|
[email protected]
17.10.2006
Ahmaklar dünyası...
Başta ben olmak üzere hepimiz ahmağız...
Şu dünyadaki hemen herkes ahmak!
Bugünlerde dünyayı yöneten, daha doğrusu yönettiğini zanneden ABD’nin yarısından fazlası ahmaktır...
Bunu seçimi Bush’un kazanmasından sonraki gün ya Times ya Guardian yazmıştı.
Ahmaklık insan olmanın ayrılmaz parçasıdır.
Doğal olarak hepimiz ahmağız biz.
Şu dünyadan birkaç akıllı adam geçti, onları da biz görmedik.
Bazıları kitap yazdı...
Bazıları tarih...
Ama biz onları anlamadık.
Ahmağız ne de olsa...
Ben edebiyattan anlamam. Ahmak mühendisin biriyim.
Ama içimden fışkıran duygularımı kaleme almaya çalışıyorum.
Kimi lirik, kimi epik takılırken, Murathan Mungan yazılarının arasına tabletler atarken, Ahmet Altan sürekli kitap okuyup okuduğu her kitaptan bir cümle yakalayıp o cümleden hareketle uzun uzun makaleler yazarken, Orhan Pamuk Kars’a gidip üç beş ay kendini tecrit ederek roman yazarken, ben içimdeki duyguları dışa vurmak adına abuk sabuk şeyler yazıyorum.
Ve beni okuyanlar bir ağızdan şöyle diyor:
-Ahmak!...
*
Geçen hafta iki ahmaklık aynı gün bir arada gündeme geldi.
Biri Fransız Parlamentosunun kabul ettiği o ahmak yasa.
Diğeri dünyanın en önemli ödüllerinden birini alan, dahası bu ödüle layık olacak kadar önemli bir yazar olan Orhan Pamuk.
Birincisinden sonra Hürriyet’te “Bundan sonra ne olacak?” başlıklı habere şöyle bir yorum yazdım.
Yapılacak bir tek şey var:
Bundan sonra Fransızlara yukarıdan bakacağız.
Bir gün ne kadar küçüldüklerinin farkına varacaklardır.
Boykotu vesaireyi unutun!
Bunlar bize yakışmaz.
Biz büyüğüz.
Büyüklük bizde kalsın!...
İkincisi ile ilgili olarak çok sevgili dostlarımdan biri bir çay sohbeti sırasında sordu:
-Orhan Pamuk’un Nobel’i alması hakkında ne düşünüyorsun?
-Nötr’üm.
Bu iki konuyla ilgili düşüncelerim için aşağıya davetlisiniz:
Fransız Ahmaklığı...
Fransa Parlamentosunun sözde Ermeni soykırımını inkar edeni suçlu kabul edecek olan yasayı çıkarmak üzere hareketlendiğini ve bu defa işin ciddiye bindiğini yine her zamanki gibi Hürriyette okudum.
Hürriyette bu defa fazlasıyla paranoya denecek bir tepki de vardı.
“Yasa çıkarsa n’apcaz?” falan filan.
Ertesi gün paranoya iyice gün yüzüne çıkmıştı.
“Çıkarsınlar anasını satayım!” dedim.
“Çıkarsınlar da onlar da rahat etsin biz de...”
“Çıkarsınlar da onlara kıçımızla gülelim hatta!”
Arada “Misilleme yaparız!”, “Biz de Cezayir, Tunus soykırımlarını inkar edeni suçlayan yasalar çıkarırız!”, “Fransa’nın gözünün yaşına bakmayız!” gibi abuk subuk tepkiler de çıkmaya başladı.
“Saçmalamayın!” dedim içimden.
Dedim de beni duyan yok tabi.
Ben kimim ki?!!
Kendi halinde ahmak bir mühendis!...
Son gün iyice istedim artık.
Çıkarsınlar en iyisi.
Biz de gidip “yoktur lan öyle bir şey ahmak mısın nesin?” diyelim, bizi içeri atsınlar, hapishaneler dolsun ahmaklık dünyayı sarsın.
Sonunda çıkardılar da ne oldu?
Kendileri küçük düştü işte.
Daha da küçülecekler bekleyin hele!...
Boykota moykota gerek yok!
Onlar şimdiden erimeye başladılar bile.
***
Büyük ama ahmak yazar Orhan Pamuk...
Orhan Pamuk yıllar önce Kar romanını yazmak için Kars’a gitmiş üç beş ay oralarda tek başına yaşamıştı.
Sonra kitabını tamamlayıp dönmüş Ali Kırca’nın ATV Ana Haber’ine konuk olmuştu.
O günlerde “talk show”lar şarkıcıların kasetlerini, albümlerini tanıtma programlarıydı.
Ana Haber Bültenleri ise “Prime Time reklam kuşağı” haline gelmişti.
Baktım Orhan Pamuk ağzı kulaklarında ekran karşısında.
Konuşmaya başladı.
Epeyce konuştu...
Konuşmasını bitirdi...
Ben düşündüm...
Kendime sordum:
Ne dedi bu şimdi?
Ne dediğini anlamamıştım.
Ağzından salyalar akarcasına konuşup da hiçbir şey anlatamayan birini görünce şöyle dedim:
Bu adam bana benziyor galiba.
Konuşmayı beceremiyor.
Biraz yazıyor.
Yakışıklı sayılır.
Kadınlar ona bayılıyor.
Ama aramızda bir fark var:
O reklam yapmayı seviyor...
Sonra bir ara aniden Nobel’e aday oluverdi.
Heyecanlandım.
“Al lan şunu!” dedim içimden.
Vermediler.
“Vermediler!...” dedim.
O yıl (2005) Nobel’i alan İngiliz yazar Harold Pinter “Nobel Pamuk’un hakkıydı, şaşkınım!” dedi.
Bu arada Orhan Pamuk durup dururken (Nobel ödülü verilmeden önce) şöyle bir şey söyleyiverdi (bir İsviçre dergisiyle yaptığı söyleşide):
"Kimse söylemediği için ben söylüyorum. Türkiye’de 30 bin Kürt öldürüldü. Bir milyon da Ermeni"
Ne alaka?
...dedim ama üzerinde durmadım.
İnsanlar acayip tepki gösterdi.
Hatta Burdur Belediyesi Orhan Pamuk’un kitaplarını yakma kararı aldı.
“Saçmalamayın, kitaplar yakarak yok edilemez! Ayrıca bunun onunla ne alakası var?” dedim.
Beni dinleyen yoktu.
Sonra Pamuk’un tv’lerde kendini savunduğu programları izledim, tatmin olmadım.
“Ahmaklık senin yaptığın işte!” dedim.
Beni duymadı.
*
İkisi bir arada...
Fransız parlamentosunun muhtemel ahmaklığı ile ilgili ilk haberler çıktıktan sonraki gün Nobel adayları ile ilgili minik bir haber daha çıktı.
“Pamuk da adaylar arasında. X, y, z’nin dışında Pamuk dördüncü en önemli aday.” diyordu haberde.
“Neden dördüncü? Neden en büyük aday o değil?” dedim ilk anda.
Sonra “belki de böylesi daha iyidir, şimdi siyasi denecek falan, en iyisi bu aralar almasın.” dedim içimden.
Ertesi gün önce Fransız Parlamentosunun ahmak yasasının çıktığı haberleri geldi.
Aynı anda da boykot hazırlıkları vesaire.
“Boykotu geçin elimize acayip koz geçti, bunu değerlendirelim işte.” dedim.
Beni duyan yoktu...
Hürriyet’in “Bundan sonra ne olacak?” başlıklı haberine yukarıdaki yorumu yazdım.
Belki bir duyan olur diye...
Ama işe bakın ki sistem benim yorumumu yayınlamamış!
“Benim sayfam” mı nedir o benim için henüz hazır değilmiş.
Yazdıklarım boşa gitti!...
Az sonra Hürriyet’in internet sitesinde şöyle bir manşet gördüm:
“Nobel’e Ermeni gölgesi düştü!”
Yadırgadım.
İç tepkiler içinde kendi halinde iyi bir yazar olduğunu düşündüğüm Özdemir İnce’nin zehir zemberek açıklamasını gördüm:
“Türkiye satışa çıkarıldı. Utanç duyuyorum.”
Haydaaa!
N’oluyo ya?
...dedim.
İyice yadırgadım.
“Kendisi küçük düştü!” dedim.
Ertesi gün Hürriyet’in kendisindeki manşeti gördüm:
“Nobel bir Türk’ün”
Beğenmedim.
“Nobel Orhan Pamuk’un”
...demeliydiler.
*
O gün çay sohbetinde çok sevgili dostuma Orhan Pamuk ve Nobel ile ilgili olarak “Nötr’üm” deyip düşüncelerimi güzelce anlattıktan sonra akşam sevgili karımla da konuyu görüşüyoruz:
-Orhan Pamuk Nobel’i almak için...
-Hiç de öyle değil! Nobel’i hakkıyla aldı o bir kere!
-Ya bi dur! Ne düşündüğümü anlatmaya çalışıyorum.
-Kesinlikle önyargılı düşünüyorsun! Hiç siyasi nedenle verilir mi Nobel?
-Abi adam hak etti. Baktı vermeyecekler...
-Neden vermesinler? Okuduklarının etkisinde kalıyorsun.
-Haydaa! Ya tamam verecekler vermesine de adam vermeyecekler sanıp abuk subuk konulara girdi...
-Hiç de öyle değil.
-Ne diye durup dururken “1 milyon Ermeni, şu kadar Kürt” dedi o zaman?
-Durup dururken demedi, ona sordular o da cevap verdi. Bir görüşü olması gerekiyordu tabi.
-Anlaşıldı; güzellik yarışmalarındaki gibi ona sordular o da cevapladı.
Evet aynen öyle işte.
Güzellik yarışmalarında o güzeller güzeline, o seksi şempanzeye, o ahmak sarışına sorarlar:
-Dünyayı sen yönetiyor olsaydın, yapacağın üç şey ne olurdu?
-Lösemili çocukları severdim, doğayı yemyeşil yapardım, hayvanları kucaklardım...
Orhan Pamuk’un yaptığı şey de aynen budur işte!...
-1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt, hukuk dışı devlet...
Abi anladık da bu konularla senin alakan ne?
Bunca yıl bu konulardan hangisiyle içli dışlı oldun?
Hangisi hakkında bir araştırma yaptın, bir görüş bildirdin, bir tezin var?
Tam Nobel’e aday oldun, salladın!...
Altı da boş!...
Çünkü “şöyledir, böyledir, belgeleri budur” demedin!
O taraklarda bezi olan biri değilsin!...
Nerden çıktı şimdi bu?
Ahmak sarışın güzel...
Olay budur!...
*
Sevgili karımla muhabbetimizde boyut değişiyor:
-Biz de o kadar masum değiliz yani. Neler yapılmış Ermenilere.
-Okuduğundan etkilenen sen olmayasın?
-Yok yok. Çok kötü şeyler yapmışız biz de...
-Tamam bir şeyler olmuş ama bu soykırım değildir. Karşılıklı bir şeyler olmuş, onların kaybı daha fazla olmuş.
-Yahudi soykırımı gibi değilse de bizimkiler de yapmış bir şeyler işte.
-Durup dururken yapmadılar herhalde? “Gel şunları yok edelim!” dediler ve yaptılar öyle mi?
-Yok yok öyle bir şey.
Abi ne diyim şimdi ben?
İlber Ortaylı gibi tarihçiler bile tam bir ad koyamamışlar ben mi koyucam?
O güne kadar sorun yoktu da o gün ne oldu?
İttihatçılardan biri bir Ermeni’ye tutuldu da babası “Sana kız vermem ben!” dedi de ona mı bozuldular ne olduysa aniden bir karar aldılar sürdüler insanları.
Ne bileyim ben?
Ayrıca yüzyıl geçmiş, koca Atatürk zamanında bunlar gündeme getirilip, “soykırım” cart curt denmemiş, yetmiş yıl sonra birileri çıkmış “bize soykırım yapıldı” demiş, terör estirmiş, uluslararası arenada konuyu temcit pilavı gibi ikide bir gündeme getirmiş, akıl almaz oyunlarla bizden hem tazminat hem toprak koparmaya çalışmış.
Batılı bazı tarihçiler “yok canım, hiç de öyle değil” demiş, Türk tarihçiler “bir şeyler oldu ama bu öyle bir şey değil arkadaş” demiş falan filanken...
Konuyu ekonomik-politik platformlara taşıyıp, zihinleri kaşıyıp bir şeyler koparmaya çalışan yüzsüzlerin saçmalığına prim verip “evet 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt” demenin, hele ki o konuda hiçbir çalışman yokken böyle demenin alemi ne?
Bunun tek amacı “Tac”ı almak olan güzellik kraliçesi adayı ahmak sarışının hiç alakası olmadığı halde “Lösemili çocuklar, yeşil doğa, ah şirin hayvanlar” söyleminden ne farkı var?
Ne farkı var?
Böylesine tarihi bir olayın baş aktörü, böylesine büyük bir ödülün sahibi iken ve tüm dünyanın alkışını hak eden Orhan Pamuk, alkışların bu kadar cılız kalmasına, Cumhurbaşkanı’nın çekimser kalıp kutlamamasına, ve hele benim gibi birinin bile “nötr” kalmasına neden olan davranışları nedeniyle katıksız bir “ahmak”tır...
Yani sıradan bir insandır...
Sonuçta nasıl “Tac”ı takan o ahmak sarışının “Lösemili çocuklar” için söyledikleri hatırlanmıyorsa, Orhan Pamuk’un söyledikleri de hatırlanmayacak ve akıllarda sadece Nobel kalacaktır.
Ama ben Milli Takım’ın attığı gollerdekinden çok daha fazlasını hak ettiğim o muhteşem Nobel sevincini doyasıya yaşamama engel olduğu için çok kızıyorum Ahmak Pamuk’a...
Ahmak tarafın bir yana...
...ödüle layık görülen o muhteşem güzelliğin için teşekkürler Orhan Pamuk...
Bol Nobel’li bir hayat dilerim...
Bahadır J
Notlar:
Konuyla ilgili benim görüşüme en yakın yorumlar şu üç yazardan geldi:
İyi oldu! (Hadi Uluengin)
“...bütün bunlar iyi; Büyük Orhan Pamuk'un Nobel'i ise yağ bal oldu!”
Orhan Pamuk'u vurmalı... (Bekir Coşkun)
Fransa'nın ilkel yasasına yeterince kızamazsınız; benzeri çoktandır bizde olduğu için...
Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü almasına yeterince sevinemezsiniz; o ödülü ulusal söylemlerle çatışarak aldığı için...
Gerçekle yüzleşmek... (Oktay Ekşi)
Orhan Pamuk'un aldığı ödül evet çok önemlidir ama Pamuk’un bu ödülü almak için yaptığı "atraksiyon"ların unutulmadığı da bir gerçektir.
Sayın Pamuk'a Nobel ile birlikte ahlaki zafiyet ödülü de verilse iyi olurdu diye düşünüyoruz.
|