SONELER ©2001 Çetin Sert [ Türkçe Çevirisi ] [ * Bakınız AÇIKLAMALAR ]

 

Words of Advice - Tavsiye Sözleri
 
Sone 1 Sone 4
Sözlerimde kusurlar mı görüyorsun ?
Isteyen* onlar senin kusursuzlukların karşısında
Kuşanılan birçok kılıçtan daha keskince bilenmiş
Senin sözlerin, ustaların kalemlerine yansımalar
vermeyi başarıyor.
 
Kavgası edilmişin kavgasını eden mi buluyorsun
beni ?
Kalemlerin bize söylediklerini boşa çıkarmaya
çalışan, (hiç söylenmemişler gibi benzerlerini
tekrar yazan)
Herşeyin rüyasında, her rüyala kendi hiçliğine
uyanan,
Zamanın* yanlış pusulasını kırmak için zaman
harcayan (mı buluyorsun ?)
 
Çok daha yüksek bir değeri işaret ediyorsun(hak
ettiğini belli ediyorsun),
Gözlerinin şimdi gördüğü ve kulaklarının
duyduğundan (çok daha yüksek)
Bu yüzden sonsuzluğa erişmek için bu yalnız
dünyadan,
Tıkırdayan ölümün(zamanın) güzel sanatını
büyülemesine (kendine yakınlaştırmasına) izin
verme.
 
Her dünyalıya bahşet yüzünden daha fazlasını,
Fırça yada kalemle, tüm yavan(süssüz) zihinleri
süsle.
Bu bir masaldı, ister doğru say, ister yanlış,
Çok şey der bu görmeye gözleri olmayıp,
Shakespeare'in mısralarını doğrular duymaya
gözleri olana.
Duymaya bir görev var ve gizlice sana verilmiş.
 
O yazarın ruhundan büyük bir parçaya sahipsin,
Yoksa, başka kim yıldızları denizin üstüne indire-
bilir,
Ya da, bir yoksul(düşünce bakımından) semtte
sanattın güzel kraliçesi olabilir,
Unutkan(açıklama: yarattıklarının güzelliğini
unutup, yine onların sonu olmaz mı hep zaman ?)
zamana karşı böylesi ölümsüz bir istekle
(şiir ve resimleriniz) ?
Görüyorsun ama bencil zamanın istediği gibi,
Sınırın sensin, ne ustalar, ne zamanın kendi,
Yayılmaya böylesi tatlı bir zekâyı, engelleyen
sensin
Yayılmaktan, her bireyde, bir "ben(lik)"
uyandırarak.
 
Üstüne titrenen kelimelerin hep  sana anlatmaya
çalıştığı gibi,
Ağaçlarını mürekkeple sula, yada çok geçmeden
yıkılır hepsi.
 
Sone 2 Sone 5
Tüm* dünya renklerinin perisi,  bir sus !
Sana bir mahkeme kararını bildireyim bırak.
Dünyanın ilk gününden bugüne (gelen)  bir
hikayeden,
Görenlerin rehberlik ettiği kalemlere verilmiş
(onlara önem taşıyan) bir karar.
 
Önce övgü yapmak için yazan bir yazar vardı,
Ve çok övülmeye çok düşkün bir halk.
Yazar öldü ve onun aç ruhu dirilmek istedi,
Sevdiği ağladı ve "silinmesin, bırakmayın" dedi.
 
Ölümün büyücüsü* onun o derin yaşlarını  duydu,
Kasabanın ortasında bir mahkeme topladı,
Akıllı, adil ve korkuya sahipler oradaydı.
"Bunu kabul et" dediler "ve o senin olacak.
 
Yazar asla senin tarafından yönlendirilmemeli
günün yıldızı(Güneş),
Yoksa o farklılık ve biz övgü ve eşitlikten mahrum
kalırız."
Zaman, en deneyimli oyuncusu tüm evrenin,
Oynar seninle kelimelerin en zeki büyücüsü.
Ne bir ayna yeter, ne benim bu yalın sözlerim,
Göstermeye meçhul yaşına rağmen onun gençliğini.
 
Yemeklerin en tatlısı onun, o tatlı hüner yer,
Bundan hiç yaşlı olmaz yüzü, gençtir özlerle.
Durumdan(ruh durumu) duruma sürer, benlikler
öldürmeye,
Ne kimse erebilir ona, ne görebilir gözlerle. (orjinal:
Ne kimse erebilir ona, ne gösterebilir haritalarda.(
bir düşman olarak düşünüldüğünde zaman, 1. çok
hızlı ve bu yüzden erişilmez, 2. buna bağlı olarakta
yeri ve ne yaptığı belirsiz. (haritada yeri bilinmeyen
bir düşmana karşı ne kadar şansınız olabilir ?)))
 
Bir yeni topraklara tohumlar taşıyan rüzgarı
Oynar, yada bir Mayıs yağmurunu; besleyen
Mayıs'ın koncalarını,
Bir tüm yaprakları titremede bırakan bir karı
Oynar, yada kış rüzgarını; donduran dünyanın
çamurlarını.
 
Iki seçeneğe sahipsin, ve seçme hakkı yalnız senin,
Onu dost eyle(zamanı), yada izle(onu); o seni bu
Dünyaya mahkum eylesin.
 
Sone 3 Sone 6
Sevdiği, yazarı sadece bir kez daha görmek isterken,
Dermansızca bir çok *adaletsizlik sadeceleri dile
getirdi,
Sonra durum ne olursa olsun kâr kârdır diye
düşündü,
Geri haykırdı "O bende hatırlanmayacak !
 
Öylesine kör edici ateşlerle süslenmiş oklarla,
Onun en parlak renklerini, ben onun ellerinde
yakacağım (ki),
Gözler bundan sonra onu koşar değil topallar gör-
ecek,
Aşk yolunda sevenden, bir nefret edene dönecek.
 
Her sözü arındırılmış bir his gölü olacak,
Ben hepsinde yokken, hepsi sizle dolacak,
Gün ışığımın altında dize çökmüş dururken,
Gece kalemi kılıç olup, sanatıyla savrulacak.
 
Yüzüyle ben derman bulacağım, ama size lanet,
Sanatı siyah olacak, bu yüzden eksik bu yüzden
daha kötü."
Sen yaratmayasın, çok yarat kendi sanatınla,
Hünerli fırçanla anlar çal zamandan.
Bilirim; çok ruh yaratmadan önce ayrılmalı,
(ayrılmak durumunda(dünyadan))
Ama senin ki ! O, hayatın koşuşturmasına
dayanmalı (dayanabilir).
 
Yada kaleminle, kaleme al kalbindeki koncaları.
Simsiyah görünen mürekkebe baktığın anda,
Yaratmaya, farklı olmaya, görmeyesin sen unutma!
Kanmaya, (kendini) kandırmaya yada değil
*renklerden mahrum kalmaya.
 
Bunlar senden bir yanıt için benim Tavsiyelerim,
Düşünebilirsin, ama düşüncelere ilgi gerekir;
Bu hoş maddelerini kağıt üzerine yansıtmayınca,
Zaman, yemek için, onları aklından soyabilir.
(bir meyvanın kabuğunun soyulması gibi(anlam:
pek çok şey kabukla yenmez ve kabuğunu kaybedenler
yenmeye hazır demektir. Onun için düşüncelerden
oluşan zırhı kaybetmemek gereklidir yoksa benliğimiz
açık bir hedef olur. Düşünceleri korumanın en iyi yolu,
onları kağıda dökmektir.))
 
Ol! Böylesi tatlı sanatın bir sonla hiç karşılaşmaması
için.
Ol! Bilgili olmalı ve bu yalnış benliği düzeltmem
gerektiği için.
 
Nomad Soul *
Hosted by www.Geocities.ws

1