.: Atatürk ve Matematik :.
Ortaokulda
okurken Matematik Öğretmenimin verdiği bir ödevle ilgili araştırma
yaparken evimizin kütüphanesinde bir kitapla karşılaştım.
İçinde geometrik şekiller ve bazı formüller vardı.
Arap harfleri ile yazılmıştı. Bu kitap cumhuriyetten
önce ilkokul seviyesindeki okullarda okutulan bir kitapmış.
Şekillerin altındaki açıklamaları anneanneme okuttum
hiçbir şey anlamadım. Kitap anneanneme aitti ve ilkokulda bu
kitabı okuduklarını söyledi. Üçgenin altında müselles,
karenin altında murabba yazıyormuş. Bu araştırma
beni başka soruların yanıtlarını aramaya yöneltti.
Bugün kullandığımız matematik terimleri nereden
geldi, kim buldu? Araştırmalarımı derinleştirdim
ve Atatürk'ün yazdığı Geometri kitabına ulaştım.
Biraz önce söylediğim terimlerin türkçesi bizzat büyük önder
Mustafa Kemal Atatürk tarafından yazılarak matematik bilimine
kazandırıldığını öğrendim. Bir kez
daha o büyük insanın önünde saygıyla eğildim. Geometri
kitabı ilk kez 1937 yılında yayımlanmıştı.
Atatürk'ün bizzat kendisi tarafından yazılan bu kitaptaki
Matematik terimlerinin " boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap,
kesen, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters
açı, dışters açı, taban, eğik, kırık,
düşey, yatay, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, eşkenar
dörtgen, eşkenar üçgen,..." bu gün konuştuğumuz sözcüklerden
olduğunu görüyoruz.
Kitapta
her tanım, söz konusu kavramı eksiksiz ve açık biçimde
anlatmakta ve özel nitelikleriyle belirtmektedir. Ayrıca her biri için
ayrı gerekli örnekler verilmiştir. Atatürk yaşamı
boyunca hep matematikle uğraşmıştır. Eskiden
geometri terimleri anlaşılmaz bir biçimdeydi. Şimdikileri
öğrendikten sonra güçlüğü daha iyi anlıyorum. Müselles
sözcüğünü ele alalım Arapça sülüs sözcüğünden türetilmiştir.
Arapçadaki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi
kavrayabilmek, arapça bilmeyenler için çok zordur. Sülüs üç
demektir. Üçün yanına gen getirirsek üçgen sözcüğü oluşur.
Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır.
" Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına
müsavidir." Tümcesinden ne anlıyoruz? Ben hiçbir şey
anlamadım. Oysa bu tümce "üçgenin alanı tabanı ile
yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir."
Demektir.
Peki Atatürk niçin bu terimleri değiştirme isteği duymuştur.13
Kasım 1937 tarihinde Sivas'a gitmiştir ve 1919 yılında
Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir
geometri ( o zamanki adıyla hendese ) dersine girmiştir. Bu
derste öğrencilere sorular yönelterek, eski terimlerle matematik öğreniminin
zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz
terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır."
Diyerek kesin yargısını açıkladıktan sonra,
dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır.
Bu arada Pisagor teoremini de çözümlemiştir.
Atatürk
çok farklı konular üzerinde düşünmüş olmakla birlikte,
düşüncelerinin ortak bir ifade özeliği matematikle donatılmış
bir mantığın egemenliğini çoğu kez belirgin bir
biçimde yansıtmasıdır. O bu davranışını
23 Temmuz 1919 yılında şöyle açıklamıştır.
"Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız
hiçbir şeye uzaktan, yakından tevessül etmemek dikkatimizi oluşturmalıdır."
Atatürk toplumsal bir olguyu açıklarken söz konusu olabilecek tüm
olasılıkları dikkate alarak, sorunu temelde sanki
matematiksel bir irdelemeden geçirmiştir. " Milli sınırlar
içinde vatan bir bütündür." Bu özdeyiş ise geometri kavramını
bilen çağdaş bir insanın düşüncesidir. O, tüm bin
yılların en büyüğüdür.
Oya Başak Fırat
Matematik Öğretmeni
|