MATEMATİKÇE KONUŞMAK
Okulumuzda yapılan "Matematikçe Konuşmak" adlı seminerde okul müdürümüz Nüzhet TOLGA bana neden böyle bir yazı yazdığımı sordu.Bunun açıklamasını şöyle yaptım:Her sene mutlaka birkaç kez matematik öğretmenlerine "bu bizim ne işimize yarayacak?" türünden sorular sorulur.Ben hiç bir zaman böyle bir soru sormadım;çünkü bu sorular sorulurken matematik öğretmenlerinin cevap verirken zorlandıklarını ve üzüldüklerini hissettim.Bunun üzerine birkaç yıldır ben de matematiğe çevremde aramaya başladım.İki yıldır kafamda kalıp değiştirmiş olan matematik derslerinden ve bu yıl uyguladığımız,Bilgi Kuramı dersinden sonra anladım ki nereye bakarsam bakayım,her yerde matematiği görüyorum.Bunun üzerine, matematik öğretmenlerinin üzülmemeleri ve amaçlarına ulaştıklarını görmeleri için bu yazıyı yazdım...
EL YORDAMIYLA YAŞAYAMAYANLARIN OYUNU
Matematik öğretmenlerinin ders anlatırken çoğu kez karşılaştıkları bir soru:"Bu bizim ne işimize yarayacak?"O an hırsla dersi anlatmakta olan öğretmeni köşeye sıkıştıracak,hevesini kaçıracak,bir an onun bile afallamasını sağlayacak bir "üstüne çullanma durumu.Sahi hayatın neresinde matematik?
Bir anne adayı için karnındaki bebeğin kalp atışları,bir müzisyen için müziğin ritmi,bir bilgisayar içi 0 ve 1 sayıları,bir ozan için ölçü ve uyaklar,dört yaşında bir çocuk için bir elin parmakları...Matematik bir zeka oyunu,hayatı tamamlayabilen tek formül. (Editörün ilavesi için tıklayın) Bazen kıskanılan bir yetenek.O bir sınır tanımama durumu.Hayatı el yordamıyla yaşamayanların oyunu.Daha,küçük bir çocukken düşmanımız olarak tanıştırılan,senelerce uğraşılan,lise veya üniversite bitince çoğu kişi tarafından kaldırılıp atılan bir bela.Matematiğe haksızlık ediliyor.O bunları hak etmiyor.Matematik herkesin kafasında farklı yorumlanmalı,herkes ona bir şeyler katmalı,katlanmalı gün geçtikçe ki evrenle aynı dili konuşalım;çünkü evren matematikçe konuşuyor.Dolayısıyla;bizim için sırdan ibaret olan yaşamın sırrı ancak matematikle çözülür."Ben seni.senin beni üzmelerinin kök 3 katı kadar seviyorum."Matematik hiç kimseden bunu beklemiyor ama bunu anlayabilmek de matematiğin görevi;çünkü matematik zeki insanların kaderi.Matematik bir taşın içinde,bir volkanın patlama sürecinde ve biz onu sadece insan beyninin algılayabileceği boyutta anlayabiliyoruz.Bizim için 80 yıllık bir ömür belki fazla bile,ama bir jeolojik devrin 4 milyar yıl sürdüğü düşünüldüğünde;biz birer hiçiz,matematiğin gözünde.
Matematiği beynimizdeki hapisten çıkarmalıyız artık.Ondan korkmak neye yarar şu bilim gerçeğinde. Kendimizi ve zekamızı geliştirmenin bir yolu olarak görüp,matematiği aklımızın en saygın koltuğuna oturtmalıyız. Matematiği anlayan insanlardan oluşan bir toplumda sorunlar çorap söküğü gibi çözülmeye başlandığında ancak anlayabileceğimiz reel sayıların ne kadar sonsuz olabildiğini...
Sena KADEMOĞLU ,Özel Kalamış Fen Lisesi FEN 9
(10 Mayıs 2003 Cumartesi Cumhuriyet Bilim-Teknik ekinden..)