![]() |
KAHVE İÇİŞİM Gün doğmak üzere. Hâlâ bilgisayarin başında, yazımı yazıyorum. Gecenin getirdiği rahatlığı hiçbir yerde bulamıyorum. Ali Ağa'yı tanır mısın? Mutlaka tanır, dediler. Şüphem olmadı. Sarıldım kitapa, seni zannederken. Evire çevire sayfaları, "Gül kokuyor", dedim kendi kendime. Bahçe kapısındaki bekçi, "İçeri giremezsin", dedi. "Yaw, sen kim oluyon da, bana içeri girmemi yasaklıyon?", diyecektim. Brak ya, o da zavallının teki. Maaş için kimseyi içeri sokturmuyor, dedim içimde. Yandaki taşa oturdum. Yılanın ısırmasını bekleyecektim, ama bilgisayardaki kitap, gözümü çıkarır nitelikte büyük harflerle sardı gözlerimi. Ne sen kaldın, ne rüya. Elimdeki çiçeği uzattım ekrana. Bir ":-PPP" gelmez mi karşılık olarak? Kapattım. Su dolu kahve fincanını mikro dalga fırının ortasına yerleştirirken, arkamdan kafama iyi bir darbe yemişim. Ayıldığımda, genç komşu karısı yanıbaşımdaydı. Su veriyordu. Masallarda kendimi hissettim, ama hissini alamadım pek. Bir defa, daha bir defa, daha biiiiiiirrrr defa ve bu günlük bu kadar. Kapı kapandı. İçimdeki kepenkler indirildi, kahveler döküldü. Gökte yıldız yok. Ne yaparız biz yıldızsız? İkinci darbe birincisinden daha güçlüydü. Kahve daha az döküldü, ama çok daha çok içtim bu defa. Malum, benim özel bir kahve içişim var :) (18.26) 27.01.2002 |
© Oktay AHMED, 1997-2002. |