Hülya Yayla
Tosun'a...
*Gece köredici
örtüsüyle sarar ruhumu,
Yıldızlar sahte görünür
ay tek rehberim.
Ama onun ışığı altında,
kaybeder şuurumu,
Kötüyle anlaşmış gibi
yanlışa doğru derim.
Ahmet'in yaşsız
sayfasıyla söylediği gibi,
Güneş ümit alır, sana
senin doğrunu getirir
Ve ayın dünyaya yalanı
hiç yaşlanmaz ki,
Çünkü insan ne
kendine ne aya şefkat gösterir.
*Aylanmış gözlerim
görmez güneşin ışığında.
Aklım görür aslında
görmez benim gözlerim,
Bitirmek için metruk şekli ışığın
kavgasında,
Ortasında
şekilsizliğin, şekli için ölür *düşlerim.
Göçmen ruhum *sürer
hızlıca mezar yazıma,
Atından iner ve
gözyaşlarının içinde,
Ayışığında kalemle
yazar benim taşıma,
Bunlar kalır bitirip,
taşı temizlediğinde:
Burda yatmaz ki bir akıl burda yatar
Çetin,
Ölüm, şekilsiz korkularla kucakladı onu.
Bir rüya gelsin ve kırılsın devam eden
rutin;
Onun aklı gibi akıllar hayata hep olmalı
konu.
Son verir göçmen
ruhum sonbulmamış aklıma,
Ve avare dolaşmak için
atlar ardından atına.
Tam o anda bilinmez bir
görüntü çıka gelir ona,
Bir kelime mırıldar,
der Cesaret bu kendi adına!
Ben
ölümüm, şu durmaksızın dolaşan orak.
Şaşkınım
ben ama sen sadece bir ruhsun.
Binlerce
kararsız ruh gördüm tam olarak;
Hiç
görmedim bir ruh kadere karşı dursun.
Şimdi
bırak kulağım, duysun söyleyeceğini.
Konuş,
vermeyeyim, sanma sakın alacağımı.
Şimdi de
bana, hatamı nasıl ödeyebileceğimi,
Ama
çabuk, söyle onu nereye bırakacağımı.
Tüm gökte, tüm
yıldızlar başlar titremeye,
Ay saklamak
için kendini, bulutlar yırtar.
Şimdi gülen ağaçlar son
verir gülüşmeye,
Tek büyüntüde
kalmaz güven, hepsi korkar.
Ah,
Ölümüm, hepsi tek bir andı sadece!
Hepsini
hissetti, sevinç, endişe ve sevgi.
Masumun
gözlerine götür geri sadece
O
istemezdi bundan daha yükseklerini.
"Gözleri"
dedi, "sıcaktı güneş olduğu kadar,
Bakamadım
ya da korku içinde bir baktım.
Gözlerini
anlatmaya kelimelerim çok dar,
Bak aklım
kamaştı, ben sözde uyuyacaktım.
Avcunun
içinde daha fazla yaşam vardı,
Bir diyarın bir çiçeğe verebileceğinden.
Eğer önce
ölürsem, sözleri şarkı olsun,
O şarkı
da; yaşayacağım yeni hayatım.
Eğer
zaman onu görüşümüzden alırsa,
Yüzünü
bıraksınlar bize, söyle satırlara.
*Sonra görür ölüm *boşalığını dolaşırsa,
Uzun
sanattan anıtları kısacık yaşamlara."
Getir onu
ölüm, baksın sonsuzca bırak
Güzel
yüzü üstüne Hülya hanımın.
Yazsın ve
yazıp harika bir kitap, bırak
İşareti
yapsın onu, hep onu *anımının.
Ölüm
utançla gecenin örtüsünü alıverir,
Ve örter gökyüzüne
maviliğin parlağını.
Sonra çiçekler değil,
tek bir çiçek verir,
Ruhuma der, Bu renklerin sana armağanı!
Çetin,
uykusundan uyanacak bu öğlede,
Getireceğim, güneşi, kullanılmamış kalemi.
Ben
güneşi veririm, aydan uzak tut sen de,
Yoksa onu
karşılar yine bu ölüler alemi!
Ve bunu
yaparım, kalbinde sevgi var diye,
Yoksa
erişemezdi tekrar kendi dünyasına.
Güzel
hülyalar tek güzel sanatı olsun diye,
Sanatı
ayna olsun diye onun her yaşına.
Öğle gelir ve ben de
gelirim beraberinde.
Ölüm hayatımı verip
bana söyler benim
Borcumu, bana öğretenin
öğretisi bende;
Bundan, şiirim
öğretmenime adanmış derim.
Çetin
Sert