlilik çıkaran sektörleri gelişmekte olan ülkelere bırakmaktadırlar. Bir bilgisayar parası ile kilolarca tekstil eşyası alabilirsiniz. Tabii ki biz de bu süreçten geçmek zorundayız. Bizim burada yapacağımız bu sektörlerde daha önce elde edilen  gelişmiş bilgileri alıp ülkemizde uygulamaktır.

Hosted by www.Geocities.ws

1